28 yasindaki Nasuh Mahruki Bir Hayalin Pesinde'de, bu kez dunyanin en soguk cografyalarinda tirmaniyor, bir yandan da ogrenmeye ve yasami sorgulamaya devam ediyor. Kendimi izlemeye ve didiklemeye devam ettigim bu donem boyunca, bundan sonra neyin pesine dusersem ve yasamimi ne sekilde kurarsam daha mutlu olacagimi ve kendimi daha fazla tamamlanmis hissedecegimi sorgulayip durdum. Sonunda kisa donemde ne yapmak istedigimi dunyayi ve yasami daha yakindan tanimak istiyorum. Degisik ulkeler, degisik kulturler ve insanlar tanimak, nasil yasadiklarini, dunyaya nasil baktiklarini ogrenmek, biraz olsun iclerine girmek ve onlarla, ama az ama cok bir seyler paylasmak istiyorum. Buddha'nin ogretisini tanimlamak icin eski yazilarda sik gecen bir soz "ehi passika"; "gel ve kendi gozlerinle gor", iste benim butun yapmak istedigim de bu. Bir de insanlara, dagciligin yalnizca fiziksel bir tirmanma eylemi degil, ayni zamanda sosyal, kulturel, felsefi bir yolculuk oldugunu gostermek istedigimi fark ettim. Beni bu kadar mutlu eden dogayi ve daglari baskalariyla da paylasmak istiyorum.Dunyayi gezmenin, icinde bulundugum duruma en uygun yolunun, Yedi Zirveler gibi, hem bana gezme imkini verecek, hem de cok sevdigim daglara tirmanmami saglayacak bir proje oldugunu dusundum. Gercekten de bu proje sayesinde, belki de baska turlu hic bir zaman goremeyecegim yerleri gorme sansina sahip oldum. Birbirinden guzel cografyalar, birbirinden guzel daglar, insanlar ve ilginc kulturler tanidim. Artik, yasama cok daha genis bir perspektifle bakabiliyorum ve ne istedigimi, ne istemedigimi cok daha iyi biliyorum... (Tanitim Bulteninden)Sayfa 152Baski 2016 Alfa Yayincilik
21 Mayıs 1968'de İstanbul'da doğdu, ilk ve orta öğrenimini Şişli Terakki Lisesi'nde tamamladıktan sonra 1992 yılında Bilkent Üniversitesi İşletme Fakültesi'nden mezun oldu. Dağcılıkla 1988 sonlarında, isim babalığını ve üç yıl boyunca başkanlığını yaptığı Bilkent Üniversitesi Doğa Sporları Topluluğu'nda (DOST) tanıştı. Üniversite yıllarında, mağaracılık, yamaç paraşütü, aletli dalış ve bisiklet sporlarıyla uğraşan Nasuh Mahruki, doğa sporları ile ilgili DOST adlı dergiyi çıkarttı. Yurt içinde Erciyes Dağı ilk Türk yamaç paraşütü uçuşu, Erciyes Dağı kış kuzey buzulu tırmanışı, Büyük Demirkazık Dağı kuzey duvarı tırmanışı, Küçük Demirkazık Dağı batı yüzü tırmanışı, Güzeller Dağı kuzey yüzü ilk kış tırmanışı, Büyük Demirkazık Dağı Peck Kulvarı ilk kış tırmanışı, ODTÜ Sualtı Topluluğu - Mağara Dalışı Grubu ile Altınbeşik ve Kırkgözler mağaraları su altı incelemeleri, Sualtı Araştırmaları Derneği ile Kırkgöz ve Finike İncirli mağaraları ve Düdenbaşı şelaleleri sualtı incelemeleri gibi pek çok etkinliğe katıldı. 1992 ve 1994 yıllarında Türkiye'nin en başarılı dağcısı seçilip yılın sporcusuna aday gösterildi. (1993 yılında bu seçim yapılmadı) 1992 - 1994 yılları arasında, Sovyet Asya'nın en yüksek (7000 metrenin üzerinde) beş dağına tırmanarak, (Khan Tengri - Lenin - Korjenevskoy - Communism - Pobeda) Rusya Dağcılık Federasyonu tarafından verilen "Kar Leoparı" ünvanını alan az sayıdaki batılı dağcıdan biri oldu. Dünyanın en zorlu ve tehlikeli 7000'lik dağlarından biri olan Pobeda dağının 8. solo tırmanışını yaptı. Bunların dışında Kırgızistan, Kafkasya ve İran'da çeşitli tırmanışlar gerçekleştirdi. 1995 yılında, Everest dağına tırmanan ilk Türk ve dünyadaki ilk müslüman dağcı oldu. 1996 yılında, Camel Trophy Türk takımına girerek Kalimantan'da Türkiye'yi temsil etti ve ekip olarak, Takım Ruhu değerlendirmesinde dünya ikincisi, genel sonuçlarda dördüncülük elde ettiler. Aynı yıl, dünyanın yedi kıtasının her birinin en yüksek dağına tırmanmayı içeren, "Yedi Zirveler" projesini tamamlayan dünyadaki 44. dağcı ve en genci oldu. (Everest, Aconcagua, Vinson, Kilimanjaro, Mc. Kinley, Elbruz, Kosciusko.) 1997 yılında, motosiklet ile Türkiye, İran, Pakistan, Hindistan, Nepal ve Sıkkım'ı içeren 21000 kilometrelik bir yolculuk yaptı. 