Gezici Kütüphane Kitap Kulübü discussion

84 views
Ocak '19 Kitabı Feminizm-Nikki van der Gaag

Comments Showing 1-5 of 5 (5 new)    post a comment »
dateDown arrow    newest »

message 1: by Ayda (last edited Dec 11, 2018 06:21AM) (new)

Ayda (gezicikutuphane) | 3 comments Mod
Feminizme giriş niteliğinde, oldukça yalın ve anlaşılabilir bir dile sahip olan "Feminizm: Dünyanın Neden Bu Kelimeye Hâlâ İhtiyacı Var?" kitabının ilk okumamız için uygun olacağını düşünüyorum. Ocak ayında kitabı okurken bu başlık altında düşünce ve fikirlerinizi paylaşabilirsiniz.


message 2: by Ayda (new)

Ayda (gezicikutuphane) | 3 comments Mod
#gezicikütüphanekitapkulübü ile birlikte okuduğumuz ilk kitap olan Feminizm bu tarz konularda daha önce pek okuma yapmamış olanlar için de harika bir ilk kitap olabilir. Sel Yayıncılık’ın Giriş Kitapları arasında yer alan Feminizm: Dünyanın Neden Bu Kelimeye Hâlâ İhtiyacı Var? nereden başlayacağını bilemeyenler için, henüz bu konuya ve kavramlara yeni olanlar için biçilmiş bir kaftan. Oldukça yalın ve anlaşılır bir dille yazılmış olan kitap feminizmi küresel bir düzeyde ele alıyor, bugün dünyada feminist olmakla ilişkili kazanımlarla kayıpları, zorluklarla yenilgileri anlatıyor. Nitekim feminizm bugün de her zaman olduğu kadar anlamlı ve hala ihtilaflı.

Kitap bölüm bölüm, oldukça kolay anlaşılır bir şekilde ayrılmış. İlk bölümde genel bilgileri ve feminizmin ilk dalgalarından başlayarak neden var olduğunu ve olması gerektiğini anlatıyor. İkinci bölüm kadın-erkek arasındaki eşitsizliklerin sınıf, ırk, cinsel yönelim ve engelli olmaktan kaynaklanan eşitsizlikler ile nasıl sıkı sıkıya bağlı olduğunu irdeliyor. Kitabın üçüncü bölümü ise kapitalizm, küreselleşme, iklim değişikliği, çatışma ve dini muhafazakarlık bağlamında feminizmin durumunu inceliyor. Dördüncü bölüm benim en çok ilgimi çeken bölümlerden biri oldu. Bizzat kendim iş hayatına erken atılmış genç bir kadın olmanın dezavantajlarını yaşıyorken kadınların işyerindeki yeri, toplumsal normların ve kadın işi olarak görülen şeylerin kadının rolünü nasıl kısıtladığı hakkında okumak ayrı bir hoşuma gitti. Beşinci bölüm ise başlı başına mesleğimi edinmemdeki amaç olan, üzerinde çalışmayı ve değişimde rolümün olmasını istediğim bir konu hakkında, kadına şiddet hakkında olduğu için benim için önemliydi. Çünkü evet feminizm ve kadın örgütlerinin yıllar süren mücadeleleri ile bundan bir 100 yıl öncesine göre yeterli olmasa da çok şey başardık ama kadına yönelik şiddet ırk, sınıf, coğrafya tanımadan hala hiç azalmaksızın devam ediyor. Altıncı bölümde medyanın ve diğer etkenlerin kadın bedeni üzerinde yarattığı baskı, bunun sonucu olarak gelen güzellik idealleri ile yeme bozuklukları ve bedenden utanç duyma sorunu inceleniyor. Son bölümde ise toplumsal cinsiyet nosyonlarının bir çocuğun hayatının ilk yıllarını nasıl şekillendirdiğini, feminizm ile akıl sağlığının ve bedensel sağlığın ilişkisini okuyoruz.

