لا شك في أن كثيرا من أسرار السياسات والمؤامرات الأوروبية تجاه المشرق العربي قبيل الحرب العالمية الأولى وبعدها لا تزال مدفونة في محفوظات تلك الدول والقوى التي شكلته كما هو عليه الآن، أو على الأقل ساهمت في ذلك. فما يسمى "النظام العربي" القائم حاليًا ما هو إلا استكمال للنظام الاستعماري الذي أقرته دول التحالف في صلح باريس في نهاية الحرب العالمية الأولى.
أما اتفاقية سايكس بيكو بين القوتين الاستعماريتين بريطانيا وفرنسا، فلم تكن سوى واحدة من عدة اتفاقات/ مؤامرات عديدة حاكها عتاة الاستعماريين الغربيين في أروقة مقار الاستخبارات والدوائر الاستعمارية المظلمة، حيث وجبت إضافة الاتفاقية بينهم على تدمير ما تبقى من الدولة العثمانية/ التركية وتقاسم أراضيها وخيراتها.
فوفق معاهدة سفير (1920) اتفقت الدول الاستعمارية على تقسيم تركيا إلى مناطق احتلال فرنسية وبريطانية وإيطالية ويونانية، مع مناطق نفوذ مماثلة ضمت إليها أرمينيا، واقتطاع بعض أراضيها لدولة كردية. لكن الهزائم التي ألحقتها القوات التركية/ العثمانية بقيادة مصطفى كمال أتاتورك بقوى التحالف اليوناني البريطاني الفرنسي الإيطالي، إضافة إلى انسحاب روسيا من الحرب عقب الثورة البلشفية فيها "وهي التي فضحت اتفاقية/ مؤامرة سايكس بيكو"، أجبرتها على الاكتفاء بما تمكنت من فرضه من شروط على الحكومة التركية حينئذ والتخلي عن مشروع تقاسم أراضيها حيث أدركت عدم مقدرتها على فرض ذلك.
وضمن هذا الإطار وجب النظر إلى التطورات داخل تركيا إبان الحرب العالمية الأولى المتعلقة بموضوع هذا الكتاب وقبلها من خلال معرفة دقيقة بما أسمته الدول الغربية الاستعمارية "المسألة الشرقية" التي شكلت المدخل إلى مآسي الشرق جميعها.ـ
Yusuf Halaçoğlu, 10 Mayıs 1949'da Kozan'da doğan Türk Tarih Kurumu eski başkanı ve tarihçi.
Adana Kozan nüfusuna kayıtlı olup aslen Sarız Çörekdere köyüne mensup bir Avşar ailesinden gelmektedir. 1967'de liseyi, 1971 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Yeniçağ Tarihi Kürsüsü'nden Fırka-i İslâhiye ve Kozan isimli lisans tezini hazırlayarak mezun oldu.
1974 yılında, mezunu olduğu İstanbul Üniversitesi'nde Yeniçağ Tarihi Kürsüsü asistanı oldu. 1978 yılında XVIII. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu'nda İskân Siyâseti konulu doktora tezi ile doktor oldu. 1982'de yardımcı doçentliğe, Nisan 1983'te de Osmanlı İmparatorluğu'nda Menzil Teşkilâtı ve Yol Sistemi isimli doçentlik tezini hazırlayarak doçentliğe yükseldi. 1983-84 öğretim döneminde bir yıl süreyle 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 41. maddesi uyarınca Elâzığ'da Fırat Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nde görev yaptı. 1986 yılında Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Sosyal Bilimler Eğitimi Bölümü'ne geçti. 20 Mart 1989'da XVI. Yüzyılda Sosyal, Ekonomik ve Demografik Bakımdan Balkanlar'da Bazı Osmanlı Şehirleri konulu takdim tezi ile profesörlüğe yükseldi. Aynı tarihlerde Türk Tarih Kurumu asıl üyesi seçildi.
1989 yılında Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı'na tayin edildi; 17 Aralık 1990'da da Genel Müdür Yardımcılığına getirildi. Bu sırada, Osmanlı Arşivi'nin otomasyonunu başlattı. Bu görevinden 2 Mart 1992'de istifa etti ve Marmara Üniversitesi'ndeki görevine döndü. 26 Ağustos 1992 tarihinde Rektör yardımcısı oldu. 23 Ekim 1992'de Rektör vekili ve Kasım 1992'de tekrar rektör yardımcılığında bulundu. Bu görevini sürdürürken 21 Eylül 1993'de Türk Tarih Kurumu Başkanlığına getirildi. 23 Temmuz 2008'de Gazi Üniversitesi'ndeki asli görevine iade edilmek üzere görevden alındı.
