Çember apartmanı asırlık bir binanın, bu binada yaşayan insanların, İstanbullu Rumların hikayesi. Eczacı Bay Perikles Drakos'un, ailesinin, komşularının hikayesi. Türkiye'nin ekalliyetle olan ilişkisinin pek bahsedilmeyen tarihininin, eylül olaylarının, varlık vergisinin, Türk pasaportu olmayan Rumların sürgün edilmesinin hikayesi. Ve fonda Pera'nın, İstanbul'un hikayesi. En çok da kaybedenlerin, yitirilenlerin, yitenlerin hikayesi.
Defne Suman bir taraftan doğduğundan beri Çember apartmanında oturan Bay Perikles (kendisi 75 yaşında) ve ailesi üzerinden, geçmiş dönem hükümetlerinin ekalliyet toplumlarına karşı olan siyasi tutumlarını, zorlayıcı politikalarını, bunun sonucunda yaşanan acıları, haksızlıkları, kısaca dönemin siyasi panoramasını anlatırken, diğer taraftan da İstanbul'un 100 yıllık dönemde yaşadığı değişimi, yıkımı, kenarından köşesinden hoyratça koparılan parçaları, yitirdiğimiz mekanları, sokakları, insanları, şehrin kaybolan renklerini, yok olan zerafetini anlatmış. Ama o kadar güzel anlatmış ki. Bay Perikles'in merkezinde olduğu kocaman bir dünya var karşımızda. Okuduklarımdan onu, bilmem kaç kuşak sülalesini tanıyorum, gençliğini, aşklarını, acılarını biliyorum, anlattıklarından yaşadığı travmaların hayatındaki izlerini sürebiliyorum. Bay Perikles bir yerlerde karşıma çıksa onu hemen tanıyacağıma eminim. Yani o kadar inandım okuduğum karakterlerin gerçekliğine.
Kitap eylül olaylarını, varlık vergisini, sürgünleri usumda, net bir şekilde zaman çizelgesine oturturken, yaşatılan acıları da "muş, mış"'la biten haber cümlelerinden çıkarıp, kanlı canlı insanlara, gerçek hayat hikayelerine dönüştürdü. Çok iyi bilmediğim, belki de bilmemeyi tercih ettiğim bir dönemle yüzleşmek zorunda kaldım, bana başka bir Türkiye'nin kapılarını açtı.
Ve arka planda pare pare sökülen, yıkılan, talan edilen İstanbul içimi sızlattı. Yaşadığımız İstanbul artık ne kadar İstanbul bilemiyorum. İnsan yapılanları unutuyor. Neyse ki Bay Perikles hepsini hatırlattı.
Defne Suman'ın yazım diline, anlatımındaki zenginliğe, karakterlerin iç dünyalarını yansıtmadaki maharetine hayran kaldım. Çember apartmanını keyifle okudum.
Kitabın sürprizi Saklambaç'ta tanıştığımız Leyla'nın bu kitapta 30'lu yaşlarının başında karşımıza yeniden çıkması. Aradan geçen yıllarda neler yaptığını çok detaylı olmasa da, kıyısından köşesinden azıcık öğrendim de, Sakşambaç'ta içimde kalan merak biraz olsun dindi.