What do you think?


Devlet
Dun tanricaya bagliligimi sunmak icin, Aristo'nun oglu Glaucon ile beraber Pire'ye indim. Ayni zamanda bayrami nasil kutladiklarini da gormek istemistim. Cunku festivalin acilis gunuydu. Yurttaslarin gecit toreni cok guzeldi ama Trakyalilarin uygun adim yuruyusle yaptiklari surpriz gosteriden daha iyi degildi. Duamizi ettikten ve gosteriyi izledikten sonra kente donuyorduk ki, Cephalus'un oglu Polemarchus, bizi uzaktan beklememizi soylemesini emretmis. Hizmetci arkadan, giysimin eteginden yakaladi ve: - Polemarchus, kendisini beklemenizi istiyor, dedi. Geri donup efendisinin nerde oldugunu sordum. - Iste orada, dedi, arkanizda. Su yoldan geliyor. Onu bekleyin. (Tanitim Bulteninden)
367 pages, Paperback
Published January 1, 2017
About the author
Plato
5,780 books9,121 followersPlato (Greek: Πλάτων), born Aristocles (c. 427 – 348 BC), was an ancient Greek philosopher of the Classical period who is considered a foundational thinker in Western philosophy and an innovator of the written dialogue and dialectic forms. He raised problems for what became all the major areas of both theoretical philosophy and practical philosophy, and was the founder of the Platonic Academy, a philosophical school in Athens where Plato taught the doctrines that would later become known as Platonism.
Plato's most famous contribution is the theory of forms (or ideas), which has been interpreted as advancing a solution to what is now known as the problem of universals. He was decisively influenced by the pre-Socratic thinkers Pythagoras, Heraclitus, and Parmenides, although much of what is known about them is derived from Plato himself.
Along with his teacher Socrates, and Aristotle, his student, Plato is a central figure in the history of philosophy. Plato's entire body of work is believed to have survived intact for over 2,400 years—unlike that of nearly all of his contemporaries. Although their popularity has fluctuated, they have consistently been read and studied through the ages. Through Neoplatonism, he also greatly influenced both Christian and Islamic philosophy. In modern times, Alfred North Whitehead famously said: "the safest general characterization of the European philosophical tradition is that it consists of a series of footnotes to Plato."
Plato's most famous contribution is the theory of forms (or ideas), which has been interpreted as advancing a solution to what is now known as the problem of universals. He was decisively influenced by the pre-Socratic thinkers Pythagoras, Heraclitus, and Parmenides, although much of what is known about them is derived from Plato himself.
Along with his teacher Socrates, and Aristotle, his student, Plato is a central figure in the history of philosophy. Plato's entire body of work is believed to have survived intact for over 2,400 years—unlike that of nearly all of his contemporaries. Although their popularity has fluctuated, they have consistently been read and studied through the ages. Through Neoplatonism, he also greatly influenced both Christian and Islamic philosophy. In modern times, Alfred North Whitehead famously said: "the safest general characterization of the European philosophical tradition is that it consists of a series of footnotes to Plato."
Ratings & Reviews
Friends & Following
Create a free account to discover what your friends think of this book!
Community Reviews
Displaying 1 - 1 of 1 review
September 17, 2026
2500 yıl önce yazılmış bir kitap, bugün hâlâ insanın kendisine, topluma ve adalete dair düşüncelerini sarsabiliyorsa, ortada yalnızca bir felsefe eseri değil, insanlığın bitmeyen bir sorgulaması vardır.
Platon’un Devlet kitabını okurken kendimi yalnızca ideal bir devletin nasıl kurulacağı üzerine düşünürken bulmadım. Asıl karşılaştığım soru çok daha derindi: İnsan nasıl adil olur? Adalet, başkalarının bizi gördüğü yerde mi başlar, yoksa kimsenin görmediği yerde de adil kalabilmek midir?
Gyges’in Yüzüğü anlatısı bu soruyu bütün çıplaklığıyla önümüze koyuyor. Görünmez olsaydık, kimse bizi denetlemeseydi, yine de doğru olanı yapar mıydık? İyi insan olmakla iyi insan görünmek arasındaki uçurum, aradan geçen binlerce yıla rağmen kapanmış değil.
Platon’un en çok etkilendiğim düşüncelerinden biri, adaleti yalnızca yasalar ve toplumsal düzen üzerinden değil, insanın kendi ruhundaki düzen üzerinden de ele alması oldu. Akıl, istekler ve tutkular arasında kurulacak uyum; ölçülü yaşamak, kendine hâkim olmak ve arzularının esiri olmamak...
İnsanın başkalarını yönetmeden önce kendisini yönetmesi gerektiği düşüncesi, kitabın benim için en güçlü taraflarından biri.
Mağara alegorisi ise başlı başına bir felsefe hazinesi. İnsan, alıştığı gölgeleri hakikat sanabilir. Hakikate yönelmek yalnızca bilgi edinmek değil, bildiğini sandığı şeylerden kuşku duyabilme cesaretini de göstermektir. Üstelik mağaradan çıkmak kadar, yeniden mağaraya dönmek de sorumluluk gerektirir.
Kitabı okurken kendi düşünce dünyamla, özellikle Bektaşî irfanındaki edep ve insanın kendisini bilmesi anlayışıyla da karşılaştırmalar yaptım. Platon'un ruhun uyumuna ilişkin yaklaşımıyla edebin insanın davranışlarında görünür bir hâle dönüşmesi arasında düşündürücü yakınlıklar buldum. Elbette bunlar farklı tarihsel ve düşünsel gelenekler; fakat ikisinin de insanın kendi içine bakmasına imkân vermesi benim için son derece değerliydi.