Yukarıda bahsettiğim bütün bu konular pek çok araştırma ve istatiksel veri ile desteklenmiş bir halde sunuluyor kitapta. Bölümlerin sonunda sonuç ve çözüme odaklı bir kısım da var ki bu beni çok mutlu etti çünkü sayfa sayfa problemleri okuduktan sonra çözüm odaklı bir bölümün olmamasından hoşlanmıyorum.

İkili toplumsal cinsiyet sisteminin tiranlığı her şeyden çok ataerkilliğin muhafazasına hizmet eder. Binlerce yıldır süregelen ataerkil düzen ile savaşan Feminizmin tabiî ki işi kolay değil. Çözüm yolu dönüp dolaşıp toplumsal cinsiyet nosyonlarının değişiminden geçiyor ki tutumlar ile davranışları değiştirmek zaten belki de feminizmin en zor görevlerinden biridir. Evet, bu kelimeye hala ihtiyacımız var çünkü her ne kadar feminizm 1990’ların kasvetli havasından sıyrılmış olsa da, bugün kendine feminist demek hala cesaret istiyor.

Siz ilk kitabımız hakkında neler düşünüyorsunuz ve sizce feminizm kelimesine neden hala ihtiyacımız var?


message 3: by Merve (new)

Merve | 2 comments Selamlar herkese,

Böylesine derin ve konuşmamız gereken bir konu ile ilgili kitap seçtiği ve yazarla tanıştırdığı için Ayda'ya teşekkür etmek istiyorum :) Beraber okumak özellikle bu konuda çok keyifliydi benim için. Feminizm kitabını okurken aklıma takılan bazı noktalar oldu, bu konuda okuyanların fikrini merak ediyorum :)

-Kitapta feminizmin herkes için gerekli bir kavram oluşundan bahsediliyor, erkeklerin de üzerinde fazlaca yük olduğundan erkekler için de uğradıkları haksızlıklar açısından önemli ve gerekli olduğundan bahsediyor yazar. Ben bu fikrini destekler nitelikte erkeklerin uğradıkları haksızlıkları, adaletsizlikleri verilerle destelenmiş şekilde görmek istedim; ama göremedim kitapta. Yani erkeklerin haksızlığa maruz kaldıkları konular neler bunu merak ettim. Var mıdır sizce?
-Kitapta da değindiği gibi yazarın, bazı önemli pozisyonlarda kadınların sayıca az oldukları aşikar. Bu konumlarda az olmamızın sebepleri, bizim ilgi alanlarımızın, yeteneklerimizin farklı oluşu ya da bazılarımızın yeterince çalışmıyor oluşu mu? Bunu yazarken, kadınların toplumda hemen hemen çoğu konuda haksızlık yaşadıklarını ve maalesef erkek egemen bir dünyada yaşadığımızın bilincinde biri olarak yazıyorum. Yani biraz da bizim yaptıklarımızın ya da yapacaklarımızın da konuşulması gerekmez mi?

-Son olarak kitapta satır aralarında bazı şeyler yakaladım, biz erkeklerden doğamız gereği bazı noktalarda farklıyız ve bunun bilincinde olarak erkeklerden anlayış göstermelerini bazı noktalarda eşitsizliği bu şekilde kapatmalarını bekliyor muyuz bu kavram ile diye düşündüm. Yani biz erkeklerin de yaptıkları şeyleri pek tabii yapabiliriz bu küçük büyük herhangi bir şey olabilir;ama bunları yapmadan önce sanki başarılı olma konusunda bizi daha farklı değerlendirmelerini mi bekliyoruz? Bu durumu daha iyi açıklamam gerekirse, bir baba ile kızı diyelim ki tavla oynuyorlar, baba kendisinin yeneceğini düşündüğü için kızına bonus puan vererek başlıyorlar oyuna. Bizim bazı noktalara gelebilmek için bonus puana ihtiyacımız var mı, böyle mi değerlendiriliyoruz? Bunu anlamaya çalıştım okurken. Bu söylediklerim eğitim,yaşam adaletsizliğine ya da şiddete uğramış kadınlar için değildi, belirli bir aşamaya gelmiş ve toplumdaki yerini almaya çalışan/çalışmış kadınlar içindi. Bu konu beraberinde birçok konuyu da getirdiği için belirtmek istedim.

