"İşte onun için; Otururken otur; Yürürken yürü, Çalışırken çalış. Hepsi bu - bu, Zen"
Aslında en zoru bu, otururken sadece oturmak, yürürken sadece yürümek... Hep bir şeyler dinleyeyim, izleyeyim boş durmayayım düşüncesindeyiz. Sadece durmak çok zor günümüzde. Güncel işlerde diş fırçalarken mesela sadece diş fırçalayabilmek, buna odaklanıp düşüncelere girmemek...
Giriş için iyi bir kitap, ben konu hakkında okumalar yaptığım için daha detaylı şeyler de aramaktayım. Çeviri de iyi, ama imla hatası çok var.
"Beppo sokağı adım adım süpürür. Sokağın sonuna bakmaz, işinin daha ne kadar süreceğini düşünmez, çünkü uzundur sokak. Süpürgesiyle bir yarım daire çizer, sonra bir yarım daire daha. Belki bugün bitmeyecektir işi. Sokağın alt ucuna dek yarın devam edecektir belki, o zaman da üst ucu yeniden kirlenecek, o ise öbür gün sokağı süpürmeye yeniden başlayacaktır. Ama söylediğine kulak verin: "Bak Momo”, der sözgelimi, "bazan çok uzun bir sokak olur önünde. Öylesine uzun ki hiçbir zaman bitiremeyeceğini düşünürsün.” Bir süre susar, sonra devam eder; "Derken acele etmeye başlarsın. Gittikçe daha çok telaş edersin. Ama başını kaldırdıkça önünde uzayıp gidenin hiç de daha kısalmadığını görürsün. O zaman daha da sıkarsın kendini, korkuya kapılırsın, sonunda tıkanır kalırsın. Sokaksa hala önündedir. Böyle yapmamalı.” Bir süre düşünür. Sonra, "sokağı hiçbir zaman bir kerede düşünmemeli, anlıyor musun?” der, "sadece bir adım, bir nefes, bir süpürge darbesi sonrasını düşünmelisin. Sonra bir sonrakini.” Yine durur ve eklemeden önce düşünür; "O zaman işini seversin, bu önemli, o zaman işini iyi yaparsın. İşte böyle olmalı.”"
"Dik Oturmak Beden koşullarınıza en uygun oturuş biçimini seçtikten sonra leğen kemiğinizin üzerine oturmakta olduğunuzu hissedin. Gövdenizin üst kısmıyla ağırlık merkezinizi bulana dek sola ve sağa doğru hafif bir salıncak hareketi yapın. Kalçanızı öne-arkaya hareket ettirin ve burada da merkezinizi bulun. Sırtınızı geriye doğru aşırı bükmek sağlığınız için ne kadar kötüyse kambur oturuş da o kadar kötüdür. Sırtınızı, ense ve başınızı olabildiğince dik tutun. Göğsünüzü hafifçe öne doğru çıkarın ama bunu yaparken bedeniniz geriye doğru fazla bükülmesin. Böylece nefes alışınız için ne kadar yer kazandığınızı hissedin. Bizim kültürümüzde özellikle kadınlar öne eğilmiş bir şekilde yaşama eğilimindedir. Kulaklarınızın omuzlarınıza, omuzlarınızın kalçanıza dik olup olmadığını duyumsayın. Merkezinizi bulmak için başınızı biraz sallayabilirsiniz. Burnunuz göbeğinize dik bir duruma gelmeli."
-Yaşamsal olan konservelenemez, zamana dayanıklı kılınamaz. Yaşam bir andan ötekine tazeliğinde yaşanmalıdır. Çünkü hiçbir an diğerine benzemez, tutulamaz, yinelemez. Temel Zen kavrayışıdır bu, o nedenle de bütün Zen sanatlarında uygulanır.
“Bizim verimlilik temelli toplumumuzda, sonucunun önemli olmadığı bir işi ciddiye alarak ve yoğunlaşmış bir şekilde yapmak elbette çok zorumuza gider. Boş dediğimiz zamanımızı bile "yararlı" birşeylerle dolduruyoruz. Akşam bırakıp sabah yeniden başlayan çocuklar gibi oynayamıyoruz artık. Daha güçlü, daha sağlıklı daha., artık her ne ise birşey olmak için koşuya çıkıyor ya da spor yapıyoruz. Boş zamanımızda, aydınlanma peşinde bağdaş kurup meditasyona oturuyoruz. Oysa Zen, oyunu an’da oynamak demektir.” Kitaptan.
Giriş güzel; Zen felsefesine giriş havasında. Sonraki bölümler sıradan, biraz ordan biraz şurdan olmuş.