Rus edebiyatının devlerinden olan Tolstoy (1828-1910); "Din Nedir?" adlı eserinde, resmi Hıristiyanlık ve Kilise'yi sorgulayıp, insanın var oluş gayesi, Tanrı ve Dünya ile nasıl bir bağ kurması gerektiği sorusuna eğiliyor.
"Dinin temelleri, yüksek insani olgunluğa varmış kimselerce, insanın, üzerinde gücünü hissettiği Sonsuz Varlık ya da varlıklarla kurduğu ilişki olarak açıklanmıştır. Değinilen ilişki kişilere, zamana göre ne tür değişiklikler gösterirse göstersin, insanın dünya yolunu çizmeye çalışmış, bu yolda nasıl davranılacağı hakkında kurallar koyma çabasına girmiştir."
Lev Nikolayevich Tolstoy (Russian: Лев Николаевич Толстой; most appropriately used Liev Tolstoy; commonly Leo Tolstoy in Anglophone countries) was a Russian writer who primarily wrote novels and short stories. Later in life, he also wrote plays and essays. His two most famous works, the novels War and Peace and Anna Karenina, are acknowledged as two of the greatest novels of all time and a pinnacle of realist fiction. Many consider Tolstoy to have been one of the world's greatest novelists. Tolstoy is equally known for his complicated and paradoxical persona and for his extreme moralistic and ascetic views, which he adopted after a moral crisis and spiritual awakening in the 1870s, after which he also became noted as a moral thinker and social reformer.
His literal interpretation of the ethical teachings of Jesus, centering on the Sermon on the Mount, caused him in later life to become a fervent Christian anarchist and anarcho-pacifist. His ideas on nonviolent resistance, expressed in such works as The Kingdom of God Is Within You, were to have a profound impact on such pivotal twentieth-century figures as Mohandas Gandhi and Martin Luther King, Jr.
Tolstoy'un İtiraflarım adlı denemesinde edebi ve kişisel bir dille dile getirdiği konuları daha sistematik bir şekilde ve örneklerle anlattığı bir kitaptı. Kitapta din ve inanç hakkında Tolstoy'un üç denemesi var. Bunlar "Din Nedir?", "Din ve Ahlak" ve "Şiddetin Kanunu ve Aşkın Kanunu".
Kitaptaki en büyük sorun çok fazla tekrara düşülmesi. Tolstoy yola çıktığı "Gerçek dinin Kilise ve Devlet tarafından tahrip edilerek asıl halinden çok daha dünyevi bir noktaya çekilmesi" fikrini fazla dallandırıp açamamış. Aynı anlama gelen ve tartışmaya yeni bir fikir sunmayan farklı birçok cümle okuyabilirsiniz.
Ama tabii Tolstoy'un fikirlerine hak vermemek elde değil. Yine de bir noktaya kadar hak verilebiliyor. Tolstoy dini ritüellere ihtiyacımız olmadığını, tek yapmamız gerekenin komşumuzu sevmek ve kötülüğe direnmemek olduğunu söylüyor. Ancak bu söyledikleri o kadar muğlak ve geniş ifadeler ki, toplumu bu iki kural temeline kurmak ve bir yaşam sağlamak çok güç. Bu nedenle fikirleri uygulamadan uzak, teorik ve kolaycı kalıyor. Malesef belli bir uygulama alanı oluşturularak (teoride de olsa) sunulsa çok faydalı olabilecek düşünceler, apartman toplantıların gündemindeki "dilek ve temenniler" maddesine benzeyen bir hal alıyor. Tabii söylediğim bu olumsuz şeyler düşüncelerin uygulama alanı için.
Yani sosyolojik açıdan herhangi bir değeri olmasa da kişisel açıdan, psikolojik açıdan, insanın din ve inanç konusundaki düşüncelerini olgunlaştırmaya oldukça elverişli düşünceler var. Özellikle kurumlsallaşmış dinden nefret eden ama kendisini inançlı sayan insanların (ki bu insanlar kurumsallaşmış din mensuplarınca ve takipçilerince aforoz edilmektedirler) kendilerine çok yakın bulacakları düşüncelerle karşılaşabilecekleri bir kitap. Ama keza İtiraflarım da aynı fonksiyonu yerine getirebiliyordu. Din Nedir kitabını okumak yalnızca birkaç örnek daha kattı hafızama. Bu açıdan bakıldığında İtiraflarımı okuyan birisinin okumasına gerek olmayan bir kitap olarak görüyorum. Ama tabii İtiraflarımı okumadan okununca çok daha farklı ve fazla bir etkisi olacaktır. Puan verirken bu durumu göz ardı etmek istemedim.
