Zülfü Livaneli Quotes

Quotes tagged as "zülfü-livaneli" (showing 1-15 of 15)
O.Z. Livaneli
“Bilgi ne garip bir şeydi. Şişede hapsedilmiş bir cin gibi yıllarca duruyor, senin gelip kapağını açacağın günü bekliyordu.”
O.Z. Livaneli, Serenad

O.Z. Livaneli
“Haklı olanı güçlü kılamadığımız için de güçlü olanı haklı kıldık. ”
O.Z. Livaneli, Serenad

O.Z. Livaneli
“Varlığımın bir anlamı var mıydı ki, yokluğumun olsun? Her şey rastlantısal mı, yoksa ilahi bir plana göre mi işliyor? Tasarladım mı, tasarlandım mı; bir düş mü görüyorum yoksa başka birinin düşü müyüm; daha doğrusu düşümde, başka birini düşleyen birinin gördüğü düşteki- sonsuza kadar uzatılabilecek sayıda bir ayna oyunu muyum?

Sayfa:462”
O.Z. Livaneli, Konstantiniyye Oteli

O.Z. Livaneli
“O sesimsi şey - ses diyeceğiz artık ona, çünkü başka dünyavi sözcük yok bunun için-başının ağrıyıp ağrımadığını soruyor, Zehra "Galiba" diye cevap veriyor; "sanırım ağrıyor." O ses gülüyor, "Anladım" diyor, "çünkü bu ağrıyı bilirim. "Nereden bilirsin" diye soruyor Zehra. Ses, "Çünkü benim de başım ağrımıştı" diye yanıtlıyor onu.
Zehra'nın kafasının içindeki konuşma devam ediyor.
"Ne zaman ağrımıştı?
"Darbe aldığım zaman"
"Ne darbesi?
"İsyan sırasında başıma aldığım darbe."
"Cop mu, gaz kapsülü mü, TOMA mı?

Sayfa: 15”
O.Z. Livaneli, Konstantiniyye Oteli

O.Z. Livaneli
“Ranzanın bir ucuna Meursault'yu oturttum, onun yanına, aralarında Fransızca konuşsunlar diye Jean Valjean'ı yerleştirdim. Biraz ötede Katyuşa ile Raskolnikov fıfıl fısıl Rusça konuşuyorlardı, herhalde Nehludov'un ziyaretinden söz ediyorlardı. Keşanlı Ali duvarın dibine ilişmişti, Dr. B ise zihninden satranç oynuyordu.”
O.Z. Livaneli, Kardeşimin Hikâyesi

“Uçakta rahat eden insanlar,yeryüzü sekiz bin metre yukarıda,boşlukta,metal bir kutunun içinde olduklarını unutup kafalarını şarabın kalitesine,yemeğin lezzetine,koltukların genişliğine takanlardır ki,hemen söyleyeyim bende onlardan biriyim.”
Serenad, Zülfü Livaneli

O.Z. Livaneli
“Evladım, şimdi senin bunu anlaman zordur ama bizler Türk'ü, Kürt'ü, Müslüman'ı, Ermeni'si, Rum'u, Yahudi'si, Bulgar'ı, Sırp'ı, Arap'ıyla tek millettik. Büyük devletler bizi yıkmak için hepimizi birbirimize düşürdüler. Kardeşi kardeşe öldürttüler. Senin şimdi okuduğun lise 1915 yılında hiç mezun vermedi. Neden biliyor musun? Çünkü bütün talebeleri; Türk'ü, Yahudi'si, Ermeni'si, Rum'uyla Çanakkale'de şehit düşmüştü.

Savaş, kahrolmak demektir oğlum. Açlık, susuzluk, dizanteri, hastalık, aklını oynatmak demektir. Gece gündüz burnuna dolan ölüm kokusundan yıllar boyu kurtulamamak demektir.

Veda: Bir Dostluğun Öyküsü Sayfa:41”
O.Z. Livaneli, Veda: Bir Dostluğun Öyküsü

O.Z. Livaneli
“İnce Memed romanı yayınlandığı zaman Behice Boran'ın aklı, dağ başında yanan ateşe takılmış. Yaşar Kemal'e kimsenin bulunmadığı o dağ başında ateşi kimin yaktığını sormuş. Yaşar Kemal'in Boran'a verdiği cevap, roman dünyasını ve kendi gerçeğini açıklar nitelikte: "O ateşi ben yaktım Behice Hanım.”
O.Z. Livaneli, Gözüyle Kartal Avlayan Yazar: Yaşar Kemal

O.Z. Livaneli
“Basınköy'deki evinden çıkar, çamurlu vadiden aşağı iner, Menekşe İstasyonu'ndan tıklım tıkış banliyö trenine binerek Sirkeci'ye giderdik. Bazen de onca yolu yürürdük. Çünkü derdi ki, "Allah iki Adanalıya yürü ya kulum demiş. Sakıp Ağa'ya yukarı doğru, Yaşar Kemal'e de Florya'dan Sirkeci'ye doğru.”
O.Z. Livaneli, Gözüyle Kartal Avlayan Yazar: Yaşar Kemal

