Bir boyacı çocuğun vahşice öldürülmesiyle başlayan soruşturma, Başkomiser Galip ve ekibine kısa zamanda bir seri katilin, görünüşte birbirleriyle ilgisiz gibi duran cinayetleriyle karşı karşıya bırakır. Bir yandan sevgilisi Aylin'in yasını tutan, bir yandan depresyonuyla mücadele eden Başkomiser Galip belki de kariyerinin en zorlu vakasıyla uğraşmaktadır.
Beyoğlu çıkmazı ve Şarkılar Susunca'dan sonraki Başkomiser Galip Polisiyesinin üçüncü kitabı okurlarıyla buluşuyor
Çağatay Yaşmut, yerli polisiyenin son yıllarda öne çıkan yazarlarından. Yakınlarda yayımlanan Bir Başkomiser Galip Polisiyesi’nin dördüncü kitabı Kadıköy Cinayetleri’yle Dünya Kitap dergisi tarafından verilen “Altın Sayfa Yılın Polisiyesi Ödülü”nün de sahibi oldu. Yaşmut’un yerli polisiyemize armağan ettiği Başkomiser Galip karakteri, sadece olayları çözümleyişindeki yöntemiyle değil, bilakis yaşayan, nefes alan özgün bir roman karakteri olarak, hem fazlasıyla sıradan, hem de fazlasıyla sıradışı özelliklere sahip oluşuyla polisiye romanlarda karşılaştığımız diğer dedektif karakterlerinden epeyce ayrılıyor.
Biraz espri biraz nükte olsa şu seride keşke. Çok depresif. Şu yanı güzel: Cinayet büroda çalışmanın ne demek olduğunu hissettiriyor, ekibin bir parçası oluyorsunuz. İstanbul'u güzel kullanıyor , tanıdığımız mekanlarda dolaştırıyor bizi. Ancak ben karakterlere sempati besleyemediğim için çok sevemedim.