"Sahi, nereye gidiyorum ben?""İnsan hiç değilse avucunu yalamalı ki bir yeri temiz kalsın" türünden özlü sözler etme sevdasıyla yaşayan, çevresini usanmaksızın yorumlayan, sıkıntılarını küçük filozofluk oyunlarıyla karşılayan, yaşadıklarından sürekli pay çıkaran ama içindeki kara-derin kuyudan çıkıp yaşama katılamayan, yalnızlığıyla ikiz kardeş olmuş, kendi fanusunun içinde yaşayan bir "marjinal"in içinden geçenler... Hafif Metro Günleri, ister ironik bir dram, ister kaotik bir güldürü olarak okunsun, ya sıradanlıklarla alay ederek ya da kimi cinsel dürtüleriyle uğraşarak saçmalık çukurundan çıkmaya, kendini durultmaya çalışan birinin hezeyanlarını öne çıkarıyor.
Bahsettiğim kitap Murat Yalçın'ın Hafif Metro Günleri isimli romanı. En yalın haliyle özetlemek gerekirse; metroda seyahat ettiği sırada, adeta serbest çağrışımla oluşan düşüncelerini aktarıyor anlatıcımız. Gözüne ilişen manzaralardan, kulağına çalınan konuşmalardan ve kendi düşüncelerinden yola çıkarak hayallerini, pişmanlıklarını, yaşanmışlıklarını ortaya döken, bu esnada da sık sık büyük edebiyatçılardan alıntılar yapan "marjinal" bir adamın içinden geçenleri okuyoruz tüm kitap boyunca.
Bir öykü için muhtemelen ideal bir yaklaşım olsa da, 95 sayfa boyunca bir adamın aklından geçenleri takip etmek, biraz yorucu bir okuma deneyimi sunuyor okura. Zaten Hafif Metro Günleri de Yalçın'ın tek romanı imiş; diğer eserleri öykü türünde. Hatta önceki baskılarında "alıntı" olarak nitelendirilen eser, Notos Kitap'ın bu yeni baskısında "roman" niteliğini kazanmış. Teknik açıdan farklarını bilmesem de, roman ya da kısa-roman (novella) olması için herhangi bir engel göremiyorum.