Lisede edebiyat öğretmenimiz aldırmıştı da okumak bir türlü nasip olmamıştı. Yıllardır kitaplığımda duruyordu sonunda ara ara elime alıp okuyarak bitirdim. İstanbul'u her yönüyle anlatan bir kitap. Haluk Dursun İstanbul'u tam anlamıyla yaşayabilmiş ve bunu bize de aktarmayı istemiş. Yaptığı boğaz turlarından birine şahit olmak isterdim. Kitapta gezdiğim yerlerden bahsedilirken çok mutlu oldum, gezmediklerimi okurken de heyecanlandım. İstanbul'u her gezdiğimde onu tanımaya yaklaştım sanarken aslında önümde daha çok yolun olduğunu görüyorum ve bu kitapla bunu tekrardan fark ettim. Haluk Dursun'u geçen sene bir trafik kazasında kaybetmişiz Allah rahmet eylesin.
çok uzun sürede okudum tam olarak da bitirmedim bi ara eksik bölümleri okurum. benim için pek yeni bir bilgi yoktu bayılmadım açıkçası ya da şu aralar bu tarz bi kitabı okumak için doğru bi zaman değilmiş.
Kitap, İstanbul'un bugün geride kalan güzellikleri üzerine kaleme alınmış yazıların derlenmiş hali. Bence yazıları okuyarak değil anlatılanları yaşayarak tadı çıkarılmalıdır. Bununla birlikte daha daha sistematik bir okuma yapmayı tercih edenlere bu kitabı tavsiye etmem. Yazarı Haluk Dursun Hocamızı rahmetle anıyorum.
Bu kitaptan nefret ediyorum, üzgünüm ama o kadar sıkıcıydı ki lisede sırf bu kitabı bitiremediğimden dolayı kitap yarışmasına katılamamıştım. Önümdeki tüm güzel kapıları kapatan kitap.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Yazarımız bir İtanbul fetişisti. İstanbul'un şurası ellenir, burası sıkılır, böyle öpeceksin, şöyle koklayacaksın vs vs : )
Edebi bir eser degil, köse yazılarının bir araya getirilmiş hali. Haliyle bir çok şey sıklıkla tekrarlanıyor. Adeta bir fihrist gibi. Sokak sokak semt semt nerede ne var, hangi bülbül nerede öter, kimin yogurdu koyun yogurdudur, hangi şekercinin şekeri daha eskidir. MEhtap nerede seyredilir, nerdeki fıstık çamının eni kaç cmdir.
Bu kitap 20li yaşlardayken elimize gecseymiş, çok yol gösterici olabilirmiş. biraz geç kalmışım, zira kitaptaki bahsi gecen yerleri ve anları yaşamak icin herhalde bir ömür lazım. Bitecegi de şüpheli. Zaman zaman itici gelen yerleri de yok degil. En sevdigim bölümler İstanbulun kuşları ve çiçekleriyle ilgili olanlar.
(Değerli Haluk Hocamız, olabildigine muhafazakar hem de öff dedirtecek türünden. Tam bir siyasal islamcı gibi duruyor. İstanbulu anlatırken, kendi siyasi düşüncelerine de yer verdigi icin 2 yıldız verdim.
