Bir Sürgün, Yakup Kadri'nin Hüküm Gecesi'ne bir anlamda temel oluşturmak için yazdığı bir roman sayılır. Romanları arasında kronolojik sıranın dışına çıkan Bir Sürgün'de; Paris'e kaçan bir doktorun yaşadığı olayların çerçevesi içinde Jön TÜrkler'in sürgündeki ilişkileri, II. Abdülhamid'e karşı yürüttükleri muhalefet sırasındaki iç çekişmeleri, çıkar çatışmaları, bölünmeleri, bir türlü biçimlenemeyen düşünce yapıları vb. eleştirel bir üslûpla ve canlı sahnelerle anlatılır. Otobiyografik özellikleri ağır basan romanın baş kişisi Dr. Hikmet, bir bakıma Yakup Kadri'nin kendisidir. "Solgun ve esmer çehreli", tüberküloz tedavisi gören ve "kendisinden hiçbir zaman memnun olmayan" Dr. Hikmet, sayfalar arasında adetâ yazarı yaşatır.
Yakup Kadri Karaosmanoğlu, (d. 27 Mart 1889, Kahire, Mısır – ö. 3 Aralık 1974, Ankara). Türk romancı, gazeteci, şair, diplomat.
Roman, öykü ve makaleleri ile Türk toplumunun Tanzimat’tan bu yana geçirdiği değişiklikleri anlatmış bir yazardır. Asıl ününü romanları ile sağlayan yazarın en ünlü romanları Nur Baba, Kiralık Konak ve Yaban'dır. Edebiyat yaşamının başında Fecr-i Ati edebiyat topluluğunun kurucu üyeleri arasında yer almış; daha sonra ferdiyetçi düşüncelerden uzaklaşarak toplumcu edebiyatı kabul etmiş bir yazar olarak değerlendirilir.
Milli Mücadele yıllarında ve sonrasında etkin bir siyasal yaşam sürmüştür. Milli Mücadeleden itibaren Atatürk’ün yakın arkadaşları arasında yer almış; TBMM II., IV., XII. dönemlerde milletvekiliği yapmıştır.
Kadro Dergisi’nin kurucularındandır. Derginin devrin yöneticileri ile fikir ayrılığına düşüp Kemalizm’i değiştirmekle suçlanarak kapanmasından sonra diplomat olarak yurtdışında çeşitli görevlerde bulunmuştur.
Anadolu Ajansı’nın kurucularındandır; ömrünün son yıllarında ajansın yönetim kurulu başkanlığını yapmıştır.
Verem [...]. Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun özyaşamöyküsel tonlar barındıran romanı Bir Sürgün’de (1937) Doktor Hikmet’in sürgünlük ızdıraplarının yol açtığı bir bela[dır.]
#15 Yüzeysel bir 'Batı' hayranlığı içindeki Osmanlı aydını Paris'te 'Batı'yı nasıl görür?
Dr. Hikmet'in bir dramı varsa, bu, kişisel bir dramdır; bunu "çıkış yolu bulmaya çalışan bir kuşağın öyküsü" ya da "Batı'ya hayran ama Doğu'dan da kopamamış Osmanlı aydınının çıkmazı" olarak nitelendirmek, Bir Sürgün'e romanda olmayan toplumsal anlamlar yüklemek olacaktır.
Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun romanı (1937) • Kibar ve devlet düşkünü bir ailenin ihtimamla büyütülen oğlu Hikmet, fazla okuduğu ve yabancılarla fazla temasta bulunduğu, esasen ailece Sultan Murat taraftan tanıdıkları için, genç yaşta İzmir’e sürülür. Orada duramayan doktor Hikmet, 1904 temmuzunda Paris’e kaçar. Öğrenimim burada tamamlayacaktır. Paris’te tanıştığı Ragıp Bey, onun bazı teşebbüslerine aracılık eder. Fakat yabancı bir çevrede iş aramak, dost edinmek, kısaca yaşamak doktor Hikmet’e pek zor gelir. Sevdiği Arlette’in ve ailesinin gösterdikleri yakınlıkta bile bir kazanç gayesi vardır. Hikmet giderek paraca sıkıntıya düşer, hastalanır, dostu Dr. Pienot’nun önleyemediği verem, altı yedi hafta içinde hızını artırır. Doktor Hikmet’in günleri artık sayılıdır. • Özet, A. Ferhan Oğuzkan’m Yakup Kadri Karaosmanoğlu (1954) kitabından alındı.