Bununla birlikte Platon'a bütünüyle katıldığımı söyleyemem. İdeal devlet tasarımında bireysel özgürlüklerin sınırlandırılması, sanat ve şiire yönelik sansür, toplumsal sınıfların katı biçimde düzenlenmesi ve yönetici seçkinlere tanınan yetkiler ciddi itirazlarımı beraberinde getirdi. İnsanın iyiliğini amaçlayan bir düzenin, insanın özgürlüğünü gölgeleme tehlikesi üzerinde özellikle durdum.
Belki de kitabın büyüklüğü burada: Platon yalnızca kendisine katılmamızı istemiyor; bizi onunla tartışmaya, hatta gerektiğinde ona karşı çıkmaya zorluyor.
Devlet, benim için yalnızca siyaset felsefesinin kurucu metinlerinden biri değil; adalet, ahlâk, eğitim, bilgi, mutluluk ve insan ruhu üzerine olağanüstü bir düşünce yolculuğu oldu.
Kitabı kapattığımda zihnimde kalan en önemli soru şuydu:
Adil bir devlet kurmak istiyoruz; peki kendi içimizde adaleti kurabildik mi?
2500 yıl geçmiş. Devletler kurulmuş, yıkılmış, yönetim biçimleri değişmiş, insanlık büyük ilerlemeler kaydetmiş. Fakat adaletin ne olduğu, gücün insanı nasıl değiştirdiği ve iyi bir hayatın nasıl yaşanacağı soruları hâlâ önümüzde duruyor.
Platon'un Devlet'i bu yüzden geçmişte kalmış bir kitap değil; her çağın yeniden okumak ve tartışmak zorunda olduğu bir eser.
Platon’un Devlet kitabını okurken kendimi yalnızca ideal bir devletin nasıl kurulacağı üzerine düşünürken bulmadım. Asıl karşılaştığım soru çok daha derindi: İnsan nasıl adil olur? Adalet, başkalarının bizi gördüğü yerde mi başlar, yoksa kimsenin görmediği yerde de adil kalabilmek midir?
Gyges’in Yüzüğü anlatısı bu soruyu bütün çıplaklığıyla önümüze koyuyor. Görünmez olsaydık, kimse bizi denetlemeseydi, yine de doğru olanı yapar mıydık? İyi insan olmakla iyi insan görünmek arasındaki uçurum, aradan geçen binlerce yıla rağmen kapanmış değil.
Platon’un en çok etkilendiğim düşüncelerinden biri, adaleti yalnızca yasalar ve toplumsal düzen üzerinden değil, insanın kendi ruhundaki düzen üzerinden de ele alması oldu. Akıl, istekler ve tutkular arasında kurulacak uyum; ölçülü yaşamak, kendine hâkim olmak ve arzularının esiri olmamak...
İnsanın başkalarını yönetmeden önce kendisini yönetmesi gerektiği düşüncesi, kitabın benim için en güçlü taraflarından biri.
Mağara alegorisi ise başlı başına bir felsefe hazinesi. İnsan, alıştığı gölgeleri hakikat sanabilir. Hakikate yönelmek yalnızca bilgi edinmek değil, bildiğini sandığı şeylerden kuşku duyabilme cesaretini de göstermektir. Üstelik mağaradan çıkmak kadar, yeniden mağaraya dönmek de sorumluluk gerektirir.
Kitabı okurken kendi düşünce dünyamla, özellikle Bektaşî irfanındaki edep ve insanın kendisini bilmesi anlayışıyla da karşılaştırmalar yaptım. Platon'un ruhun uyumuna ilişkin yaklaşımıyla edebin insanın davranışlarında görünür bir hâle dönüşmesi arasında düşündürücü yakınlıklar buldum. Elbette bunlar farklı tarihsel ve düşünsel gelenekler; fakat ikisinin de insanın kendi içine bakmasına imkân vermesi benim için son derece değerliydi.
Bununla birlikte Platon'a bütünüyle katıldığımı söyleyemem. İdeal devlet tasarımında bireysel özgürlüklerin sınırlandırılması, sanat ve şiire yönelik sansür, toplumsal sınıfların katı biçimde düzenlenmesi ve yönetici seçkinlere tanınan yetkiler ciddi itirazlarımı beraberinde getirdi. İnsanın iyiliğini amaçlayan bir düzenin, insanın özgürlüğünü gölgeleme tehlikesi üzerinde özellikle durdum.
Belki de kitabın büyüklüğü burada: Platon yalnızca kendisine katılmamızı istemiyor; bizi onunla tartışmaya, hatta gerektiğinde ona karşı çıkmaya zorluyor.
Devlet, benim için yalnızca siyaset felsefesinin kurucu metinlerinden biri değil; adalet, ahlâk, eğitim, bilgi, mutluluk ve insan ruhu üzerine olağanüstü bir düşünce yolculuğu oldu.
Kitabı kapattığımda zihnimde kalan en önemli soru şuydu:
Adil bir devlet kurmak istiyoruz; peki kendi içimizde adaleti kurabildik mi?
2500 yıl geçmiş. Devletler kurulmuş, yıkılmış, yönetim biçimleri değişmiş, insanlık büyük ilerlemeler kaydetmiş. Fakat adaletin ne olduğu, gücün insanı nasıl değiştirdiği ve iyi bir hayatın nasıl yaşanacağı soruları hâlâ önümüzde duruyor.
Platon'un Devlet'i bu yüzden geçmişte kalmış bir kitap değil; her çağın yeniden okumak ve tartışmak zorunda olduğu bir eser.
Displaying 1 - 1 of 1 review


