“Görünürde ülkeyi işgal etmediğimiz halde, şimdi valilerini atıyor veya görevlerinden uzaklaştırıyoruz; polislerini yönetiyor, basınlarını denetliyor, zindanlarına girerek Rum ve Ermeni tutukluları, işlemiş oldukları suçlara aldırmadan özgür bırakıyoruz… Demiryollarını sıkıca denetimimizde tutuyor ve istediğimiz her şeye el koyuyoruz… Politikamız, süngünün keskin ucuna dayanır… Halife elimizin altında bulundukça İslam dünyası üzerinde ek bir denetim aracına sahibiz… Bildiğiniz üzere Padişah, bizi buraya yerleştirmeyi diliyor.” Amiral Richard Webb, 19 Ocak 1919
“Padişah İngilizlerin Türkiye’nin idaresini mümkün olduğu kadar çabuk ellerine alması için istirhamda bulundu... İç kısımlara İngiliz subaylarının gönderilmesini ve idareye yardımcı olmalarını rica etti. İstenmeyen subayları görevlerinden almaya ve birlikleri İngiliz subaylarının komutası altına vermeye hazır.” General George Milne, 16 Aralık 1918
“Çöl sanılan bu âlemde saklı ve kuvvetli hayat vardır. O, millettir. O Türk milletidir. Eksik olan şey teşkilattır. Bu teşkilat, organize edilebilirse vatan da millet de kurtulur.” Mustafa Kemal Paşa, Şubat 1919
Con Sinov is a pseudonym for a Turkish writer, who uses this name for his books and on his social profile on X (Twitter). His name Con Sinov is a Turkish writing of the fictional character named Jon Snow from George R.R. Martins book series "A Song of Ice and Fire" which the tv-series Game of thrones also is based on. There is not known many information or pictures of Con Sinov.
Ekim 1918'den 19 Mayıs 1919'a fırtınalı, entrikalı, hüzünlü bir o kadar da heyecanlı; Türk'ün ulus olma kavgasının başlangıcına giden yolu anlatan bu kitapta İttihat ve Terakki'nin düşüşüne, akabinde ittihatçılardan bir bir rövanş alma yarışına düşmekten işgal dostluğu ve misafirperverliği yapan Türk düşmanlarına ve bütün bu gelişmelere karşı asla kayıtsız kalmayan vatanperver general ve devlet adamlarının kurtuluş yolları aradığı kasvetli günlere tanıklık edeceksiniz. Şahsi çıkarları uğruna vatanı satmaya cüret eden, gaflet, delalet ve dahi hıyanet icinde olan sarayın İngilizlerin emrivakisiyle masum, şerefli devlet adamlarının idamını nasıl onayladıklarını hüzünle okuyacaksınız.
Kitabın sonunda güneş ufukta belirmeye başlayacak. Karadeniz açıklarında suikast riskine rağmen milletine kavuşmak için can atan Mustafa Kemal.. Şişli'deki evinde adeta karargâh oluşturmuş, gelişmeleri takip etmiş ve satrancı ustalıkla oynamış ve arzu ettiği fırsatı yaratmasını bilmişti.
İlk kitapta Mustafa Kemal Atatürk'ün birinci dünya savaşı sonuna kadar yaptıklarını anlatan yazar bu kitapta kalan yerden devam edip bandırma vapurunun Samsun'a hareketine kadar geçen sürede yaşananları ortaya koyuyor. Okuldayken tarih kitaplarında sadece 19 Mayıs 1919'da Atatürk Samsun'a çıktı bilgisi akılda kalıyor ama bu olayın nasıl gerçekleştiğinin bilgisi bu kadar ayrıntılı bende yoktu. Bu kitap sayesinde olayları daha ayrıntılı öğrendim. Yazarın elinden çıkan metinleri okumak çok kolay ve akıcı devamını bekliyorum.
İlk kitap gibi dili yine çok akıcı. Fakat duygusu çok ağır. İşgalin hissini içimde hissettiğim bir kitap oldu. Bir kez daha tarih derslerimizde anlatılanların o günleri nasıl bu kadar yüzeysel geçtiğine inanamadım. Boğazlıyan Kaymakamının idamı, İzmir’in işgalinin gerçek yüzü, Vahdettin’in bir değil sayısız kere halkına ihanet edişi ve sayısız vatanseverin birbirinden bağımsız çabaları.. Eğer kişilere çok hakim değilseniz, birinci ve ikinci kitap arasına çok zaman koymamakta fayda var. Yoksa karakterleri hatırlamakta zorluk yaşayabilirsiniz.
İlk kitapta Atatürk'ün kendisini geliştirmesi ve yarınlar için hazırlamasını okumuştuk. Bu ikinci kitapta ise artık o yarın gelmiştir. Hem de çok ağır şartlarla gelmiştir. Saray acziyet içerisindedir. Aman bana bir şey olmasın ama beni tahttan indirmesinler diyerek işgalcilere her türlü tavizi vermektedir. Meclis ise çıkarlarını düşünmekte, ülkenin işgal edilmesine ses çıkarmamaktadır. Bu ortamda Mustafa Kemal kendini siyasetten uzak tutmakta ve Anadolu'da bir görev alma amacıyla şartları oluşturmaktadır.
Tarih derslerinde, ulkemiz isgal edildi ve Damat Ferit ile Vahdettin isgal guclerine biat ettiler diye gecen bu isgal doneminde yasanan ihanetin buyuklugu bizzat isgal gucleri raporlarindan ic parcalayici bir sekilde yansitilmis. Gaflet, dalalet ve hiyanet derken ne kast edildigi butun detaylari ile goz onune serilmis.
Buyuk basiretsizlikleri ve ihanetmeri uzuntu ile okudugum bu 2.cilt Ataturk’un Samsun’a yola cikmasi ile sonlaniyor. Eminim 3. cilt daha keyifli olacak.
1. kitaptan farkli olarak kurtuluş savaşına doğru giderken yaşana olayları ve kişileri anlatıyor. cok fazla kişiyi anlatmaya calışmış bir yandan iyi tabi ama bir yandan da kafa karıştırıcı. soyadı kanunuyla birlikte soy adı alan kişilerin soy adlarını da ekleyerek başlasa daha iyi olurdu.
Paşanın İstanbul’a dönmesiyle başlayan ve İstanbul’dan ayrılmasıyla sonlanan dönemi detaylıca anlatan; sarayı, Anadolu’yu ve Mustafa Kemal’in düşüncelerini ve durumunu detaylıca anlatan, detaylarla dolu, kolay okunan başarılı bir eser.
İhanette çıtayı Vahdettin'den daha alçağa düşüren kifayetsiz kemal dönemini yazmak da kısmet olsun diyelim. Mustafa Kemal'den kansız kemal'e... #çahakmagandi
Con Sinov’un Gaflet, Dalalet, Hıyanet, Cumhuriyet’in erken döneminde ortaya çıkan yanlış yönelimleri, yönetsel gafletleri ve kasıtlı ihanetleri kronolojik ve belgeye dayalı bir çerçevede çözümlüyor. Kitap, olayların nedenlerini, sorumlularını ve toplumsal sonuçlarını psikolojik ve sosyolojik boyutlarıyla net ve açıklayıcı bir şekilde ortaya koyuyor; bu yönüyle uyarıcı ve kaynaklı bir çalışma.