Çoğunlukla yüzeysel yaklaşımların, neredeyse kutsallaştırıcı tavırların loşluğunda değerlendirilen Aydınlanma felsefesi üzerine, derinleştirici soruların izini süren kısa ama yoğun bir çalışma, Aydınlanma Düşüncesi... Oluşumu ve sonuçları üzerinden, çok yönlü karakteriyle, temel esaslarıyla, toplumsal temelleriyle Aydınlanma felsefesi. Özgül bağlamları içinde Fransız, Alman, İngiliz (ve İskoç) deneyimleri... Ahmet Çiğdem’den, hem konu üzerine temel bilgileri özetleyen hem de eleştirel nitelik taşıyan bir elkitabı...
1964 Çankırı doğumlu. Hâlen Yakın Doğu Üniversitesi’nde sosyoloji ve siyaset bilimi dersleri vermektedir. Yazamadığı bazı kitaplar ve yayımlatamadığı bir şiir kitabı bulunmaktadır. Kitapları: Akıl ve Toplumun Özgürleşimi (Vadi, 1992; İletişim, 2008), Aydınlanma Düşüncesi (Ağaç,1993; İletişim, 1997), Bir İmkân Olarak Modernite (İletişim, 1997) Taşra Epiği: Türk İdeolojileri ve İslâmcılık (Birikim, 2001), Toplum: Kavram ve Gerçeklik (2006), D’nin Hâlleri: Din Darbe Demokrasi (İletişim, 2009) Geleceği Eskitmek: AKP ve Türkiye (İletişim, 2014).
Kitabın arka kapağında da belirtildiği üzere kitabın kısa ancak oldukça yoğun (en azından benim için) bir çalışma olduğunu belirtmem gerekir. Aydınlanma Çağı'na dair başlangıç için iyi bir kitap olduğu düşünülebilir ancak yine de başlamadan önce bir temele ihtiyaç duyulduğu yadsınamaz. Aksi takdirde zaten yoğun bir çalışma olduğu için okurken fazla sığ kalınacağını düşünüyorum. Yer yer anlayamadığım, birikimimin eksik kaldığı dolayısıyla kopukluklar yaşadığım kısımlar oldu, ikinci bir tekrarla bu bölümleri olabildiğince sindirmeye çalıştım. Bazı terimlerin Türkçe karşılıklarının ya da açıklamalarının kullanılmaması bazen can sıkıcı olsa da asıl halleriyle kullanılmasının anlam bakımından daha tatmin edici olduğu için o şekilde kullanıldığını düşünüyorum. Unutmadan şunu da ekleyeyim bazı düşünceler, bazı kısımlar biraz hızlı geçilmiş izlenimi veriyor. Bu kadar kısa bir çalışma da böyle bir izlenimin olması da gayet doğal.
Özellikle ilgimi çeken bir çok nokta var: 1-)loca ve salonların aydınlanma üzerindeki etkisi, 2-)Hume'un yönetim şekli olarak bir "en iyi" nin bulunmadığı "topluma en uygun" un bulunduğu düşüncesi, 3-)Newton'un evrenin bir takım açıklanabilir güçlerce yönetildiğini ancak bu düzenin işletilmesinin Tanrı ile mümkün olduğunu düşünmesi 4-)Kant'ın Aydınlanmayı -basit manada- insanın aklını tüm vesayetlerden kurtararak hür bir şekilde kullanması olarak görmesi 5-)Aydınlanma kavramından ancak "Aydınlanma'ya" hazır bir toplumda söz edilebileceği gerçeği
"Fikirlerin sosyal tarihi" ve "Oto-Determinizm" de bu kitap vesilesiyle daha yakından tanıdığım kavramlar arasında ayrıca Kant'ın görüşlerini de yeniden incelemeye teşvik ettiğini söylemeliyim.
Aydınlanma’nın Işığı ve Gölgesi Üzerine Eleştirel Bir Yolculuk “Aydınlanma Düşüncesi” ismiyle okura ulaşan bu kitap, insanlık tarihinin en etkili entelektuel hareketlerinden biri olan Aydınlanma’yı anlamak ve onu eleştirel bir gözle yeniden değerlendirmek isteyenler için kapsamlı bir rehber niteliğinde. Yazar, Aydınlanma’yı salt bir “akıl çağı” romantizmine düşmeden, hem başarılarını hem de içerdiği çelişkileri ve günümüze uzanan tartışmalı mirasını ortaya koymayı hedefliyor.
