Pınar Selek'in, 'Çöpte Dostoyevski Buldum' belgeselinde adının geçme şekli beni Pınar Selek hakkında meraklandırmıştı. Kitabını da okuyunca bir kez daha sevdim Pınar Selek'i ve bir şeylerin içinde bulunuş şeklini. Hem bu kadar yaşananların içinde yer alıp, hem de olayın tüm aktörlerine eşit mesafede yaklaşıp, hepsini objektif bir şekilde değerlendirmesi beni gerçekten kalbimden vurdu. Hortum Süleyman'ı anlatırken bile adamın davranış dinamiklerini analiz ediyor. Allah belanı versin Hortum!!! falan yazmasa da ondan nefret ettiğini anlarsınız ya yazarın, Pınar bunu yapmamış. Kitabı okuyunca 'Ülker Sokak'ta neler oldu?' öğrenmek dışında dünyada ve de ülkede LGBT ve LGBT mücadelesi tarihi hakkında da bilgi ve fikir sahibi olabiliyorsunuz bonus olarak. Ayrıca da kitabın sonundaki Ülker Sokak'taki sürgünü yaşayanların özeleştirisi kısmı da gerekli ve yerinde oldu bence. Bilmiyorum eksiksiz bir kitap diyebilirim sanırım. Çünkü kapsamlı ele almış konuyu. Bir sosyolog olarak kitabı hazırlayış şeklini beğenmemin yanında, kitabın dili de çok hoşuma gitti. Yani sosyolog olan, yazar olan ve tanıdığım kadarıyla insan olan Pınar'ı ayrı ayrı sevdim.