İlk Novus kitabında olduğu gibi, temas vakalarının hatırlanmayan, hafıza mahzenlerinde örtülü kalan kısımlarını su yüzüne çıkarmak için yola çıkmıştık.
Ama akış bizi öyle bir noktaya götürdü ki her şey adeta kontrolümüz dışında ilerliyordu.
Sanki bir sihirli el seanslarda direksiyonu alıyor ve bilinçaltı çalışmasına katılan süjelerin odağı ısrarla Anadolu’ya, Mustafa Kemal Atatürk’e ve yakın gelecekte ortaya çıkarak o birleştirici, toparlayıcı, ayağa kaldırıcı, kudretli bilincin bayrağını devralacak yeni lidere geliyordu.
Görünen oydu ki temasçıların ağızlarından dökülen ortak ifadeler bize bir şey anlatmaya çalışıyordu:
“Bu mesajı kitlelere iletin!”
Ortaya çıkan veriler ve aktarılan mesajların ortaklığı son derece dikkat çekici. Geleceğe yönelik ifadelerin gerçekleşme şeklini ve sürecini ise zaman gösterecek.
Ruhsal sistemin kendisine göre bir planı var. Bu yüce mekanizmanın kudretli eli kendisine bağlı unsurlarla yeryüzüne uzanır, gerekeni gereken zamanda yapar.
Mesaj – Novus II bir temenni kitabı değildir. Anadolu halkına bir mesaj, bir bilgi aktarımı, bir haber kitabıdır. Yol ve hedef bellidir. Kitap içeriği zaten kendi kendini açıklamakta.
Erhan Kolbaşı dünya dışı yaşam konusunu araştırırsanız Türkiye’de karşınıza çıkacak başlıca araştırmacılardan biri. Yurtdışı tecrübesiyle ve yılların birikimiyle kendi açısından konuya daha derli toplu, kanıtlara dayanarak bakan biri. İnanıp inanmamak bir yana bu alanda olan bitenden haberdar olmak, bir bakış açısı edinmek için okunabilir. Novus I gibi II de dünya dışı varlıklarla temas yaşamış gönüllü kişilerle yapılan bilinçaltı çalışmalarından oluşuyor. Novus II, yazarının sözleriyle, hızlı bir şekilde toplanmış ve yayına sunulmuş. İçeriğinin insanlara kısa sürede ulaşması gerekiyormuş. Ülkemizde çeşitli kesimlerin kendilerine uygun bir lider, kurtarıcı beklediği gerçeği bu konuları araştıranların malumudur. Kitapta Türkiye için böyle birinin hazırlandığını, bu kişinin ülkeyi kurtarmak için değil, belli hedefler yönünde ülke potansiyelini toparlamak, ülke insanını birleştirmek için geleceği vurgulanıyor.
Kitabın büyük kısmı temas vakaları. Değerlendirme başlığı altında ikinci bir kısım var sonunda. Dili anlaşılır.