8201 metrelik Cho Oyu dağına yaptığı tırmanışla, Türkiye'nin en yüksek solo tırmanışını gerçekleştirdi. 1998 yılında, 8516 metrelik Lhotse dağına yaptığı tırmanışla, Türkiye'nin en yüksek oksijensiz tırmanışını gerçekleştirdi. Aynı yıl 8163 metrelik Manaslu dağını denedi. 2000 yılında, 5671 metrelik Demavend dağı ve 5137 metrelik Ağrı dağının kış tırmanışlarını gerçekleştirdi. Aynı yıl, dünyanın en zorlu ve tehlikeli dağlarının başında gelen, dünyanın 2. yüksek dağı 8611 metrelik K2 dağının ilk Türk tırmanışını gerçekleştirdi. Türkiye'nin en yüksek oksijensiz tırmanışı, Lhotse'den K2 dağına geçti. (Dünyada, Everest, K2 ve Lhotse dağlarına tırmanmayı başarmış 29 dağcı var ve 7si bugün yaşamıyor.) (2000) 2001 yılında 7546 metrelik Muztag Ata dağına tırmandı. (Türkiye'nin en yüksek kayaklı tırmanışı.) Arama Kurtarma Derneği kurucu üyesi ve başkanı, Sualtı Araştırmaları Derneği ve Gezginler Kulübü üyesidir. 1.5 yıl kadar Hürriyet gazetesinin Pazar ilavesinde köşe yazarlığı ve değişik kanallarda belgesel programları yapmıştır. Bahçeşehir Üniversitesinde "Takım Çalışması ve Liderlik" dersleri vermekte ve motivasyon seminerleri düzenlemektedir. Nasuh Mahruki'nin Yapı Kredi Yayınlarından çıkan kitapları; 1995 - Bir Dağcının Güncesi, 1995 - Everest'te ilk Türk, 1996 - Bir Hayalin Peşinde, 1999 - Asya yolları, Himalayalar ve Ötesi.
Harika motive edici bir kitap 📖 ve bir de aralarda verilen bilgiler bayağı öğretici. Sanki ben tırmanmışım gibi hissettim Mahruki’yle öyle sahici ☺️ Doğayla ilişkimiz ve kentle, coğrafya bilgimiz, bedeni ve zihni zorlu dağ koşullarında eğitmek ve her anın tadını çıkarmak üzerine bir kitap. İnsanın bir hedefi olunca hayat daha mı tatlı oluyor ne? Hemen diğer kitaplarına da başlıyorum Mahruki’nin.. kendisi bir eylem adamı. Gittiği yerlerde ilkleri başarmış. Everest’e tırmanan ilk Türkiyeli ve Müslüman dağcı olarak geçmiş tarihe ve Rusya’da ‘Kar Leoparı’ ünvanını almış. Hizalanmak için keyifle okunacak bir anlatı. Antarktika’nın dağlarında doğasında iki üç gündür gezinmek acayip iyi geldi ruhuma. Ve Dağcıların birbirine yardım edişi, hayatta kalma mücadelesi.. ya da bazı dağcı gruplarının ya da dağcıların hırsı ve bunun bedelleri.. çok sahici çok keyifli bir kitap. Doğada daha çok vakit geçirmeye davet gibi.. 😊
ODTÜ’deki ikinci yılımda dağcılık topluluğuna girmiş, tanışma niyetine yapılan zorlu Elmadağ yürüyüşüne katılmış, ilk birkaç hafta antrenmanlara girmiş ancak tam ilk kampımızda Düzce depremi olunca kampımız iptal olmuş, ODTÜ’lü dağcılar arama kurtarma çalışmalarına gitmişti. Sonrasında devam etmemiştim 🙈hem bileğimi kötü burktuğumdan hem de bunu bırakmam yönünde bi işaret olarak algıladığımdan. Bu kitap acaba dedirtti, acaba bir yerden tekrar başlamak olası mı? Beni o kadar heyecanlandırdı 😅☺️🌸🦋
Türkiye'nin gurur kaynağı olan Nasuh Mahruki hakkında daha fazla bilgi edinmek amacıyla bu kitabı okumak istedim. Kitapta yaşam hakkında çok değerli bilgiler bulunuyor ve yazarın cesaretine hayran kaldım. Özellikle Antartika kısmını anlatışını çok beğendim; bende de oraya gitme isteği uyandırdı. O kadar güzel anlattı ki kendimi bir an orada hissettim. Kitapla ilgili tek eleştirim, tüm 7 zirvenin bu kitapta toplanmasının daha iyi olup olmayacağını düşünmem oldu. Kitap bitince biraz eksik kalmış gibi hissettim, ancak çok uzun olacağı için böyle bir bölüm yaptıklarını düşünüyorum.
Nasuh Mahruki’ye hayran olmamak elde değil. İlham verici bir kitap.
“Buddha’nın öğretisini tanımlamak için eski yazılarda sık geçen bir söz vardır: ‘ehi passika’; anlamı: ‘gel ve kendi gözlerinle gör’, işte benim bütün yapmak istediğim de bu.”
bir kisisel gelisim kitabi veya ani kitabi diye elime aldigim kitabin beni bambaska yerlere goturmesi, beni dusundurmesi, dusundururken bircok sey ogretmesi beni cok sasirtti. nasuh mahruki'nin okudugum ilk kitabi bu oldu ama son olmayacagi kesin!
Hayatımda en çok görmek istediğim yerlerden biri olan Antartika’yı Nasuh Mahruki’nin gözünden, aralarda verdiği bilgiler eşliğinde dinlemek yine çok keyifliydi.