O.Z. Livaneli
“Nazım'ın bir Paris gezisinde yaşanan müthiş bir olay var: O zamanlar Abidin Dinolar Seine Nehri kıyısında, asansörsüz bir evin yedinci katında oturuyorlarmış. Moskova'dan gelecek olan büyük şaire, güzel bir memleket sofrası hazırlamışlar ama kalp hastası olduğu için o yedi katı çıkmasından kaygılanıyorlarmış. Şöyle bir çözüm bulmuşlar sonunda: Her kata iki sandalye yerleştirmişler. Yaşar Kemal, Nazım'ı getirecek, sonra her katta mola vererek anlattığı hikayelerle onu oyalayacak, böylece Nazım'ın merdivenleri dinlene dinlene çıkması sağlanacakmış. Öyle de olmuş. Yaşar Abi memleket hasretiyle içi yanan Nazım'a her katta hikayeler anlatmış. Bu olay bende hayranlık uyandırmıştır hep; ne güzel roman olur diye düşünmüşümdür. Adı belli: Yedi Kat Hikayeleri. Bölümler de belli: Birinci Kat, İkinci Kat, Üçüncü Kat... Keşke yazsaydı.”
O.Z. Livaneli, Gözüyle Kartal Avlayan Yazar: Yaşar Kemal

O.Z. Livaneli
“Yazdıklarımın bugün bazı okulara, özellikle de gençlere anlaşılmaz geleceğini, kafa karışıklığı yaratacağını biliyorum. Ne yazık ki aradan geçen yıllar içinde bilinçli olarak yaratılan kutuplaşma, Kurtuluş Savaşı'ndan sonra yetişen kuşaklardaki anlayışı sezmemizi engelliyor. Öyle ya; Yaşar Kemal Kürt değil mi, düşüncelerinden dolayı hapse mahkum edilmedi mi, solcu değil mi, TİP'in kurucuları arasında yer almadı mı, ömrü boyunca cuntalara, darbelere, faşizme karşı savaşmadı mı? O halde nasıl olur da Mustafa Kemalci olur!
....
13 yılını hapiste geçirmiş olan Nazım Hikmet de Mustafa Kemal hayranıydı, o dönemin diğer yazar ve şairleri de. Atatürk'ü eleştirerek, hatta hakaret ederek "aydın olma" modası, o dönemin yurtsever entellektüellerinde yoktu. Çünkü Mustafa Kemal Paşa, Anadolu'daki kadın ve erkeklerin üzerine çökmüş olan Ortaçağ karanlığını yırtıp atmış bir kahramandı, devrimciydi. Bu yüzden Nazım Hikmet ona yazdığı mektupta "Tanıdığım en devrimci baş sensin" diyor ve onun başı üzerine yemin ederek, sistemin kendisine kurduğu tuzaklardan kurtulmaya çalışıyordu. ("Sen" diye seslenmesi, mertebelerin en büyüğü olarak algılanmalı. Bu kadar saygı duymasa "siz" derdi. Ya da "zat-ı aliniz" gibi bir "tabasbus" deyimine sığınırdı.)”
O.Z. Livaneli, Gözüyle Kartal Avlayan Yazar: Yaşar Kemal

O.Z. Livaneli
“Her çağın insanı, değişik etkilere, deyim yerindeyse modalara kapılıyor. Özellikle kitabın, sanatın meta haline dönüştüğü bir dönemde, dünyada akımlar, modalar yaratılıyor. Anglosakson modaları, Latin Amerika modaları, nouveau roman, postmodernizm, büyülü gerçekçilik modaları... Biri geliyor, biri gidiyor. Yaşar Kemal ilk gençlik yıllarımdan beri bana, bu akımlara kapılmamayı, modalara aldırış etmemeyi, köke sadık kalmanın önemini anlattı.”
O.Z. Livaneli, Gözüyle Kartal Avlayan Yazar: Yaşar Kemal

O.Z. Livaneli
“Efendim merhametliydi, ama bu herkesin ondan korkmasına engel değildi. Kendisinden önceki padişahlar gibi, tahta çıkar çıkmaz hanedanın erkek üyelerini boğdurtmamıştı o. Merhametli yüreği böyle bir zulmü kaldıramayacak kadar yüceydi. Elini akraba kanına bulamadı.

Bunun yerine, nizam-ı alem için, onların gönül gözlerini açmakla yetindi.

Bir gün saltanatla kan bağı olan herkes bir araya toplandı ve birer birer gözlerine mil çekildi. Kundaktaki bebekler bile kızgın şişlerle kör edildi. Böylece dünya gözleri kapanırken, gönül gözleri açılmış oldu.

Efendimin merhameti sonsuzdu.”
O.Z. Livaneli, Engereğin Gözü

O.Z. Livaneli
“Evladım, şimdi senin bunu anlaman zordur ama bizler Türk'ü, Kürt'ü, Müslüman'ı, Ermeni'si, Rum'u, Yahudi'si, Bulgar'ı, Sırp'ı, Arap'ıyla tek millettik. Büyük devletler bizi yıkmak için hepimizi birbirimize düşürdüler. Kardeşi kardeşe öldürttüler. Senin şimdi okuduğun lise 1915 yılında hiç mezun vermedi. Neden biliyor musun? Çünkü bütün talebeleri; Türk'ü, Yahudi'si, Ermeni'si, Rum'uyla Çanakkale'de şehit düşmüştü.

Savaş, kahrolmak demektir oğlum. Açlık, susuzluk, dizanteri, hastalık, aklını oynatmak demektir. Gece gündüz burnuna dolan ölüm kokusundan yıllar boyu kurtulamamak demektir.

Sayfa:41”
O.Z. Livaneli

O.Z. Livaneli
“Nedendir bilmem ama bunun şart olduğunu hissediyorum. Hikaye bitmeli, bu iş tamamlanmalı, artık anlatacak bir şey kalmamalı.”
O.Z. Livaneli, Serenad