Bölümler kısa kısa, güzel anekdotlar ve alıntılar eşliğinde geçmiş ve çağdaşı filozofların referanslarıyla kendi düşüncelerini çok özgün bir şekilde anlatmış üstad. Biraz tekrara kaçmış olsa da ciddi bir şekilde hem bilgilendim hem de kendi inancını (Tolstoy'un bireysel din şuurunu) dönemin -çarist, sosyalist, devrimci, devletçi ya da devrimci ateist, sözde okumuş konformist entelektüel burjuva vesair- eleklerinden geçirerek yaşayan bir din ideası ortaya koyuyor (Sevgi Kanunu Öğretisi) ve okuyucuyu ciddi bir şekilde sarsıyor. Böyle romantik dindar olabilir mi insan acaba? Sevginin kanunu istisnasız bir şekilde şiddetin karşısında tertemiz ve eylemsiz durarak onu durabilir, yenebilir ya da dönüştürebilir mi? Tolstoy'un din inancı İsa peygamberin saf mesajına dayanıyor. Tolstoy bu anlamda da ortodoks bir inanlı değil. Aksine yine yalnız ve kiliseyi reddediyor. Kitap ile ilgili daha fazla bilgi vermeyeceğim ama İncil'deki bu yaklaşım Tekvin'deki ve Kuran-Maide 27-28'de şöyle geçer:
“Andolsun! Beni öldürmek için bana el uzatsan da, ben seni öldürmek için sana el uzatacak değilim. Ben âlemlerin Rabb’i olan Allah’tan korkarım.”
İşte bu yaklaşım, diğer yanağını da çevirme ve kötülüğe karşı koymama...
Çok fazla detaya girince kafa karıştırıcı bir şey.
Din Nedir? Şudur denilemez, ama hiç de cevabı yok değil. Lev N. Tolstoy'un bu eserini okurken yorulmuştum, alıntılarla pekiştirilmiş bir yapıttı, diğer hikaye ve romanlarına ağırlık verdiğim için kendisini bisikletiyle görememiştim, bu kitap da, izlenim de farklı bir deneyim olmuştu.
Din Nedir? Hmm bana var olan ve benimsenen manevi bir inancı anımsatıyor, inançsa insanın manevi yönünü tatmin etmesi için var olan alet ve edevat denilebilir, benim için. Lev Nikolayeviç Tolstoy’un okuduğum 7. Kitabı oldu, yazar, her kitabında kendini belli ediyor gayet açık ve anlaşılır bir dille yazıyor.
Kitabı okumadaki amacım ve istediğim “dine karşı olan düşüncelerim, ilgimi çekiyor bağlanıp bağlanmamakta kararsız kaldığım için, okumak istiyorum,” okuyorum.
Kitapta Hz. İsa’dan sürekli bahsediyor, Hz. İsa’nın öğretisini anlaşılır hale getirmek için birçok önemli konuda filozofların sözlerinden örneklerle aktardığı bir kitap ve ayrıca Allah’tan başlayıp Hıristiyanlığı kurtuluş olarak gösterip altını çizerek bahsediyor, günümüz dinlerinin yaşanılışına baktığımızda; bana mantıklı geliyor dinde veya yaşayışta ya da her ikisinde de büyük bir eksiklik boşluk olduğu apaçık... üzücü gerçekten, Tolstoy Hz. İsa’nın öğretisini gerçek Hıristiyanlığı vurguluyor doğru ve tek yolun olduğunu Allah yolunda her şeyden üstün ve gerekli olan Hıristiyan öğretisini, Hz. İsa’nın öğretisinden hiç bozuntuya vermeden “savaştan, güç otoritesinden, öldürme eyleminden... bg,” kavramların kötü olduğunu ve insanların “sadece ama sadece, hür bir iradeye sahip olduğunu vurgulayıp ve yaşamlarını efendilik veya kölelikle geçirmemelerinin gerektiğini belirtiyor.”