İyi okumalar herkese :)


message 4: by Ayda (new)

Ayda (gezicikutuphane) | 3 comments Mod
Merve wrote: "Selamlar herkese,

Böylesine derin ve konuşmamız gereken bir konu ile ilgili kitap seçtiği ve yazarla tanıştırdığı için Ayda'ya teşekkür etmek istiyorum :) Beraber okumak özellikle bu konuda çok k..."


Tabii ki feminizm herkes için gerekli bir akım. En basitinden aklıma gelen ilk şeyi söylemem gerekirse "Erkek adam ağlamaz." klişesini örnek gösterebilirim. Toplum tarafından yüklenen cinsiyet rolleri gereği kadınlar duygusaldır, erkekler duygularını göstermez. Gösterirlerse de aşağılanırlar ya da ciddiye alınmazlar. Erkeklerin intihar oranının neden daha yüksek olduğundan bahsediyordu kitapta ve duygularını dışa vuramamaları da en büyük etkenlerden biri. Ya da "Erkek evin direğidir, eve ekmeği erkek getirir." anlayışından bahsedelim. Bir kadın evde oturmak istediğinde toplum tarafından garipsenmiyor ancak erkek işsiz olduğunda işler tamamen değişiyor değil mi? Evi geçindirmek belki de erkeklerin tek başlarına omuzlamak istemeyecekleri bir yüktür? "Erkek adamın" evine bakması gerektiğinden sevmediği bir işte 9-6 çalışmak zorunda kalıyordur veya gerçekten tutkusu olan bir işe riskli olması sebebiyle el atamıyordur? Bunlar ilk aklıma gelen en basit örnekler, toplumsal cinsiyet nosyonlarının yok edilmesi hem kadınlar hem de erkekler için gerekli.

Önemli pozisyonlardaki kadınların sayısının azlığı hususunda ne kadınların ilgi alanlarının farklı oluşu, ne de daha az çalışması buna sebebiyet veren şey değil. Kız çocuklarına daha çocukluktan bilim ile ilgili oyuncak verilmiyor mesela değil mi? Toplumun çekirdek birimi olan aileden başlayarak kız ve erkek çocuklarına nelerin ilgi alanları olması gerektiği dayatılıyor zaten. Kaldı ki önemli bir pozisyona gelmek isteyen kadının her zaman erkekten bir 5 kat daha fazla çabalaması gerekiyor. Aynı çabayı göstererek aynı konuma gelemiyoruz ki bütün problem zaten burada. Evet, yıl oldu 2019 ve artık kadın bakanlar bile görebiliyoruz ama çoğunlukla aile, sağlık, eğitim alanlarında onlara yetki verildiğini görüyoruz çünkü ataerkil toplumun dağıttığı rollere göre bunlar "kadın alanı" ve bir kadın erkek alanlarında at koşturamıyor hala. Kadın bir ekonomi bakanı göremiyoruz veya adalet bakanı. Bunun sebebi kadınların ekonomiye ilgi duymaması değil, ekonominin erkek alanı olarak görülmesi. Bu konu hakkında daha detaylı bilgiyi Kadın ve İktidar kitabında okuyabilirsin.

Son olarak hiçbir şeyi başarmak için bonus puana ihtiyacımız yok; eşit fırsata ihtiyacımız var, eşit desteğe ihtiyacımız var. Çok şükür ki her zaman beni destekleyen bir ailem vardı ve pek çok kadından çok daha fazla imkanım oldu ama buna rağmen ben de çocukken amiral olmak istediğimi söylediğimde çevremden "Kızım kadın amiral nasıl olucaksın, tıkarlar önünü." sözlerini duydum mesela. Kız çocukları bunları duymamalı, "erkek işi" ve "kadın işi" ayrımları artık var olmamalı. İstediğimiz bu. Çünkü bana "kızdan itfaiyeci olmazmış" diye ağlayan 5 yaşındaki kuzenimi uzun çabalarla ikna etmeseydim sırf kadın olduğu için bir şeyleri başaramayacağına inanarak büyüyecekti. Toplum ataerkil düzeni koruduğu sürece şartlar hiçbir zaman eşit olmayacak. Bonus puandan önce başlangıç çizgisi ve rota aynı olmalı.


