Nuri Ulusu'nun kim olduğunu biraz açmak gerekiyor; kendisi Atatürk'ün "Kütüphanecisi", böyle anılmak istiyor. Ancak Atatürk'ün hayatındaki yeri bu sıfatın içerdiği anlamın çok ötesinde, zira dile kolay, on iki yıl boyunca bilfiil onun yanı başında en sevdiği yardımcılarından biri olmuş, dil ve tarih çalışmalarında aktif görevlerde bulunmuş, tüm yurt gezilerinde, tatbikatlarda, manevralarda ona eşlik etmiş.
Hep derler ya, bir insan olarak Atatürk'ü tanımadık diye. İşte, elinizdeki sıcak kitap bu eksiği gidererek bizi adeta onun yanı başına götürüyor ve vaktinin büyük bir kısmını geçirdiği kütüphanesindeki dünyasına, o meşhur sofrasına, esprilerine, gezilerine, dostluklarına, kırgınlıklarına, rüyalarına, ideallerine ve yalnızlığına ortak ediyor.
Ancak bununla da kalmıyor, Atatürk'ün din, laiklik, Türk tarihi gibi önemli mevzular hakkındaki düşüncelerine de birinci elden tanıklık ediyor.
Nuri Ulusu'nun oğlu Mustafa Kemal Ulusu'nun, uzun yıllar süren araştırmalarını ilk kez gün ışığına çıkan fotoğraflarla birlikte bir araya getirip derlediği bu kitap, bizlere Atatürk'ün ardındaki insanı anlatıyor.
Üstelik, belki de ona en çok ihtiyaç duyduğumuz bu günlerde…
Öncelikle, kitabın yazarı, Mustafa Kemal'in kütüphanecisi Nuri Ulusu değil, oğlu Mustafa Kemal Ulusu. Kitabın ilk yayınlanma tarihi 2008. Nuri Ulusu'nun ölüm yılı ise 1979. Yani yazar, babasının ölümünden 30 yıl sonra anılarını derleyip kitaplaştırmış. Bu anıların zamanında nasıl dinlenip kaydedildiği, bu 30 yılın sonunda kitaba ne ölçüde doğrudan aktarılabildiği ciddi bir soru işareti. Yani anıların aktarımında yöntemsel bazı sorunlar var.
Bu bir sorun olmayabilirdi, ancak kitapta bazı tuhaf, gerçekliği tartışmalı anılara yer verilmiş. Nuri Ulusu bunları gerçekten böyle mi anlattı yoksa Mustafa Kemal Ulusu belki güncel tartışmaların gölgesinde bazı anıları hakkıyla yazıya dökemedi mi, anlamak olanaksız.
Bazı tarih yanlışları, tarihsel gerçeklerle bazı tutarsızlıklar var. Örneğin, 1930 yılında geçtiği söylenen bir olayda Mustafa Kemal'e "Atatürk" diye sesleniliyor, Soyadı Yasası 1934'te çıktı. Kitapta sıklıkla sözü edilen Ege Manevraları'nın tarihi inatla 1936 olarak veriliyor. Oysa Mustafa Kemal'in 14 Ağustos 1936 tarihinde Fahrettin Altay'a gönderdiği bir telgraftan anlaşıldığı üzere bu yıl bir askeri tatbikat yapılmış olsa da buna Mustafa Kemal'in kendisi katılmış değildir. Sözü edilenin Ekim 1937'deki Ege Manevraları olması akla yatkındır. Bunun gibi örnekler az değil.
Kişisel anılar anlatılırken, anılarda biraz da kaçınılmaz olduğu üzere, işin içine düş gücünün de katıldığı seziliyor. Bunu Nuri Ulusu mu, yoksa yazar mı yapıyor, burası önemli. Saptamak güç. Elbette Nuri Ulusu'nun kişisel görüşleri dolayısıyla, ek olarak yazarın da yaklaşımına bağlı olarak, Mustafa Kemal'in kişiliği ve belli özellikleriyle ilgili bazı yorumlar yapılıyor. Bunların tarihsel gerçekliği de tartışmalıdır.
Bazı anılar tarihsel gerçeklerle uyuşsa ve önemli konulara ışık tutsa da, saydığım durumlar gereği kitabın bütününü kuşkuyla ele almak ve kaynak gösterileceği sırada da ağır bir eleştiriden geçirmek gerekiyor. Bu bilimsel gerekliliği bir yana bırakacak olursak kitap çok rahat okunuyor ve eğlenceli.