Tolstoy, “insanı insan idam ediyor” insan insanın kölesidir, gibi yaşam tarzlarından men ediyor. tek doğru ve olması gereken; Hıristiyan öğretisinin Hz. İsa’dan gelen, hak yoluna Allah’a giden yolda yürünmesi gerektiğini açıklıyor. Birçok filozofun deyimini paylaşıp tek tek görüşlerini ve Yuhanna ve Matta vb. kitaplardan paylaşım yaptığı etkileyici bir kitap.
Din Nedir? gördüğün, benimsediğin, anladığın ve uyguladığın yaşamın amacıdır, din.
Pascal;
Bazı insanlar saadet ve mutluluğu güçte, bazı insanlar da bilim veya şehvette arıyorlar. Cennet mutluluğuna gerçekten yakın olanlar, onun herkesin değil de sadece birkaç kişinin sahip olabileceği bir şey olmadığını anlıyorlar.
Pascal;
İnsanın akla uygun düşünmesi gerektiği açıktır. Akla uygun düşünen bir kişi, her şeyden önce hangi amaç için yaşaması gerektiğini düşünür; ruhu ve Allah hakkında düşünür.
“Ve siz hakikati bileceksiniz ve hakikat sizi azat edecektir.” (Yuhanna, VIII, 32)
Hepiniz anlayın ki ne köle olmak için doğduğunuz, ne de efendi olmak için; sizler hür insanlarsınız, fakat ancak hayatın en yüce kanununu ifa ettiğinizde hür ve aklı başında olursunuz.
Uyanmış insan, devlet denilen yapıya uymaz! Devletler ancak yıkım ve güç otoritesini halka azap ve zulmü yaşatırlar, tek otorite insanlık bireyin kendisini bilmesidir denilebilir, teşekkürler.
Een essay van Lev Tolstoj over hoe de kerk als instituut de Christelijke leer gebruikt om, samen met de regering, de bevolking in toom te houden. Volgens Tolstoj gaat dit tegen het principe van religie in en pleit hij ook voor één wereldreligie die inspeelt op het 'gezond verstand' van de mensheid, zonder de dogma's die huidige religies aanhouden.
Heel interessant boekje die je aan het denken zet. Veel problematiek die in de tijd van Tolstoj speelden komen op dit moment terug, waardoor het een heel actueel boek wordt. Uiteraard komen er wel verouderde concepten in voor die vandaag de dag niet meer toepasbaar zijn.
Dinin ruhban sınıfı bazlı yorumuna karşı çıkması ve dinini çok daha "felsefileştirmesi" güzel bir bakış açısı ama maalesef bilimi cahilce eleştiriyor, deizmden farkı olmayan dini görüşüne hiç bir makul bir açıklamaya dayandırmadan Hristiyanlık diyor ve rezalet ötesi bir ahlak temellendirmesi yapıyor. Kötü bir din felsefesi ve berbat bir sosyoloji, bilim ve din tarihi yorumu. Yine de asıl din felsefesine katkısı olacak "Tanrı'nın Egemenliği İçinizdedir" kitabına temel taşıdığı için önemli buluyorum
Kesinlikle bu çeviriyi okumamalısınız. Alternatifleri böyle iyidir böyle kötüdür diyemem, ama bu çevirideki Türkçe cümleler yer yer kendi içinde bile hatalı. Yazarın anlatmak istediğini anadil seviyesinde anlamak mümkün değil.
Kitabın gerçekliğinden şüphe etsem de metni az çok aynı olan bir İngilizce versiyonunu da gördüm internette. Fakat çeviri kelime seçimleri vs. açısından yönlendirici. Sanırım Tolstoy'un dini yazılarını Türkçe'de okurken yayıncıya ve çevirmene dikkat etmek gerekebilir.
Kitabı konusu hakkında bir tartışmaya girmeden, ben elimdeki oda yayınları baskısı için "çok zayıf" yorumu yapabilirim. Çeviri okumayı baya zorlaştırmış.
Tolstoy'un din savunusu ve din eleştirisi. Dini, pozitivist anlayışa ve felsefeye karşı savunmaya çalışırken; kurumlaşmış, safsatalara boğulmuş din anlayışını eleştirmektedir.