“Biliniz ki: Türkiye Cumhuriyeti aslında siyasal değil, bütünüyle ruhsal bir zemin üzerine kurulmuştur.” Erhan Kolbaşı
“…rol dağılımı için bekledikleri…” (17)
“Beşer olarak yaşayan insan nesli burada kalacak olanlar.” (22)
“Bilince bir şey düşüyor ve kendini orada buluyorsun… Orada oluyorsun… Orada yaşamaya başlıyorsun… Yani bilincine düşen durumu yaşıyorsun.” (22)
“Madde ruhsal tesiri alarak gelişir ve geliştikçe de daha akışkan hale gelir. Bunun sonucunda ise düşünceye daha kolaylıkla tepki verir.” (23)
“Birçok seçeneği bir araya toplayıp onların içinden en üst insan modelini oluşturmak istiyorlar.” (24)
“Örneğin Mevlana hissi bizlere uygun gelirken, Hıristiyan inancıyla büyümüş birisine Hz. İsa enerjisiyle telkin veriyorlar.” (25)
“Konsey var… Masa var… Toplantı var… Kararlar var… Kararlar verilip daha sonra Dünya’ya iniliyor.” (27)
“Kaç kişi o konsey? (Yanıtını zaten biliyoruz. Dilek bana sessizce elleriyle “12” işareti yapıyor.) (27)
“Konsey neden bu yılan gibi varlıkların bu kişileri kontrol altına almasına izin veriyor? : Ayrıştırmak için… Çünkü insanlara seçim hakkı veriyorlar… Negatifte mi kalıyorsun yoksa pozitifte mi kalıyorsun? Çünkü aynı şeyi bize de yapıyorlar… Negatifte misin? Pozitifte misin? Pozitifteysen seni seçiyorlar zaten.” (33)
“Dünya’nın ileri versiyonu için yeni bir ırk yaratılıyor.” (37)
“Başka bir dünyadaki yaşam için Dünya’daki kadınlardan yumurta alıyorlar diyorsun. Peki tek sebep bu mu? … : Araştırma yapıyorlar ayrıca… Dünya insanı için de araştırma yapıyorlar… Çift taraflı… Dünya’da bazı konulara çözüm getirmek için projeler yapıyorlar. Ne gibi? Sağlık konularında ileride çözümler sunacaklar ama şu an bunların hepsi çok gizli bilgiler… O yüzden insanlara ihtiyaçları oluyor… Hazır olan insanlarla çalışıyorlar.” (38)
“Dünya insanının duygularına ihtiyaçları var. … Kendileri için… Onların mevcut yapılarında o duygular yok.” (39)
“Şu an herkes birbirine çok düşman… Bunun yenilmesi gerekiyor ülkede…” (40)
“Göktürklerin yukarıyla bağlantısı vardı… Türkiye’de şu anda bedenlerden birçok insan Göktürk kodlarını taşıyorlar… O kodlar aktif olursa, o bilgiler açığa çıkarsa insanlarda bilinç sıçraması olacak…Bilinç sıçramasıyla insanlar daha çok birlik olmaya başlayacak ve nereden geldiklerini hatırladıklarında, görevlerini hatırlamaya başladıklarında herkes birbirine yardım edecek.” (40)
“İnsanların birbiriyle bağlantıya geçmesi gerekiyor… “Lider sizin içinizde” bilgisi geldi… İçinizde ne demek?… Siz bu sorunun cevabını biliyorsunuz diyorlar…” (41)
“Yeni dünya geçişi Türkiye’de… Ama ileride… Yakın zamanda değil… Olmuyor çünkü Türkiye çıkmaza girmiş durumda… Onu çözmeye çalışıyorlar.” (41)
“…doğmadan önce anlaşmaya yapıp dünya yaşamında o noktaya gelememiş çok insan var diyorlar.” (43)
“Kaç kişi? On iki. Onlar nereye bağlı peki? Gökyüzü temsilcilerine. Onlar nereye bağlılar? Yaradan’a bağlı.” (46)
“İnsan duygularının fiziksel bedene olumsuz yansımasının engellenmesi üzerine bir çalışma yürütülüyor. İnsanlar duyguları aracılığıyla kaslarını, hücrelerini, bölgesel alanlarını yorup kilitleyebiliyorlar ve o alanda bozulmalar meydana gelebiliyor. … Duyguları insan sadece his olarak yaşayabilir.” (47)
“Dünya acı çekiyor… Dünya çok sıkıntılı… Bunu biz yaptık, biz düzelteceğiz. Onları daha güçlü yapmaya çalıştık… Doğal halinde bırakmadık onları… Yanlış yaptık. … İnsanlar daha saldırgan hale mi geldiler ya da daha bilinçsiz mi oldular? Kontrol edilebilir oldular. … Robot gibi oldular… Bilgimizi çaldılar ve bunu farklı kullandılar.” (53-54)
