Bu çalışma 1993 yılında yapılmaya başlandı. İstanbul sokaklarında yürüyen insanların yavaş yavaş Rock'cı gençliği farketmeye başladığı yıllarda birkaç yeni Rock Bar'ın açılması üzerine, bu tip oluşumun yeni bir toplumsal cemaati ortaya çıkarmaya başladığının habercisi oldu. Birkaç yıldır, derslerimde parçalanan toplum, cemaatleşmenin yeni boyutları, "enformel" gruplaşmalar vb. gibi marjinalleşen ve parça parça işleyen "yeni sosyalliklerden" bahsederken, bu gruplaşmaların aynı zamanda toplumun olduğu kadar kitle üzerinde kurulu olan siyasi partilerin de küçülmeye başladığını hissetmiştik. Büyük kentlerin merkezleşmeye başladığı Dünya-Ekonomi içinde yeni "hissiyat" biçimleri bu yeni grupları oluşturmaya başladı. .. Ali Akay
Kitap fuarında gezinirken rastladığım bir kitaptı.Yaklaşik 30 sene geçmiş üzerinden.İlginç bir Türk sosyolojik yapısına rock müzik üzerinden bakan,benim gibi bu konulara ilgisi olanların ilgilenebileceği türden.Turkiyede rock müziğin,rock dergilerin hayatımıza girmesi,gençlerin bu müzik ile tanişmasi yaşadığı zorluklar, değişmeyen ve halen günümüzde süregelen türk aile yapısi... Gençlerin ruhsal sorunları, toplumda yer edinme çabaları bu kitapta kendine yer buluyor.İlgisi olanların göz atmasında faydası olabileceğini düşünüyorum.
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyoloji bölüm başkanı Prof. Dr. Ali Akay ve o dönemki Sosyoloji bölümü öğrencileri Derya Fırat, Mehmet Kutlukhan ve Pınar Göktürk tarafından yazılan, 1990'ların İstanbul'unda Rock kültürü ve hayatını sosyolojik bir bakışla ele alan kitap. Kitap, zaman aralığı olarak 1993-1995 yılları arasını ele alıyor ve rock müzik dinleyen ve bunu bir yaşam tarzına dönüştürmüş gençlere odaklanıyor. Kitabın ismi her ne kadar İstanbul kelimesini içerse de metnin büyük oranda, mekansal olarak, Beyoğlu ve Galatasaray'a odaklandığını söylemek mümkün. Kitabın ilk bölümünde Ali Akay'ın metnini görüyoruz. Akay, o dönemde müzik dinleme pratiklerini, bu araştırmanın yapılma sebebini ve yöntemini ve dönemin rock barlarını ele almış. Derya Fırat Rock müzik dergilerini incelemiş; Mehmet Kutlukhan rock, metal ve onun alt başlıklarını kültürel olarak ele almış ve Pınar Göktürk de genel olarak Grunge ve Grunge kültürünü irdelemiş. Ali Akay'ın ''2. baskıya önsöz''ünde belirttiği üzere birlikte çalıştığı üç öğrencisi de dönemin rock kültürü içinde varolan insanlar. Bu insanların konuyu hem bilen bir gözle hem de sosyolog olarak ele almış olmasının önemli olduğunu düşünüyorum. Kitabın içinde röportajlara yer verilmesi de 2024 yılında bu kitabı okuyan ve 1990'lar İstanbul'una ve rock kültürüne imrenerek büyüyen ben gibi insanlara, o dönemi deneyimlemiş kişilerle konuşma imkânı sağlıyor. Kitabın içinde ilgi çekici pek çok alt başlık var. ''Köprüaltı Tayfası'', ''Rockerlar ve Cinsellik'', ''Rockerlar ve Aileleri'' gibi birden fazla başlık, dönemin pratiklerini, düşünce yapısını ve çatışmaları anlamak için faydalı. Her ne kadar, kitabın deyimiyle ''Rockerlar'' tarafından üretilen bir metin olsa da kitapta dönemin İstanbul'una ve rockerlara övgüler yok. Röportaj yapılan kişilerin cümlelerinde bile övgüden çok yergi olduğu söyelenebilir. Bugünden 1990'lar İstanbul'una baktığımızda her ne kadar özendiğimiz bir manzara karşımıza çıksa da o dönemi yaşayan kişilerce -bizim yaptığımız gibi- dönemi romantize etme halini beklemek saçma olurdu. Çünkü rock kültürünün doğasında sorgulamak, bilinçli olarak marjinalleşmek ve isyan etmek var.