Yayımlandığı yıl Tarık Dursun K.’nın “acemi güzellik” olarak nitelediği Cumartesi Yalnızlığı, 46 yıldır okurla bağını korumayı sürdürüyor. Yılların ustası Selim İleri’nin en genç kitabı! Oradan geçtikçe Sait Faik’i düşünürdü, çipil çipil mavi gözleri ansırdı. Üzülürdü biraz da, gelip burada oturmadı diye. Hemen top alanının yanındaydı kahve, çatıya sığınmış bir çardak vardı önünde, çardak boyu sarmaşıklar. Hele güzün büsbütün güzel olurdu ortalık, kızılyapraklar kaplardı her yanı. Mermer masalara birer kan lekesi gibi düşerlerdi. O zaman dayanamaz; elinde gülünç çantası, soluk lâcivert yağmurluğuna bürünmüş, korkak bakışları kara camlı gözlükleri gerisine saklanmış, boynu bükük girerdi içeriye.
Selim İleri'nin denemelerini okumak, hele İleri'den İstanbul'u okumak bence her okurun tatması gereken bir zevk. Ama Selim İleri'nin öykü ve romanlarından aynı tadı asla alamıyorum. Sorun bende mi bilmiyorum ama akmayan bir yanı var kurgusal eserlerinin. İlk kitabı olan "Cumartesi Yalnızlığı"nda da çok beğendiğim birkaç hikâye vardı ama 4 yıldıza yeter miydi, emin değilim.
Yazarı hiç duymamıştım. Eser, Ahmet Ümit’in başucu kitaplarından biriymiş. Kitap 13 öyküden oluşuyor. Türküsüz”, Eşref Selim adlı komünist bir ozanı anlattığı ki burada Nazım Hikmet olduğu çok açık anlaşılıyor. 19 yaşında bunları yazması gerçekten bir başarı. Içerik: Yabancılaşma, toplumsal ilişkilerde zorlanan karakterler, siyasi olaylar, sanatsal eleştiri, sevgi konularının. Tavsiye edebilirim.