“Ruhsal mekanizma müdahaleyi istemiyor ama engel de olmuyor… … Bize insan tekâmülündeki hatayı düzeltmek için fırsat verildi.” (56)
“Çok merak ettiğimiz bir şey var. Neden böyle bir böcekli beden formu kullanıyorlar? Bulundukları gezegene uygun olması sebebiyle… bu gezegeni o form kaldırabiliyor.” (63)
“Dualarınızda hiçbir zaman bir teslimiyet yok… Dualarınız hep kendiniz için… Bizim geçit kapımıza ulaşıyor dualarınız… Bizim oraya frekanslar yapışıyor… Cam gibi düşünün… Nefes alıyor orası… Yapışıyorlar… Yapışıyorlar… Biz onları anlamaya çalışıyoruz…” (79)
“Dünya sıfırlanamaz… Yapay zekâ ruhları içine çekiyor… Tükenmiş insanlar…” (80)
“Yirmi bir boyut var…” (81)
“Dinlerde ışıklar var… Sayılarda ışıklar var… Ama kelamlar sizin kelamlarınız, bizim değil… Ama istemeden söylediğiniz şeylerle ışık kapıları açıyorsunuz… O kelamların hepsinin frekansı var ve siz her duanızda istemeden kapılar açıyorsunuz.” (83)
“Bize geldiniz… Dualarınız ve istekleriniz bize geldi… Sonra siz bizim derdimiz oldunuz… (Gülerek…) Yani o kadar çok frekans yolluyorsunuz ki, her yerimizi acıtıyorsunuz… Bizden size gelenler yorgun dönüyorlar… Ve onları düzeltip biz öbür tarafa yollayacak olduk… Çünkü bizim öbür tarafımızda sizden (Dünya’dan) dönenlerin gitme şansı kalmıyor… Gönüllü geliyorlar, perişan dönüyorlar… O yüzden, sizin kötülüğünüz sonucunda, artık bebekler gönderiyoruz… Onlara cennet bahçesi dediğiniz şeyleri gösterip, onları melek yapıp, eğitip göndermeye başladık.
Bunun bir bedeli olmayacak mı Dünya’da?
Zaten bedel ödüyorsunuz… Hep bedel ödüyorsunuz… Hiçbiriniz mutlu değilsiniz ki… Tam bir mutluluk haliniz yok…” (84)
“Yani siz bizim kapımıza yapıştınız… Işık tohumları oldunuz… Biz de ışık tohumlarını bırakamayız… Bizim bir üst evrenimiz var… O üst evrene gelebilecek mertebede bir türlü olamıyorsunuz…” (85)
“Melekler bize aracı oluyor dedi… Kapıları onlar açıyor dedi.” (88)
“Neden öyle bir beden kullanıyorlar? Yani peygamberdevesine benzer bir beden?
Onlar için kutsal.
Neden kutsal görüyorlar o bedeni?
Aynı zamanda bulundukları yere uyumlu… Başka bir boyut.” (97)
“O zaman daha ruhsal bir Türkiye mi olacak?
Evet.” (113)
“…saf sevgi enerjisi 36 birime çıktığında sizi hiçbir şey tutamaz… Artık her türlü boyuta geçebilirsiniz… Her türlü şeyi yapabilirsiniz…” (120)
“Türkiye’nin vazifesi ileride, değişimden sonra ne olacak?
Vazifesi aslında sadece iyilik üzerine ama bu bozuldu… … Birleştirmek… Bütün dünyayı toparlayıcı rolü var… Düzenlemek zorunda… Bulunduğu yerden dolayı. … Burası merkez çünkü.” (169)
“Evrenle ilgili bir şey var… Sanki o şeyin korunması gerekiyormuş… Bu dünyanın evrene zarar vermemesi için Türkiye’nin buradaki bir şeyi koruması gibi…” (174)
“Atatürk büstü görüyorum! … Sanki onun ruhu birçok bedene yayılmış ve onların hepsi birdenbire tek bir bilinç haline gelip bir şeyler yapıyorlar gibi!…” (180-81)
“Türkiye’nin ortasında kalp gibi atan bir enerji var… Bir insanın kalbi gibi atıyor… Kocaman… Sanki böyle şey gibi… Dünyadaki bütün spiritüel insanlar o kalbe doğru mıknatıs gibi çekiliyor.” (184)
“Sanki Türkiye’nin altındaki o sivri, saplantı, üçgen yer Dünya’nın savrulmasını durduran denge gibi…” (203)
“Dünyanız ortada… Dünyanız ortada olduğu için laboratuvar görevi görüyor… Çok fazla dememeye maruz kalıyorsunuz… Düşecek mi, çıkacak mı?” (209)
“Birçok zekiler kaybettiklerinde çok daha tehlikeli olabiliyorlar… Çok daha fazla bilgiye sahip oldukları için… … Negatif tesirlere hizmet edenler?