Tamam anladık, boş biri degil, anlaşılan çok çalışkanmış, verimli bir ömür geçirmiş ve kendi dünyasında saygın bir isimmiş, iktidar cevrelerinde de tutuldugunu ve bilumum ilgili kurumlarda ust duzey gorevler verildigini belirtmeye gerek yok. Ama bu kitabında yine de çok boş yapıyor. Herşeyin eski Türkçesini kullanma meyli, geleneklere taparcasına duyulan saygı, hacı macı varsa birinde tamam, hemen makbul kişi görme varsayımı, bası acık bir kadın konu gectiginde,"saçı-başı açık, amaaan Allah yardımcısı olsun" gibilerinden bir kücük gorme, güya şefkat duyma kisvesiyle nefret ettigini gizleme; tekke, tarikat, mederse vs off amaannnn .... Padişahların hepsi zaten dünyanın en iyi, en değerli en hayırlı insanları. Hele anaları offff o analar varya ne hayırseverlerdi... (ya s.tıgım bok, sen bir profesorsun,dunya tarihine dünyanın gerceklerien boylesine bu kadar kayıtsız kalamazsın arkadas. bir de tarih profesoru. Yani nasıl cıkıp da osmalnıdnın neden coktugunu anlatmzsın kendi okur kitlene, ki onlar da aydınlansınlar,. ama öyle kolay değil, değil mi? bu sefer işler bozulur. makamlar uzaklaşır, çeşmeler kesilir vs. Neyse Allah rahmet eylesin.) )
Rahmetli yazarın eski yazılarından derlendigi icin kitapta tekrarlanan ifadeler, anlatımlar cok. Keske makalelerin tarihleri de eklenseymiş. Maalesef ki kitapta bahsi gecen bircok seyden artık eser yok guzel sehrimizde. Yazarın Istanbul bilgisine ve askına soylenecek hicbir kelime yok. Ozellikle fauna ve kuslar hakkında okuduklarım beni cok mutlu etti. Ote yandan kendisinin Osmanlı hayranlıgı, kitabın basında uzuuun uzun anlatılan camiler beni cok yordu. Istanbul sadece cami degil. Bu sehrin ilk yerlesenleri Osmanlılar degil. Cilek festivaline davet edilen Yunanlılar icin bile suphe duymak garip diye dusundum okurken. Sonra kendisinin biyografisini okudum. Taslar yerine oturdu. Dogdugum, buyudugum, uzaktayken hep ozledigim sehir icin yazılmıs ve bu kadar bilgi iceren ama bir o kadar da kendime uzak, icinde buyudugum ve gurur duydugum cok dinli, cok kulturlu ortama uzak bir kitap.
Bu şehirde yaşamak ne kadar zor olsa da, tahribatlar ne kadar büyük olsa da, hala dünyanın en önemli ve güzel şehirlerinden biri, her defasında hayran bırakıyor, şaşırtıyor, yeni bir şey katıyor diye düşünenlerdenim. “‘ …varlığa şükretmek’, mevcudun kıymetini bilip, kanaat etmek yolunu denemeye çalıştık” diyor Haluk Dursun da. Çok değerli bir İstanbul çalışması miras bırakmış bize. Sadece tarihinden, rotalarından, mekanlarından değil; ağacından, suyundan, nerede ne yenir, hepsinden bahsediyor. Bazen tekrara düşülen yerler olmuş ve hocanın sakura hakkında yazdıklarına katılmıyorum :) ama yine de keyif aldım okurken. Önerdiği rotaları defalarca yürümüş olduğum için mutluyum. Kitapla birlikte tekrar dolaşmak istiyorum. Ayrıca İstanbul’un florası kısmında kavak ağacıyla ilgili bilgiler bir şehir nasıl tasarlanmalı üzerine zihnimi açtı :)
Gayet akıcı ve sade bir dille İstanbul aşığı bir beyefendinin notlarından oluşuyor İstanbul'da Yaşama Sanatı. Bir cümleyle böyle özetlenebilir. İstanbul'u hiç bilmeyen ya da İstanbul'a yeni gelen biri için çok güzel bir kitap.
4 puan vermemin sebebi kitaptaki yazıların aslında farklı zamanlarda yazılmış olup kitaplaştırılırken direkt toplanmasından. Bunu çok sevmedim.
Her İstanbullu’nun okuması şart olan bir kitap! Merhum hocanın yazı şeklini çok beğendim, cana yak, samimi, içten ve gereksiz siyasete dalmadan.
Kitap, sayılan flora, fauna, tarihi mekanlar ve arkeolojik eserlerin renkli resimleriyle, hatta haritalarıyla birlikte çok daha güzel ve keyifli olurdu.