يتألف الكتاب من الأبواب التالية: مدخل نظرة عامة على المسألة الأرمنية حتى الحرب العالمية الأولى التهجير الخاتمة الملاحق
الكتاب يتكون من 94 صفحة وما بعد ذلك الملاحق والوثائق والخرائط
الكتاب في بدايته ممل جداً وكنت أشعر بالنعاس وينتهي بي المطاف للنوم في كل مرة أقرأ منه منذ بداية فصل التهجير كانت القراءة ممتعة - نوعاً ما - (ممكن أعطيها 4 نجمات) فوجود الإحصائيات والكثير الكثير من الأرقام يعطي نوعاً من المصداقية الكتاب متحيز في لهجته للأتراك وهو شيء طبيعي ولكنه كان يطرح الوثائق بمصداقية وأقنعني
Bugün birileri çıkıp ortaya bir uydurma soykırım iddiası atıyorsa ve bunu bazı devletlerin meclislerinde kabul ettiriyorsa burada bizim de kabahatimiz var. Demek ki, tarihimizi iyi öğrenememiş, iyi anlatamamışız. Öğrenmemiz, öğretmemiz, göstermemiz lazım. Görmek istemeseler bile delilleri gözlerine sokmamız gerek. Bu soykırım iddiasının yalan,uydurma olduğunun çok fazla kanıtı var. Sadece zamanın yabancı diplomatlarının ülkelerine gönderdikleri mektupları okumak yeterli. Söylentilerin aksine Ermenilerin Türklere yaptığı katliamlar var. Türklere ait toplu mezarlar ortaya çıkarken, bir buçuk milyon ermeni katledildiyse neden hiç onlara ait toplu mezarlık yok? Yoksa bu gibi iddialar Fransa'nın Cezayir'de ve Adana'da Türklere ve Araplara, İngiltere'nin Hindistan ve Afrika'da, Amerikanın Kızılderililere ve diğer yerli halklara, Almanların Yahudilere, Rusya'nın önce Yahudilere, sonra da Türklere karşı uyguladığı soykırım ve katliamları unutturmak için mi o devletlerce bu kadar rahat kabul edilip, dillendiriliyor?
"يعد حقاً مشروعاً لكل دولة في الدفاع عن نفسها" جملة في خاتمة الكتاب الحوادث و الأزمات في حاضرنا اصبح لها اكتر من تفسير ووجهة نظر و نحن بالوقت الحاضر نملك إعلام متطور ، فكيف للحقيقة و لما حصل ان يصلنا بعد مئة عامٍ تقريباً . فلا يمكنني تكوين صورة شاملة و رأيي الخاص إلا بعد التوسع و القراءة من اكثر من مصدر كتاب جيد بشكل عام ، موثق بوثائق و مصادر .
Yusuf hocamın konferansından sonra kitabı tekrardan okudum. Her şey kafamda oturdu. Gerçekten her Türk'ün okuması gereken bir kitap. Belgeleriyle her şey ortada. Gerek Rus gerek ABD kaynakları yüzbinlerce sayfa incelenmiş ve ortaya bu eser çıkmış. Oturup okuyun derim.
يبدو هذا الكتاب وكأنما ينسف فرضية إبادة الأرمن من قبل العثمانيين ويثبت ذلك من خلال الوثائق العثمانية وهو الامر الذي دائما ما تتحدى تركيا الاخرين اثباته وتقول ان ابواب الارشيف العثماني مفتوحة امام الجميع
الفرق كبير جدا بين من يدعي أن ضحايا الارمن مايقارب مليون ونص او اكثر وبين من يدعي انها ثلاثين الف ماتوا بسبب الامراض وهجمات بعض العصابات
هذا الامر يحتاج لفترة اطول حتى يمكن دراسته بشكل موضوعي
Yıllarca Tarih Kurumu Başkanlığı yapmış olan yazar, belgelere kolay ulaşmasının verdiği avantajla doyurucu bir eser hazırlamış. Sayfa sayısının az olması kolay okunurluğu sağlıyor. Belgeler ve ekler ile zengin bir çalışma.
الارمن الشعوب التي عذبت علي يد مدعين الاسلام لا اعلم اي حق يجعل نساء تجرد وتصلب اي حق يجعل مئات الاطفال تعذب لم اجد تفسير للخلافه العثمانيه لم اجد تفسير لرفض تركيا حتي الان للاعتراف بالمجزره ولكن وجدت شعوبا بلا رحمه كانت ثقلا علي الاسلام والمسلمين