"Celal Talabanî, Irak Millî Türkmen Partisi'nin Kuzey Irak'ta Türkmen haklarını korumaya yönelik faaliyetlerini engelleyebilmek için elinden geleni yaptığı hatta, Demirci soyadını kullanan ve Snober olarak bilinen Necmettin Kakaf'a "Türkmen Kardeşlik Partisi" adı altında kukla bir parti kurdurduğu için Türkiye dostu oluyordu. Hem de ERBİL ve Şaklavva sokaklarına "Kerkük Kürdistan'ın Kalbidir" sloganını yazdırarak !
"Çok samimi olarak şu noktaya temas etmek istiyorum; benim milliyetçiliğim, kültür milliyetçiliğidir. Milliyetçiliğimin temelinde dilde, fikirde, işte birlik vardır. Kültür milliyetçiliği esastır. Anadolu kültürüne herkes uymak zorundadır. Çünkü bu kültür beşbin yıllık Turan kültürüdür. Laz'ı, Çerkez'i, Tatar'ı, Azerî'si, Kürt'ü, Türkmen'i bu kültürün içindedir. Efendim, mozaikmiş. Bir bilge politikacının dediği gibi (Ne mozaği ulan!) İşte mozaiğin Kürt taşı gidiyor. Hainin biri çıkıyor bu taşı oynatıyor. Biraz haysiyetli olmak lazım." A. Cem Ersever (Tanıtım Yazısından)
Cem Ersever PKK'nın kuruluşu, kuruluşundan 1992 yılına değin faaliyetleri; tek tek eylemlerden ziyade Apo'nun karakteri ve davranışları üzerinden, konferans ve kongre kararları çerçevesinde anlatıyor.
1992 yılına kadar parti (PKK), cephe (ERNK) ve ordu (ARGK) şeklindeki yapılanmasının iç yüzünü, Apo dışındaki aktörlerin bu yapılanmalardaki rollerini; daha doğrusu bu aktörler üzerinde Apo'nun tasarruflarını kaynaksız olarak, bir sohbet havası içerisinde aktarıyor.
Başlıksız olarak her başlığın içerisinde önemle ve özenle durduğu hususlar: Apo'nun diğer militanlara karşı suçlayıcı ve harcayıcı tavrı. Mit ajanı yaftası ile yaptığı bir sürekli tasfiye. Pkk'nın Apo demek oluşu. Pkk'nın stratejik savunma-stratejik denge ve stratejik saldırı şeklinde özetlenebilecek; gerilla savaşı-halk ayaklanması-hareketli ordu ve bağımsız birleşik kürdistan yöntemiyle sürdürmeyi planladığı uzun süreli halk savaşının nasıl zorlama ve gönüllü iç destekten yoksun olduğu; bu zorlamanın ise kendilerinin devrimci şiddet adını verdiği silahlı eylemler ile sağlandığı hususudur.
Yine kaynaksız, dayanaksız ama detaylı olarak Pkk'nın geri cephelerinin nereler olduğu, Irak Suriye İran Yunanistan ve Rum Kesimi'nin Pkk'ya hangi sebepler ve hangi amaçlarla nasıl yardımda bulundukları dönemin siyasi konjonktürü çerçevesinde açıklanmıştır.
Yukarıda dediğim gibi sohbet havasıyla yazılan bu kitapta, bir asker olan, üstelik bu çatışmaların tam ortasında bir asker olan yazarın üslubunda Güneydoğu insanına karşı en ufak bir düşmanlık, en küçük bir suçlama iması dahi görülmüyor olması önemlidir. Yazar neredeyse Apo ve çevresindeki birkaç sadist mahluk dışında hiçbir militanı suçlu görmemektedir. Fakat bu görüşü Devletin insanları dağa çıkmaya yönlendirdiği safsatasına da dayanmamaktadır. Görüşü, eli kanlı bir katiller çetesine karşı savunmasız halk yığınlarının elinden bir şey gelemeyeceği savına dayanır.
Kürt’ler, Kürtlük, be Kürt’lerin isyanları hakkında onlarca kitap okumuş bir Kürt olarak kolaylıkla söyleyebilirim ki bu konu ile ilgili bugüne kadar okuduğum içi en boş kitaptı. Kitabın başından itibaren Kürt’lerin aslında Kürt olmadığı ve bunun da farkında olmadıkları gibi çok komik bir sav farklı yollarla okuyucuya işlenmeye çalışılmış. Sokakta yoldan çevireceğiniz herhangi bir insanın sahip olabileceği ortalama bilgiler ve günümüz gerçeklerinin çürüttüğü ipe sapa gelmez varsayımlarla dolu bomboş bir kitaptır. Bu ülkede neden hala Kürt sorunu olduğunu anlamak isteyen herkes kafasının çalıştığını düşünüp bu konuda fikir beyan böyle abuk sabuk kitapları da okumalı. Böylece Kürt’lerin neden hala bu ülkede huzur içinde yaşayamadıklarını anlayabilir.