Yalnız bir büyük sorunu var: Kitap herhalde hiç editör elinden geçmemiş. Kitaptaki -de'lerin yazımı neredeyse yarı yarıya yanlış. Bu, büyük bir yayıncının elinden çıkan önemli bir kitabın -hele ki- 15. baskısında kabul edilebilir bir durum değil. Buna benzer yazım yanlışları çok. Künyede bir editörün adı geçmiyor. Ya birini çalıştırıp adını yazmamışlar ve bu kişi kitabı yayına hazır olmadan teslim etmiş ya da kitabı Mustafa Kemal Ulusu'dan aldıkları gibi yayınlamışlar, ki bu durumda -de'leri doğru yazamayan birinin derlediği anıların gerçeklik ve geçerliliğini ikinci kez sorguya açmak gereği doğar.
Kitap sıkça kaynak gösteriliyor, ben de kitaptaki pek çok anıyı başka yerlerde okumuşum, yine okudukça ayırt ettim. Saydığım şeyler dolayısıyla kitabın güvenilir bir kaynak olma niteliği tartışmalı, ama iyi eleştirilerek kullanıldığında Mustafa Kemal'in gündelik yaşamına pencere açan, eğlenceli bir kitap. Yalnız, yayıncılıkta özenli bir iş ortaya koymanın yaşamsal önemini de bir kez daha vurgulayan bir kitap. Eğer içeriğine önem vermeseydim göz göre göre yapılan bunca yazım yanlışına karşın kitabı bitirmez, herhalde çeyreğinde bırakır, daha da elime almazdım.
Atatürk’ün kütüphanecisi Nuri Ulusu’nun anılarının mutlaka okunması gerektiğini düşünüyorum. Atatürk’e çok yakın olan Nuri Bey’in gözünden Cumhuriyet ve sonraki dönene ışık tutan çok güzel bir eser. Gözlerim dolu dolu, hayranlıkla oluduğum bir kitap oldu.
Çok akıcı, çok etkileyici bir kitap. Bu kitabı Atatürk’ün ince düşüncelerinin, hayatının akışına olan etkisinin bir tezahürü olarak görüyorum. O’nu tanımak isteyenlerin mutlak surette okumasını tavsiye ediyorum.
Atatürk ile ilgili okuduğum en güzel, en nefes kesici kitap. Daha ne olabilir ki, kütüphanecisinin gözünden kitaplarının penceresinden Atatürk. Her satırı, her sayfası ayrı güzel. Atatürk'ü bir kere daha anlamak, Çankaya hayatına ve tarihe şahit olmak için çok ama çok güzel bir fırsat. Sadece tarihe meraklılar değil hepimiz okumalıyız.
Oldukça samimi bir kitap. Ulu önderimiz ile ilgili kimsenin pek bilmediği detaylar mevcut. Kitap'ın temel mesajı Atamızın oldukça dindar ve dinine bağlı biri olduğunu aktarmak. Kitap bittikten sonra Atamız ile oldukça verimli bir zaman geçirmiş gibi hissediyorsunuz. Şiddetle tavsiye ederim. Teşekkürler Nuri Ulusu, Mustafa Ulusu ve tabi ki Atam.
Kesinlikle inanılmaz bir kitap, Atatürk’ün ileri görüşlülüğü ve modern düşünceleri çok güzel yazılmış. Daha önce hiçbir yerde okumadığım Atatürk ile ilgili çok şey öğrendim. Kitap sizi öyle bir sürüklüyor ki, ben açıkçası hiç bırakmak istemedim. Atatürk’ün nasıl önemli kararlar verdiğini, çalışma düzeni gibi çok güzel detaylar var kitapta. Okuyun, okutturun. Muhteşem.
Atatürkü daha yaxından tanımaq üçün bu kitab əladır. Cumhuriyyət qurulduqdan sonra onun şəxsi kitabxanaçısı olan Nuri Ulusu Ataturk öldükdən sonra onunla birlikdə olan xatirələrini, yaşadıqlarını bu kitabda yazıb. Dili çox rahatdır, oxunaqlı kitabdır. Tarix kitablarına qarşı məsafəli olan şəxslər də rahatlıqla oxuya bilərlər, çünki dili tarixi faktlardan çox bir roman, hekayə kimidir.
Çok naif, içten, sıcacık bir anlatımla Atamızı sadece askeri ve siyasi kimliğiyle değil, insani yönleriyle de biraz daha tanımamıza fırsat veren güzel bir eser bırakmış Nuri Ulusu ve oğlu Kemal Ulusu.