"Bak beyim, sana iki çift lafım var. Koskoca adamsın. Paran var, pulun var, her şeyin var. Binlerce kişi çalışıyor emrinde. Yakışır mı sana ekmekle oynamak? Yakışır mı bunca günahsızı, çoluğu çocuğu karda kışta sokağa atmak, aç bırakmak? Ama nasıl yakışmaz. Sen değil misin öz kızına bile acımayan, bir damlacık saadeti çok gören. Anlamıyor musun beyim, bu çocuklar birbirini seviyor. Ama ben boşuna konuşuyorum. Sevgiyi tanımayan adama sevgiyi anlatmaya çalışıyorum. Hıh. Sen büyük patron, milyarder, para babası, fabrikalar sahibi Saim Bey. Sen mi büyüksün? Hayır, ben büyüğüm, ben, Yaşar Usta. Sen benim yanımda bir hiçsin, anlıyor musun, bir hiç. Gözümde pul kadar bile değerin yok. Ama şunu iyi bil, ne oğluma ne de gelinime hiçbir şey yapamayacaksın. Yıkamayacaksın, dağıtamayacaksın, mağlup edemeyeceksin bizi. Çünkü biz birbirimize parayla pulla değil, sevgiyle bağlıyız. Bizler birbirimizi seviyoruz. Biz bir aileyiz. Biz güzel bir aileyiz. Bunu yıkmaya senin gücün yeter mi sanıyorsun? Dokunma artık aileme. Dokunma çocuklarıma. Dokunma oğluma. Dokunma gelinime. Eğer onların kılına zarar gelirse ben, ömründe bir karıncayı bile incitmemiş olan ben, Yaşar Usta, hiç düşünmeden çeker vururum seni. Anlıyor musun? Vururum ve dönüp arkama bakmam bile." (Münir Özkul'un 'Bizim Aile' filmindeki bir repliği)
Hacker sözcüğünün de "sistem kıran" anlamına gelmesi rastlantı değildir. Onlar bir anlamda modern makine kırıcılarıdır. Kırıcılığı, "ağ"ın işleyişine aykırı davranmasından kaynaklanıyor. Böylece, kutuların yarattığı büyü, kendi karşıtına dönüşmüş oluyor. Hacker, bir yandan "sistemin" kırılganlığını ortaya çıkarırken, öbür yandan yaratılan özgürlük görüntüsünün arkasında yatan sınırsız bağımlılığı hissetmemizi sağlıyor. Redhack, bizim yerel "ağ"ımızda ortaya çıkan bir grup. Belli ki kökleri siyasal bir geleneğe dayanıyor. Devleti hedef alan eylemleri, sanal âlemde de devlet geleneğimizin sürdüğünü ortaya çıkardı: Halkı için bir devlet değil, halka rağmen bir devlet!
Redhack'in bize, Münir Özkul'un unuttuğumuz o repliği hatırlatması boşuna değil. O replik modern teknolojinin bize neyi kaybettirdiğinin de bir özeti. Sanal âlemin klavyeli asileri, bir anlamda kutuların egemenlerine başkaldıran modern zamanların 'Münir Özkul'larıdır. (Tanıtım Bülteninden)
1963 yılında Giresun-Bulancak’ta doğdu. Eğitimini Marmara Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü’nde tamamladı. 1987 yılında Toplumsal Kurtuluş dergisi ile gazeteciliğe başladı. 1988 yılında dergiye açılan davadan dolayı Yalçın Küçük, İlhan Akalın ve Hüsnü Öndül’le birlikte tutuklandı. Ardından Yeni Ülke, Gerçek, Nokta, Yön dergilerinde çalıştı ve yazdı. Birçok gazetede yöneticilik yaptı. Yazdığı kitaplarla ilgili pek çok dava açıldı ve bu davaların bir kısmından dolayı hapis cezalarına çarptırıldı. Bu kitaplardan biri olan “Öteki İslam” nedeniyle 28 Şubat sürecinde çalışması engellendi. SkyTürk TV ile başlayan TV haberciliği serüveni CNNTürk’te Enver Aysever ile birlikte yaptığı Aykırı Sorular programı ile devam etti. Yazarın diğer kitapları: İnsan ve Doğa-Ölen Bir İdeoloji Üzerine İncelemeler, 1993 Felsefi Aklın Eleştirisi, 1997 Faili Meçhul Cinayetler Tarihi, 2005 Aydınlanma Tarikatı, 2003 Türkiye’de Yahudi Hıristiyan Savaşları, 2007 Mehmet Eymür-İç Savaşın MİT’çisi, 1999 Pike-İç Savaşın Polisi, 2000 Ucube-Yeni Türkiye’nin Anatomisi, 2012 Körler Düşerken-Kuşatılan Şehre Nafile Mektuplar, 2010 Öteki İslam-Devletin Din Operasyonu, 1995 Din ve Devrim, 2010 Redhack-Sanal Âlemin Klavyeli Asileri, 2013 Tarihsel Marksizm-İktisadi ve Felsefi Aklın Eleştirisi, 2013 Cumhuriyet’in İlk-Son Yüzyılı (Enver Aysever’le birlikte), 2011
Redhackin kısa bir tarihi olmasından mı yoksa, kitabın mı aceleye gelmesinden kaynaklanan bir sorun var çözemedim. Kitap kendini tekrarlıyor hemde devamlı devamlı devamlı... Şöhretli hacker ve gruplarına kitapta yer verilmiş saçma olmuş Vakit kaybı, kağıt ziyanlığı. Ayrıca konuya hakim olmayan bir insanın okurken zorlanacağı bir kitap. Jargon dili hakim olsada açıklamaları yapılmış. Bi de sanırım kitap dolu gözüksün diye gereksiz bilgi kirliliği yapılmış 6. Bölümü okuyun feyz alın ve kapayın.
işim güvenlik olunca daha bir dikatli okudum. internet güvenliğinin ne kadar önemli olduğu anlaşılır belki. hele ki devlet kurumları için daha önemli. Türkiye bu konularda hala çok eksik bir ülke. sonuçta internet kullanıcılarının çoğu interneti sadece facebook sanıyor.