message 5: by Merve (new)

Merve | 2 comments Bu kafama takılan kısımlar, toplumun baskısı ve bazı kabul gören normlar dışında kendini ispat etme yolunda çabalayan çabalamış kişiler içindi. Tabiki çocukluktan itibaren bir sürü söylem ve algı içerisinde büyüyoruz ailemiz destek olsa da bu toplumda doğduk ve büyüdük. Daha kötüsü neredeyse tüm dünya böyle.
Bunları düşünürken sayımız az ama çok başarılı konumlarda kadınlar da var. Sadece sayıları az yani başarmışlar, destek görmüşler yakınlarından. Onlar bu baskıları nasıl göz ardı etmişler ya da aynı koşullarda olup nasıl bulundukları yere gelebilmişler. Bilim insanı olan Türk kadınları geliyor mesela aklıma örnek olarak. Onların bu mücadelede kendilerince buldukları çözüm neydi? Şanslılar mıydı? Çok mu çalışkanlardı? Nelere göğüs germek zorunda kaldılar? Adaletsizlik, başarısızlık toplumun algısı dışında insan olarak çoğu kişinin başına gelebiliyor;tabi ki kadınlar için bakış açısından kaynaklı birçok başarısızlığa uğrama durumu erkeklerinkinden kat kat fazla, daha fazla zorlanıyoruz bu gerçeği kabul ediyorum.
Bize belki de bazı kendini ispat etmiş gayet de kadın olduğu için toplum tarafından yönlendirilen işte bakan olursan sadece aile bakanı olabilirsin kadınlara daha çok yakışır kafasından çok bunu aşmış kadınların fikirlerini,bu yolda neler feda etmeleri gerektiği nasıl geldikleri açıklansa neden sayıca az olduğumuz daha iyi ortaya çıkar diye düşünüyorum. Yani bizim toplum tarafından yönlendirildiğimiz meslek gruplarının varlığının biliyor oluşumuz, toplumdaki ya da dünyadaki her kadının bunu farkında olarak mesleklerini seçip seçmediklerini de anlamalarına yardımcı olabilir.Bunu fark etmeden seçmiş olabilirler pek tabi. Herkesçe kanıksanmış durumların ortada olduğunu düşünüyorum, herkesin kendi potansiyelinin farkında olduğunu ya da daha fazla kendilerine güvenmeleri, erkeklerden daha çok çalışması gerektiği için değil, kendi istedikleri yere gelebilmek için kendileri için çalışmaları gerektiğini düşünüyorum. Bunu yapabilenler olduğunu düşünüyorum, tüm zorluklara rağmen. Yılmamaya çalışmak önemli, başlangıç noktalarımız maalesef ki farklı keşke olmasa. Bu dezavantajlı durum ile belki sayıca artarak baş edebiliriz, başlangıç noktası eşit olmasa da yapabiliriz çünkü yapanlar var ama az sayıdalar "bilim İNSANLARI" geliyor aklıma.Onlar da bu tarz söylemlere maruz kalmışlardır her kız çocuğu gibi diye düşünüyorum. Sadece başlangıç noktası kriter olmamalı diye düşünüyorum. Eşitsizlik açısından önemli bir kriter de olsa durumun farkında olup önlem alabiliriz. Tüm dünya bir günde değişemez yıllar alır belki ama bu sürede farklı yollar geliştirebiliriz bu kavramı savunmanın dışında ek olarak.
Tüm dileğim herkesin emeğiyle hak ederek fark gözetmeksizin bir yerlere gelmesi olur.
Not: Önerilen kitabı okuyacağım umuyorumki en yakın zamanda :)


back to top