Orhan Veli'nin, ilk basımı 54 yıl önce Doğan Kardeş Yayınları arasında çıkan ve o tarihten bugüne Türkiye'de ve Türkiye dışında birçok kez basılan Nasrettin Hoca Hikâyeleri, renkli resimler ve düzeltmelerle yeniden yayımlandı. Dağıstan Çetinkaya'nın bu kitap için özel olarak yaptığı renkli resimlerle bezenen Nasrettin Hoca Hikâyeleri Hoca ile Orhan Veli çizgisinin bütünleştiği bir "klasik" olma yolunda...
Orhan Veli Kanık or Orhan Veli (14 April 1914 – 14 November 1950) was a Turkish poet. Kanık is one of the founders of the Garip Movement together with Oktay Rıfat and Melih Cevdet. Aiming to fundamentally transform traditional form in Turkish poetry, he introduced colloquialisms into the poetic language. Besides his poetry Kanık crammed an impressive volume of works including essays, articles and translations into 36 short years.
Orhan Veli shunned everything old in order to be able to bring about a new 'taste', refusing to use syllable and aruz meters. He professed to regarding the rhyme primitive, literary rhetoric techniques such as metaphor, simile, hyperbole unnecessary. Set out "to do away with all tradition, everything that bygone literatures taught", although this desire of Kanık limits the technical possibilities in his poetry, the poet broke new grounds for himself with the themes and personalities he covered and the vocabulary he employed. He brought the poetic language closer to the spoken language by adopting a plain phraseology. In 1941 his poems embodying these ideas were published in a poetry volume named Garip, released jointly with his friends Oktay Rıfat and Melih Cevdet, which led to the emergence of the Garip movement. This movement had a huge influence especially between the years 1945-1950 on Republican era Turkish verse. The Garip poetry is accepted as a touchstone in Turkish verse for its both destructive and constructive effects.
Ne yazık ki hocanın bu fıkralarına, ilkokuldayken de gülmezdik, şimdi de gülemedim. Belki bu toprakların kültürünün bir parçası olarak düşünülünce okunabilir bir kitap bu, diyebiliriz ama kitabı okurken çok da beklentiye girmeyin derim.
Kitaptaki en meşhur ve bilindik hikâyelerden biri, "Timur ve Fil Hikâyesi" idi. Diğerleri zaten çocukluktan beri bildiğimiz fıkralardı.
Çocuk okurlar, eski jenerasyonların kültürünü tanımak adına bakabilir.
Orhan Veli şiirsel bir üslupla Nasreddin Hoca hikayelerini yeniden yorumlamış. Gerçekten çok hoş bir çalışma olmuş. Hocanın kıvrak zekası, hikayelerinin günümüzde dahi yaşıyor oluşu, hala güldürmesi büyük olay. Bu kitapta daha önce hiç duymadığım, hiç okumadığım hikayeler de okumak beni mutlu etti. Hikayeler bilindiği gibi küçürek denebilecek düzeyde çok kısa. Bu kadar kısa anlatılarla bir hikaye inşa edip ve bunu 800 yıl sonra da okutmak harika bir şey. Sanatta postmodernizmin oldukça rağbet gördüğü bir çağdayız. Nasreddin Hocanın bazı hikayeleri öyle absürt ki içinde bulunduğumuz çağda Hocaya daha çok dönüp bakmamız gerektiğine inanıyorum..