İçinde çok kıymetli gözlem ve tecrübeler olan bir kitap. Temel seviyede olduğu için sanırım daha da bir sevdim. 19.yy sonu olmasına rağmen günümüzde hâlâ çözülmeyi bekleyen sorunları kadın işçinin gözünden anlatıyor, yazarımızın kendi deneyimleri.
"Bir anne dul kalarak, kendini, henüz erginliğe erişmemiş çocuklarıyla birlikte dünyada tek başına bulduğunda ise, herkes ondan, her şeye karşın çocuklarını topluma yararlı insanlar olarak yetiştirmesini bekler. Tek başına kalan bir kadının, çocuklarına iyi bir eğitim verebilmesi için ise ekonomik durumunun son derece iyi olması gerekir. Evde eğitimci tutmak, çok masraflı düzenlemelerdir. Buna izin vermeyen bir gelire sahip ailede, eğitimin başarısı her zaman bu konudaki kalıtımsal yeteneğe ya da şansa kalacaktır. Ancak tek başına ayakta durmaya çalışan bir kadın, anne ve eğitimci olarak başarılı bir performans sergilediğinde, kimse bunu olağanüstü bir şey olarak algılamaz, aksine başka türlüsü olamazmış gibi düşünülür. Çocuklarıyla tek başına kalan erkek olduğunda ise, kimse ondan çocukları için annenin yerini tutmasını beklemez. Buna rağmen bunu başarıyorsa, bir kadının ayni şeyi gerçekleştirmesine olağan bakılırken onun yaptığina büyük bir hayranlık duyulur. Kendini çocuklarına gereken bakımı ve eğitimi vermekten aciz gören erkeğin, onları evin dışında bakıma vermesi, herkesin anlayışla karşılayacağı bir durumdur. Eğer çalışan bir kadın aynı tutumu gösterirse, bu çoğu zaman onun fedakârlık ve annelik duygularından kuşku duyulmasına neden olur. Kadın, yıpratıcı ayakta kalma mücadelesi sonucu çöküntüye uğramışsa, ekonomik sorunlar, meslek ve ev üçgenindeki kovalamaca sonunda yenik düşmüşse; bunun nedeni omuzlamaya çalıştığı yükün aşırılığında aranmaz. Herkes bunu kadının zayıflığına, hatta beceriksizliğine bağlar. Sayısız kadının katlanmak zorunda kaldıklarına, belki bugüne kadar hiçbir erkek katlanmak zorunda kalmamıştır henüz. Çocuklarıyla yalnız kalan bir kadının, salt maddi varlığını olanaklı kılmak için sahip olması gereken irade gücünü ve çalışma azmini kim ölçebilir? "
"j'aurais volontiers satisfait au désir de ma mère en me mariant, mais je ne pouvais me décider à renoncer à mon idéal, uniquement pour être casée et pour vivre à l'abri de la misère. j'étais devenue pour cela trop indépendante de pensée, et trop persuadée que le socialisme non seulement était nécessaire, mais qu'il agirait pour le salut du monde."
Die Neuausgabe von 2019 ist wunderbar. Die Vorworte von Adelheid Popp zu den Ausgaben, die während zu ihren Lebzeiten erschienen sind, wurden aufgenommen und am Ende sind einige gut informierte und schön lesbare Aufsätze von Wissenschaftlerinnen angeführt, die die Problematiken, denen Popp in ihrer Jugend begegnet ist, historisch kontextualisieren und in Verbindung mit aktuellen Problemen bringen. Das Buch wäre auf jeden Fall auch als Geschenk geeignet.
Es ist erstaunlich wie viele Themen die in diesem Buch genannt werden 110 Jahre immer noch aktuell sind! Es würde mich sehr freuen, dieses Buch als Schullektüre zu sehen.
Titre alternatif pour ce livre « Martine découvre le socialisme ». En d’autres termes, Germinal, sans la partie de jambes en l’air dans la mine. Et sans la mine. Est-ce qu’il y avait des mines en Autriche?
Super roman quis explique pourquoi une jeune ouvrière dans la misère se tourne vers les idées socialistes. Inspirant à bien des égards et certainement à faire lire au maximum autour de soi.
Un autobio passionnante de Adelheid Popp, ouvrière Autrichienne de la fin du 19e devenue une ardente militante socialiste et féministe.
Ça donne pleins de pistes pour aller creuser sur la situation sociale des femmes de la classe ouvrière de l'époque, et des femmes dans les partis ouvriers.