Jump to ratings and reviews
Rate this book

İslamdan Dönenler ve Yalancı Peygamberler

Rate this book
Her gerçek peygamberin yaşadığı devirde onu taklit eden birkaç menfaat veya şöhret düşkününün de peygamberlik iddiasında bulunduğu bir gerçektir. Özellikle tektanrılı bir dinin iyice yerleşmiş bulunmadığı bölgelerde ortaya çıkan sahte peygamberler, cahil halk kitleleri içinde kendilerine taraftar bulmakta güçlük çekmemişlerdir.

İslamiyetin yayılması ve yerleşmesi sırasında da Arabistan’ın çeşitli bölgelerinde ortaya çıkmış olan sahte peygamberler, İslamiyeti büyük güçlüklerle karşı karşıya bırakmıştır.

Bahriye Üçok, bu kitapta hicri 7. ve 11. yıllar arasında peygamberliğini ilan edenlerin izlerini sürüyor. Bunlardan Esved, Tuleyha, Secâh ve Müseylime’yi Batılı oryantalistlerin ve İslam âlimlerinin eserlerinden de yaralanarak inceliyor.

İslamdan Dönenler ve Yalancı Peygamberler, dönemin toplumsal, sosyal ve ekonomik koşullarını da göz önüne alarak sahte peygamberlerin İslam tarihindeki yerini inceleyen ilk eser olma özelliğini taşıyor.

168 pages, Paperback

First published January 1, 1967

2 people are currently reading
60 people want to read

About the author

Bahriye Üçok

6 books6 followers
İlk ve ortaokulu Ordu'da okuyan Üçok, Kandilli Kız Lisesi'ni bitirdi. Yüksek öğrenimini Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Ortaçağ Türk-İslam Tarihi Bölümü'nden alırken, aynı zamanda Devlet Konservatuarı Opera Bölümü'ne de devam etti ve bu bölümü de bitirdi. Samsun ve Ankara'da on bir yıl lise öğretmenliği yaptı.

1953 yılında Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde öğretim üyesi oldu. Aynı zamanda bu fakültenin ilk kadın öğretim üyesidir.

1957 yılında doktor, 1964 yılında "İslam Devletlerinde Kadın Hükümdarlar" adlı çalışmasıyla da doçent olmuştur. Arapça ve Farsça'yı iyi derecede bilen Üçok, Kur'an-ı Kerim'e bağlı kalarak İslam dinini çağdaş, gerçekçi ve dinin özünde bulunan hoşgörüyle yorumladı. Bu nedenle 1960'lı yıllardan itibaren tehditler almaya başladı ve kendini güvende hissetmediği için akademik çalışmalarına ara vermek zorunda kaldı.

1971 yılında Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay tarafından kontenjandan senatör seçildi ve böylelikle aktif siyasi yaşama atılarak beş yıl boyunca Cumhuriyet Senatosu divan üyeliği yapmıştır. Siyasi tercihini CHP'den yana kullanan Üçok, 1977'de CHP'ye katıldı. 12 Eylül'den sonra açılan Halkçı Parti'nin 1983'de kurucu üyesi oldu. Daha sonra 1983 seçimlerinde de bu partiden Ordu milletvekili olarak TBMM'ye girdi. 1986'dan itibaren Sosyaldemokrat Halkçı Parti üyesi oldu ve 1990 Eylül'ünde bu partinin parti meclisi üyesi seçildi.

Kasım 1988'da televizyonda yapılan bir açık oturumda, "İslam'da örtünmenin ve oruç tutmanın zorunlu olmadığı" iddialarına dayanan açıklamalarından sonra üzerine birçok tepki çekti ve tehditler almaya başladı.

Üçok, 6 Ekim 1990 günü Ankara'nın Çankaya ilçesindeki Köroğlu Caddesi'nde bulunan evine, Ekspres Kargo tarafından ulaştırılan ve gönderici olarak İlmî Araştırmalar Vakfı'nın göründüğü kitap paketini saat 16.30'da aldı. Bomba olabileceği şüphesiyle paketi kapısının önünde açmaya çalışırken, paketin içine yerleştirilmiş olan bomba patladı. Ağır yaralı olarak Hacettepe Tıp Fakültesi Acil Servisi'ne kaldırılan Üçok, saat 20:00 sularında burada yaşamını yitirdi. Cenazesi 9 Ekim günü Maltepe Camii'nden kaldırılmış ve Karşıyaka Mezarlığı'na defnedilmiştir.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
13 (43%)
4 stars
9 (30%)
3 stars
6 (20%)
2 stars
2 (6%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 of 1 review
Profile Image for Mert.
45 reviews2 followers
January 21, 2022
Kitabın yazılma amacı, İslam dininin ilk yıllarında peygamberlik iddiasında bulunan birkaç tipin “yalancı” peygamberler olduğunu objektif kıstaslar (?!) üzerinden kanıtlamak olarak görünüyor. Yazarın objektif kıstaslar dediği de, bu peygamberlerin doktrinlerinin günümüze kalıp kalmadığı ve onlara atfedilen sözlerin ve/veya haklarında rivayet edilenlerin iyi/güzel olan değerlerle ne ölçüde uyumlu olduğu. (Şaka değil, bunların objektif kıstaslar olduğunu iddia etmiş ve kitabın sonundaki “Netice” bölümünde de kapağında yazdığı gibi bu peygamberlerin yalancı olduğunu kanıtladığını yazıyor.)

Bu 2 çok objektif kıstası kısaca açalım:
1. Bir kişi peygamberlik iddiasında bulunur ve talihi açık olmadığından kariyerinin başlarında öldürülürse veya peygamberlik hareketi bir şekilde pek yayılma imkanı bulamadan bastırılıp yeryüzünden silinirse, yazara göre bu kişi bir yalancı peygamber oluyor. Çünkü o kişi eğer hakiki peygamber olsaydı inandığı Tanrı onun öğretilerinin kalıcılığını sağlardı. Ancak bir şekilde başarısız oldu, demek ki hakiki peygamber değildi.
2. Günümüzün ahlaki değerleriyle, bu peygamberlik iddiasında bulunan kişilerin söylediği (veya söylediği iddia edilen!) birkaç söz kırıntısı üzerinden doktrinlerinin kalitesi üzerine bir değerlendirme yapıyor. Örneğin Müseylime ismindeki bir peygamberlik müddeisi, yazarın aktardığına göre şöyle bir ayet söylemiş (veya nakletmiş demek mi gerek): “ey kurbağa öt, ne su içmemizi önlersin, ne de suyu bulandırırsın”. Yazar da diyor ki, bu saçma sözleri ayet diye söyleyen kişi gerçek bir peygamber olamaz.

Bu kıstasların saçmalık olduğunu yazmak yeterli.

*****

Benim kitabı ilginç bulup okumak istememin nedeni, daha önce hakkında hiçbir şey okumadığım İslam dininin ilk yıllarından peygamber adayları hakkında fikir sahibi olmaktı. En azından şunu birkaç yerde düşünerek hayale dalabildim ve bu bir kazanç oldu: acaba bu adaylardan biri peygamberlik kariyerinde başarılı olsaydı ve İslam dinine baskın gelseydi dünya nasıl bir yer olurdu?
Displaying 1 of 1 review

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.