Alemdağ'da Var Bir Yılan Quotes

Rate this book
Clear rating
Alemdağ'da Var Bir Yılan Alemdağ'da Var Bir Yılan by Sait Faik Abasıyanık
1,535 ratings, 4.27 average rating, 82 reviews
Alemdağ'da Var Bir Yılan Quotes (showing 1-17 of 17)
“Günlerden pazartesi. Yine vapurun alt kamarasındayım. Yine hava karlı. Yine İstanbul çirkin. İstanbul mu? İstanbul çirkin şehir. Pis şehir. Hele yağmurlu günlerde. Başka günler güzel mi, değil; güzel değil. Başka günler de köprüsü balgamlıdır. Yan sokakları çamurludur, molozludur. Geceleri kusmukludur. Evler güneşe sırtını çevirmiştir. Sokaklar dardır. Esnafı gaddardır. Zengini lakayttır. İnsanlar her yerde böyle. Yaldızlı karyolalarda çift yatanlar bile tek.
Yalnızlık dünyayı doldurmuş. Sevmek, bir insanı sevmekle başlar her şey. Burda her şey bir insanı sevmekle bitiyor.”
Sait Faik Abasıyanık, Alemdağ'da Var Bir Yılan
“Yalnızlık dünyayı doldurmuş. Sevmek, bir insanı sevmekle başlar. Burda her şey bir insanı sevmekle bitiyor.”
Sait Faik Abasıyanık, Alemdağ'da Var Bir Yılan
“Yine İstanbul çirkin. İstanbul mu? İstanbul çirkin şehir. Pis şehir. Hele yağmurlu günlerinde. Başka günler güzel mi, değil; güzel değil. Başka günlerde Köprüsü balgamlıdır. Yan sokakları çamurludur, molozludur. Geceleri kusmukludur. Evler güneşe sırtını çevirmiştir. Sokaklar dardır. Esnafı gaddardır. Zengini lakayttır. İnsanlar her yerde böyle. Yaldızlı karyolada çift yatanlar bile tek.”
Sait Faik Abasıyanık, Alemdağ'da Var Bir Yılan
“Bu yürek, bizim yüreğimiz, bir tahtası eksiklerin yüreğidir, dedi.”
Sait Faik Abasıyanık, Alemdağ'da Var Bir Yılan
“Yasakları kabul ettik. İnsanoğlu için yasaklı hayvanlar da diyebiliriz. Mikroplar bile birer yasak değil mi? Aşklar yasaktır. Gün olur, sular, yemişler bile yasaktır. İnsanlar birbirine yasaktır.
Canım çekiyor diye öpemem seni güzel çocuk! Canım çekiyor diye giremem sana deniz, göğsüm zayıftır; doktor yasağı. Canım çekiyor diye içemem:körkütük oluncaya kadar, aklı boğuncaya kadar: karaciğer yasağı. Canım çekiyor diye bir vapura binip Haydarpaşa'ya, oradan tabana kuvvet Van'a kadar gidemem. Yollarda geberirim... Çarşıya inemem. Çarşıyı Allah kahretsin.”
Sait Faik Abasıyanık, Alemdağ'da Var Bir Yılan
tags: yasak
“O sinema da yerinde yok. O sinema aynalar içinde idi. Yağmurlu havalarda kumaş kumaş, insan insan kokardı. Birinci mevkiin çocuklarının arasına karıştığımız zaman içim sevda ile dolardı. Her yüz güzeldi. Her çocuk babacandı. Her el nasırlı, küçük, kirli ve sıcaktı.”
Sait Faik Abasıyanık, Alemdağ'da Var Bir Yılan
“Yaz günleri o yanıma uzanınca rahat bir uykuya dalardım. Rüyamda hiçbir şeyi görürdüm. Hiçbir şeyi. Hiçbir şey kadar güzel şey var mı? Varsa ver bir lokma. Şu saatte. Hiçbir şey ölüm gibi güzeldir.”
Sait Faik Abasıyanık, Alemdağ'da Var Bir Yılan
“İşte karşı karşıyasın. Haydi bakalım. Söyle söyleyeceğini. De diyeceğini. Dinler de. Tatlı tatlı dinler de. Sevgiden söz aç. Ne çıkar; o seni anlarsa değil, sen onu anlarsan bir şeyler olacak. İşte karşı karşıyasın. Birdenbire kalkar, dudaklarından öpebilirsin. Gözlerini kapar. Ne güzel gözlerini kapar. Belki de seni görmemek içindir. Sen de kaparsın gözlerini. Belki de onu görmemek içindir. Ne sen onu, ne o seni anlıyor. Belki anlamak ikinizin de işine gelmiyor. " Tanı, tanı, kendini tanı." İşe başla bir kere bu yönden. Sonra onu da anlayacaksın.”
Sait Faik Abasıyanık, Alemdağ'da Var Bir Yılan
“Sen bakma o yüzdeki nura. Yalancıdır, aldatıcıdır.”
Sait Faik Abasıyanık, Alemdağ'da Var Bir Yılan
“İkimiz de fazla konuşmayı sevmiyenlerdeniz.O bu kadar konuştuğumuza bile pişman gibiydi.Balıkçı dediğin kendi kendisiyle konuşan adamdır,diyeceğim ama,yanlış olur.Doğrusu balıkçı kısmının geveze olmayışıdır.Balıkçının gevezesine hiç rastlemadım.Sonunda şöyle bir neticeye vardım:İnsan balıkçı ise geveze değildir.Geveze ise balıkçı değildir.Ama lüzumu olunca da konuşmalı.”
Sait Faik Abasıyanık, Alemdağ'da Var Bir Yılan
“Dülger balığının ölüm hali uzun sürüyor. Sanki balık şu hava dediğimiz gaz suya alışmağa çalışmaktadır. Hani biraz dişini sıksa, alışması mümkündür gibime geldi.