Siz negatif diyorsunuz… Biz kendilerine hizmet edenler diyoruz… Vahşileşiyorlar… Vahşiliğin verdiği bir haz var… O haz onları çok mutlu ediyor… Geçici bir hastalık gibi değerlendirin… Buna müsaade etmiyoruz.
Griler?
Griler öğrendiler… Başarmaları gerektiğini… Yükselmeleri gerektiğini… Öğrendiler… Sonra sınavdan geçtiler… Çok sorun çıkarmıyorlar artık…
Neden onları temas vakalarında daha çok görüyoruz?
Kendilerini çoğaltmak istediler… Büyük bir güç olmak için… Büyük bir güç olduğunuzda tehlike de o kadar büyür… Bunu fark ettiler.” (210-11)
Değerlendirme
“Bu kişi vatanımızın üzerine çöreklenmiş negatif unsurları elimine ederek, Anadolu’nun asli vazifesine başlayabilmesi için zemini düzeltebilecek, zemindeki taşları, ayrıkotlarını, çöpleri temizleyebilecek bir güce, idealizme ve yaşam programına sahip bir kişidir.” (239)
“Bu işler herkesin harcı değildir. Bunlar büyük yollar aşmış varlıkların işidir. Büyük yollar aşmak o varlığa bir liyakat, yüksek seviyeli ruhsal güç ve himayeyi kullanabilme yetkisi verir. Ruhsal ve uzaysal mekanizmaların desteği daima arkalarındadır.” (241)
“Ruhsal plan, hizmet ve vazife bakımından aynı hedefleri seçen, aynı hedefe yönelen varlıkların ortak şuur alanı demektir.” (246)
“Ayrıca bu ruhsal plan doğrultusunda Batı dünyası, tekâmül imkânlarının artması için teknolojik gelişimin hızlandırılması görevini de üstlenmiştir.” (248)
“İçinde bulunduğumuz bu devrede farklı felsefelerin nasıl harmanlanacağı test edilmektedir.” (249)
“Anadolu muazzam zenginlikte bir kolektif-enerjetik şuur sahasıdır.” (250)
“Anadolu’nun çok önemli bir vazifesi, maneviyattan kopmuş Batı ile, akılcılıktan kopmuş bir Doğu âlemi arasında bir denge oluşturmaktır.” (251)
“Halk durağanlıktan çıkarılmıştır. … Mustafa Kemal bu reformlarla Anadolu’nun “mental” gelişimini sağlamak istemiştir. Mental gelişim realitesi duygu realitesinin bir üzerindeki realitedir. Bunun anlamı, bilgiye dayalı bir duyarlılık, şuurluluk ve yüksek akıldır.” (252)
“Kısacası; Atatürk Anadolu’nun tesir planını değiştirmiştir. Anadolu daha yüksek tesirlere hazır hale gelmiştir. … Atatürk ülkeyi dar banttan geniş bant yayınına çekmiştir.” (254)
“Kalp sembolizmi Anadolu’nun Dünya için ruhsal enerji üreten bir “jeneratör” vazifesini üstlendiği anlamına gelmektedir.” (254)
“Zaman enerjisi kâinata homojen şekilde dağılmamıştır. Zaman enerjisini kontrol edebilen varlıklar mevcuttur.” (272)
“…ağır basınca ruhsal olgunluk bakımından hazır olmayan bireyler buna ancak yüksek bir ego zırhıyla karşı koyabilmektedirler.” (285)
“Anadolu, Dünya’yı devre sonuna taşıyacak bilgi yükünü sırtlanacak ve hedefe mutlaka ulaştıracaktır.” (285)
İlk defa bir kitabı bu kadar hızlı okudum. Muhteşemdi. Eğer dünya dışı varlıklara ilginiz varsa kesinlikle okumanız gerek mükemmel bir kitap. Emin olur bir kaç level daha aydınlanacaksınız.