Aydınlanma’nın Temel Taşları: Akıl, Özgürlük ve İlerleme
Kitap, öncelikle Aydınlanma’nın tarihsel arka planını ve filozoflarının (Kant, Voltaire, Rousseau, Diderot, Montesquieu vb.) düşünce dünyasını sistematik bir şekilde inceliyor. Bu kısımda, hareketin omurgasını oluşturan temel kavramlar derinlemesine irdeleniyor:
Aklın Egemenliği: Dogmalara, geleneğe ve otoriteye eleştirel akıl yoluyla meydan okuma çabası. Yazar, burada aklın bir kurtarıcı olarak yüceltilmesinin getirdiği iyimserliği vurgularken, aynı zamanda her şeyin rasyonalize edilebileceği inancının tehlikelerine de işaret ediyor.
Birey ve Özgürlük: Bireyin kilisenin ve mutlak monarşinin baskısından kurtularak özerk bir varlık haline gelme ideali. Düşünce, ifade ve inanç özgürlüğünün temellerinin atılması kitapta öne çıkarılan olumlu miras olarak sunuluyor.
İlerleme Fikri: Bilim ve teknolojideki ilerlemenin, insanlığın ahlaki ve toplumsal olarak da daha iyiye gideceği yönündeki sarsılmaz inanç. Yazar, bu iyimserliğin 20. yüzyılın totaliter rejimleri ve ekolojik krizler karşısında nasıl sınandığını sorguluyor.
Eleştirel Bakış: Aydınlanma’nın Karanlık Yüzü
Kitabın en güçlü yanı, Aydınlanma’yı eleştirel teori (Adorno, Horkheimer), post-kolonyalizm (Said) ve post-yapısalcılık (Foucault) gibi geleneklerin perspektifleriyle sorgulamasıdır. Bu bağlamda, Aydınlanma’nın çelişkili ve tartışmalı mirasına odaklanır:
Aklın Tahakkümü: Yazar, Aydınlanma aklının sadece özgürleştirici değil, aynı zamanda baskıcı da olabileceğini savunur. Doğa’nın, kadınların ve “öteki” olarak görülen kültürlerin, bu “evrensel” ve “nesnel” akıl tarafından nasıl sınıflandırılıp, disipline edildiği ve kontrol altına alındığı irdelenir.
Evrensellik İddiası ve Sömürgecilik: Kitap, “özgürlük”, “ilerleme” ve “uygarlık” söylemlerinin, Batı’nın sömürgeci projelerini meşrulaştırmak için nasıl kullanıldığını tartışır. Avrupa-merkezci bu bakış açısının, diğer kültürleri ve bilgi biçimlerini “ilkel” veya “geri” olarak nasıl konumlandırdığı açıklanır.
Sekülerleşme ve Din: Aydınlanma’nın dini, kamusal alanın dışına itme çabası ve onu sadece bir “batıl inanç” olarak görme eğilimi, dinin toplumsal ve varoluşsal rolü göz ardı edilerek ele alınıyor. Yazar, bu yaklaşımın modern toplumlarda yarattığı manevi boşluğa da dikkat çeker.
Günümüzle Bağlantı: Modern Dünyanın Kurucu Paradoksu
Yazar, Aydınlanma’yı tarihsel bir dönem olarak incelemekle yetinmez; onu modernitenin kurucu paradoksu olarak sunar: İnsan hakları ve demokrasi gibi en değerli siyasi kazanımlarımızın kaynağı olan Aydınlanma, aynı zamanda totalitarizm, ırkçılık ve ekolojik yıkımın düşünsel alt yapısını da hazırlamıştır. Kitap, bu ikili mirasla nasıl yüzleşmemiz ve ondan nasıl yararlanmamız gerektiği sorusunu okura bırakır.
Kimler İçin?
Felsefe, siyaset bilimi ve sosyoloji öğrencileri ve meraklıları.
Modern dünyanın düşünsel temellerini ve iç çelişkilerini anlamak isteyen her okur.
Aydınlanma’yı hem öven hem de yerden göğe eleştiren tek boyutlu yaklaşımların ötesine geçmek isteyenler.
Sonuç
“Aydınlanma Düşüncesi” kitabı, konuya dair derli toplu bir giriş sunmanın ötesine geçerek, okuru derinlemesine bir sorgulamaya davet ediyor. Yazar, Aydınlanma’nın karmaşık mirasını, hem ışığını hem de gölgesini adil bir şekilde göstererek dengeli bir bakış açısıyla sunmayı başarıyor. Bu kitap, Aydınlanma’nın hala bitmemiş bir proje olduğunu; onu körü körüne yüceltmeden ya da topyekün reddetmeden, eleştirel akılcılığın araçlarıyla yeniden düşünmemiz ve onun evrenselci iddialarını daha kapsayıcı bir hale getirmemiz gerektiğini hatırlatıyor. Modern dünyanın hem umudunu hem de trajedisini anlamak isteyenler için vazgeçilmez bir kaynak.