Bu iki saat süren ölüm halini, dört saate, dört saati sekiz saate, sekiz saati yirmi dörde çıkardık mıydı; dülger balığını aramızda bir işle uğraşırken görüvereceğiz sanıyorum.

Onu atmosferimize, suyumuza alıştırdığımız gün, bayramlar edeceğiz. Elimize görünüşü dehşetli, korkunç, çirkin ama aslında küser huylu, pek sakin, pek korkak, pek hassas, iyi yürekli, tatlı ve korkak bakışlı bir yaratık geçirdiğimizden böbürlenerek onu üzmek için elimizden geleni yapacağız. Şaşıracak, önce katlanacak. Onu şair, küskün, anlaşılmayan biri yapacağız. Bir gün hassaslığını, ertesi gün sevgisini, üçüncü gün korkaklığını, sükûnunu kötüleyecek, canından bezdireceğiz. İçinde ne kadar güzel şey varsa hepsini, birer birer söküp atacak. Acı acı sırıtarak İsa'nın tuttuğu belinin ortasındaki parmak izi yerlerini, mahmuzları, kerpeteni, eğesi, testeresi ve baltasıyla kazıyacak. İlk çağlardaki canavar halini bulacak.

Bir kere suyumuza alışmağa görsün. Onu canavar haline getirmek için hiç bir fırsatı kaçırmayacağız.”
Sait Faik Abasıyanık, Alemdağ'da Var Bir Yılan
“Üstelik seviyorsun da onu. Dudağının kıvrımını seviyorsun. Saçının karasını seviyorsun. Kaşının bükülüşünü, alnının genç kırışığını. İşte senin gibi apayrı. Canına sokacağın geliyor.”
Sait Faik Abasıyanık, Alemdağ'da Var Bir Yılan
“..Konuş bakalım, der gibi bana baktı.
— Ey, dedim, ne diyecektim? Yoksa topal martının mı matemini tutuyorsun? Önce kafasını gösterdi:
— Kafa dediğin eskir, ihtiyarlar, ölür bile insan ölmeden, dedi. Sonra kalbini gösterdi:
— Eskimeyen, eksilmeyen şey buradadır.
Sustu. Koca adam, barut gibi adam, köyde kimsenin sevmediği, hoşlanmadığı adam:
— Ölüsünü burada bulunca ağladım, dedi. Sen hani geçen balığa gelişimizde hastalanmıştın, ben de öyle hastalandım. Balık tutmadan döndüm. Her tarafım kıyılıyordu. Eve gittim yattım. Sabahleyin ağzım zehir gibi uyandım. Dolapları karıştırdım, bir ilaç ararmış gibi. Bu tülü buldum taktım. Çengel gibi parmaklarıyla siyah bezi yakasından söktü, denize attı.
— Bu da deliliğimizin bir başka türlüsü, dedi. Deniz mi bizi böyle eder, nedir? Aç şu şişeyi. Fincanın içine rakıyı koyduk. Gözünden bir damla yaş düştü berrak, keskin kokulu suya. Göğsüne vurdu.
— Bu yürek, bizim yüreğimiz, bir tahtası eksiklerin yüreğidir, dedi.”
Sait Faik Abasıyanık, Alemdağ'da Var Bir Yılan
“Bir güzel şey görsem ona göstermezsem, gösteremediğim için zevk alamazdım güzel şeyden.”
Sait Faik Abasıyanık, Alemdağ'da Var Bir Yılan
“...Bir evden deli gibi birisi fırlıyor. Üstüme çullanıyor.
- Dostumu öldürdüm abi, diyor, sakla beni.

Paltomun cebini gösteriyorum. Dikişlerinden yağmur girmiş, sabahki yediğim simitin susamları kokan cebimi. Girip kayboluyor.
.......
-Anlatma, yeter bu kadarı.
-Peki abi, sustum. Nasıl istersen abi. Ama anlat beni Panco'ya emi?
- Anlatırım Hidayet.
- Ama ötesi daha kıyak abi.
- Ötesini ben uydururum Hidayet. Sen çık cebimden. Palto da ıslandı. İkinizi birden kaldıramıyorum, yoruldum.
-Peki abi.

Cebimdeki susam pire oldu. Fatih camii avlusunun çitlembik ağacının dibine doğru fırladı gitti. Karanlıkta bir kıvılcım, kara bir kıvılcım gibi pırıldadı.”
Sait Faik Abasıyanık, Alemdağ'da Var Bir Yılan
“Aile denen ipi bir sıçrayışta
aşmak arzusu içinde çırpındı. Yapamadı. İki senenin sonunda yazıhanede şişmanladı, uyuştu kaldı.”
Sait Faik Abasıyanık, Alemdağ'da Var Bir Yılan
tags: aile
“İnsanlar her yerde böyle. Yaldızlı karyolalarda çift yatanlar bile tek.
Yalnızlık dünyayı doldurmuş. Sevmek, bir insanı sevmekle başlar her şey. Burda her şey bir insanı sevmekle bitiyor.”
Sait Faik Abasıyanık, Alemdağ'da Var Bir Yılan