Jump to ratings and reviews
Rate this book

Bir Polonya Klasiği Uçan Üniversite

Rate this book
MARYA Sklodovska, 1867 yılının Kasım ayında, Polonyalı bir ailenin beşinci çocuğu olarak Varşova'da hayata gözünü açtı. Marya'nın hem annesi, hem babası eğitimciydi. Fakat beş çocuğa birden bakmak zorunda kalınca, annesi o güne kadar devam ettirdiği okul yöneticiliğinden ayrıldı. Babası ise matematik ve fizik öğretmeni olarak iyi bir gelire sahipti. Fakat onun da işini kaybetmesi uzun sürmedi. Bir Polonyalı olarak Polonya'nın değerlerine bağlı olduğu ve fikirlerini uygunsuz zeminlerde dile getirdiği için görevine son verildi. Zira, o sıralarda Varşova, Çarlık Rusyasının işgali altında bulunuyordu.

Çok geçmeden, ailenin başındaki maddî sıkıntılara yenileri eklendi. Marya (veya aile arasındaki söylenişiyle Manya) beş yaşında iken ablalarından birini, sekiz yaşında iken de annesini kaybetti. Ancak bütün bu sıkıntılar aile bireylerinin birbirlerine daha sıcak duygularla yaklaşıp kenetlenmesine vesile oldu. Üstelik bu yakın ve sıcak duygular arasında, bilim ve sanatın da özel bir yeri vardı. Babaları, Manya ile kardeşlerini sadece ilgi ve şefkatiyle değil, aynı zamanda entellektüel yönden de besliyordu. Manya bir yandan edebiyatla, bir yandan laboratuar âletleriyle bu şekilde tanıştı. Cumartesi akşamları babası ona ve kardeşlerine klasiklerden okurdu. Vaktiyle babasının fizik deneylerinde kullandığı aygıtlar da, Manya'nın bilime olan iştahını kabartacak şekilde, evlerinde duruyordu. Çünkü Ruslar Polonya okullarında bilimsel deneyleri de yasaklamışlardı.

Böyle bir aile atmosferi içinde Manya'nın orta öğrenimini tamamlaması zor olmadı. Fakat sıra üniversite öğrenimine gelince, diğer hemcinsleri gibi, Manya da kapıları kendisine kapalı bulacaktı. Çünkü kadınların üniversite öğrenimi görmesi yasaktı. O zaman, imkânı olan soluğu yurtdışında alıyor ve öğrenimine başka ülkelerde, üstelik Polonya'dakinden çok daha özgür şartlar altında devam ediyordu. Manya ise yurtdışına gitmek için gerekli maddî imkâna sahip değildi. Bununla beraber, durum büsbütün ümitsiz de sayılmazdı. Birçok Polonyalı genç gibi, o da Yüzen (veya diğer tabiriyle 'Uçan') Üniversiteyi seçti.

Yüzen/Uçan Üniversite, yasadışı bir üniversite idi. Bu üniversitenin sınıfları her gece ayrı bir evde, Rus yetkililerinin gözlerinden uzak yerlerde toplanıyordu. Böylece geceleri bir evden bir başka eve yüzen bu sınıflarda, öğretim üyeleri hiçbir karşılık beklemeden bilgilerini genç kuşaklara aktarıyor; ayrıca üst sınıfların öğrencileri de kendilerinden daha aşağıdaki sınıflarda bulunan öğrencilere ders veriyorlardı. Bu sistem, Polonyalıların olağanüstü bir ilerigörüşlülük ve birlik ruhu içinde geliştirdikleri ve uyguladıkları bir sistemdi. Rus Çarı, Polonya halkını bütünüyle cahil bırakmak ve kültürlerinden uzak tutmakla onların milliyetçilik duygularını bastırabileceğini düşünürken; Polonyalılar da kendi geleceklerini bütünüyle ilme, kültüre ve sanata sahip çıkmak ve bu değerlerini ne pahasına olursa olsun koruyup geliştirmekte görüyorlardı. Onlar bu yolun uzun ve çileli bir yol olduğunu biliyorlardı. Matematiğin, fiziğin, biyolojinin, tarihin, edebiyatın, müziğin ayrıntılarıyla yıllar boyu boğuşacaklar, her akşam birkaç satırlık birşey öğrenebilmek için evden eve uçacaklardı. İlim öğrenirken, özellikle de ilim öğretirken suçüstü yakalanmanın ise işkence, hapis ve Sibirya'ya sürgün gibi bedelleri vardı. Ve Çarlık Rusyası bu işi oldukça ciddiye alıyordu. Çünkü o kafanın 'terörist' veya 'düşman' konseptine, çantasında ders kitabı taşıyan bir genç kız, eli silâhlı bir direnişçiden daha yakındı.

113 pages, Paperback

First published January 1, 2003

9 people want to read

About the author

Ümit Şimşek

19 books1 follower

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
5 (31%)
4 stars
7 (43%)
3 stars
4 (25%)
2 stars
0 (0%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 - 2 of 2 reviews
1 review
January 22, 2021
Kısa ve öz bir kitap. İki yıl boyunca Polonya'da bulunmama rağmen orada yaşayan insanların tarihine, kültürüne ve toplumsal yapısına ne kadar uzak olduğumu bana acı bir şekilde göstermiştir. Beyaz Zambaklar Ülkesinde kitabına benzeyen bu kitabın, her yaşta insan tarafından okunması gerektiğini düşünüyorum. Sanat, bilim, edebiyat, kültür gibi alanların bir ülke için ne kadar önemli olabileceğinin güzel bir örneği. Ayrıca bir toplumda aydınların rolünün ne olduğunu, ülkenin kalkınmasına nasıl bir katkı sağlayabileceklerini ve milliyetçilik denilen düşüncenin hangi boyutlarda olduğu zaman topluma gerçek anlamda fayda sağlayabileceğini göstermesi açısından genç yaşlardaki insanların okumasının çok daha önemli olduğunu düşünüyorum. Sanırım eleştirebileceğim tek noktası, kitabın sonlarına doğru karşılaştığım, içince azıcık da olsa haklılık payı barındırmasına rağmen yazarın oldukça ideolojik yaklaştığı Amerika kötülemesi. Yine de, bir ülkenin onca zorlama ve dayatmaya rağmen nasıl ayakta kalabildiğini göstermesi açısında son derece değerli, akıcı ve hoş.
Profile Image for Betül Bozkurt.
378 reviews14 followers
July 3, 2020
Zamanında bir süre yaşadığım, suyunu içip pierogisini yediğim(😋) Polonya’nın tarihinde böyle bir nüans olmasına gerçekten şaşırdım. İşgallerle, sömürgeyle, işkenceyle yoğurulan bir geçmişi olduğunu biliyordum ama halkın bu sıkıntılara Uçan Üniversite gibi mükemmel bir direnişle karşılık verdiklerini duymamıştım. Bu ruhu kaybetmiş olmalarına üzüldüm. Zira kitabın son bölümünde de belirtildiği gibi ülkülerini bir kenara bırakıp Amerika idealleriyle idare ettiklerini kendi gözlerimle gördüm.
Displaying 1 - 2 of 2 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.