Gelinlik kız bizdeki sayılı 'feminist roman'dan biridir ve ilklerindendir.Feyza, yaşadıklarını art arda hatırlayışlarla değerlendirirken, her kalp ağrısından bir aydınlanma edinir.Kadının tek başına var olabileceği söylemi, Gelinlik Kız'ın adeta manifestosudur. "Salon davetlilerle dolmuştu. Gelin ve güvey cazın çalmaya başladığı düğün marşıyla beraber içeriye girdiler. Feyza bu anı bir rüya, bir rüyadan da başka, kendisine ait olmayan, içinde yaşadığına inanmadığı, renkli, ışıklı bir âlem olarak algılamıştı. Geniş salonun etrafını çeviren masalardan yüzlerce çift göz kendilerine bakıyor, yüzlerce çift el onları alkış tufanına boğuyordu."
Kerime Nadir'i bunca sevmem boşuna değil. Zamanının çok ötesinde bir kalem ve bu hali satırlar arasında hiç sırıtmıyor; son derece olağan bir şekilde akıyor her şey.
"Gelinlik Kız," adından ve yazıldığı dönemden beklenmeyecek derecede evlilik karşıtı, özgürlükçü ve feminist bir roman. Ve bütün bunların arasında aşka, arkadaşlığa ve değerlere yapılan vurgu göz kamaştırır boyutta.
Üstelik roman, Nadir'in diğer eserleri kadar akıcı, pek çoğunun olmadığı kadar da merak uyandırıcı, ilk satırdan son satıra dek.
Bu romanla ilgili söyleyecek çok sözüm var ve yazık ki fazla vaktim yok; ama bir gün muhakkak geri dönüp hak ettiği sözleri derkenar edeceğim tarihe. Feyza ile yola devam şimdilik...