Jump to ratings and reviews
Rate this book

Bir Ömür Nasıl Yaşanır?

Rate this book
Daha anlamlı yaşamak için İlber Ortaylı’dan tavsiyeler…

“Cesur olun. Kendinizi rahat hissettiğiniz alanın dışında pencereler açın. Farklı dünyalarla ancak böyle tanışırsınız. Ben hep yerimde dursaydım, dünyamı değiştirecek insanları aramasaydım, bugün tanıdığınız ben olmazdım. Bir insanın bittiği an, miskinliğe esir olduğu andır. İnsan, konforundan vazgeçmeyi göze almalıdır. Kendi dünyasını yerinden kendisi oynatmalıdır.”

- İlber Ortaylı

İlber Ortaylı, yediden yetmişe herkesin faydalanacağı, bilge şahsiyetinden ve yaşam tecrübesinden süzülen tavsiyelerden oluşan bir eserle karşımızda. İlber Hoca bu kitapta, bir insanın, çocukluktan itibaren hayatın hemen her alanında ihtiyaç duyacağı çözümleri nasıl bulabileceğini örnekler vererek anlatıyor. “Herkes kendi talihinin mimarıdır” sözünü hatırlatarak, kendi yolunu çizmenin ne anlama geldiğini tüm kritik noktalarıyla yorumluyor.

Bir ömrü hakkıyla yaşayabilmek ve yaşanan her andan tat alabilmek için önce ne lazımdır?

İnsan hayatı kaç dönemden oluşur ve her bir dönemde neleri tecrübe etmek gerekir?

15, 25, 40 ve 55 yaşları neden birer eşiktir?

İnsan kimden, ne öğrenebilir?

Kendi kendini yetiştirmek nasıl mümkün olur?

Kişi mesleğini neye göre seçmelidir?

Bir işin uzmanı olmak ve o uzmanlık bilgisiyle çalışmak için nelere ihtiyaç vardır?

Bir dil, en iyi nasıl ve ne zaman öğrenilir?

En verimli sonucu alabilmek için nasıl çalışmak gerekir?

Sorumluluk sahibi bir insan, kendisi veya çocukları için nasıl bir eğitim modeli aramalıdır?

Hayata değer katmak için ne tür insanları arayıp bulmak gerekir?

Doğru kararları alabilmek için en çok kimleri dinlemek gerekir?

En iyi nasıl seyahat edilir; bir şehir nasıl dolaşılır?

Hangi müze, hangi meydan, hangi sokakları görmek için dünyanın bir ucuna kadar gidilebilir?

İyi film, güzel müzik, doğru kitap nedir?

Hangi temel eserleri dinlemeli, okumalı ve seyretmeliyiz?

İnsan yaşadığı şehirden tam manasıyla nasıl yararlanabilir?

“Bir Ömür Nasıl Yaşanır?”, ülkemizin medarıiftiharı olmuş bir tarihçinin gözünden, insanın hayattaki anlam arayışına, bu arayışın tadını nasıl çıkaracağına ve süreç boyunca karşılaşacağı zorluklarla nasıl baş etmesi gerektiğine dair çok özel bir kılavuz…

288 pages, Paperback

First published February 15, 2019

Loading interface...
Loading interface...

About the author

İlber Ortaylı

85 books904 followers
İlber Ortaylı (born 21 May 1947), is a leading Turkish historian, professor of history at the Galatasaray University in Istanbul and at Bilkent University in Ankara. Since 2005 he has been the head of the Topkapı Museum in Istanbul.

As the son of a Crimean Tatar family who fled Joseph Stalin's persecution and deportation, he was born in a refugee camp in Bregenz, Austria on 21 May 1947 and came to Turkey when he was 2 years old. Ortaylı attended elementary school and St. George's Austrian High School in İstanbul and then Ankara Atatürk High School. He graduated from Ankara University Mekteb-i Mülkiye (Faculty of Political Science) and completed his postgraduate studies at the University of Chicago under Professor Halil İnalcık and at the University of Vienna. He obtained his doctorate at Ankara University in the Faculty of Political Sciences. His doctoral thesis was Local Administration in the Tanzimat Period (1978). After his doctorate, he attended to the faculty at the School of Political Sciences of Ankara University. In 1979, he was appointed as associate professor. In 1982, he resigned from his position, protesting the academic policy of the government established after the 1980 Turkish coup d'état. After teaching at several universities in Turkey, Europe and Russia, in 1989 he returned to the Ankara University and became professor of history and the head of the section of administrative history.

İlber Ortaylı is widely known as a polyglot. Apart from Turkish, he also speaks German, Russian, English and French.

He has published articles on Ottoman and Russian history, particular emphasis on cities and the history of public administration, diplomatic, cultural and intellectual history. In 2001, he collected the Aydın Doğan Foundation Award. He is a member of the Foundation for International Studies, the European-Iran Examining Foundation and the Austrian-Turkish Academy of Sciences. A biographical book on İlber Ortaylı, "Zaman Kaybolmaz: İlber Ortaylı Kitabı," was published by Nilgün Uysal in 2006.

■Tanzimat'tan Sonra Mahalli İdareler (Provincial administration after Tanzimat) (1974)
■Türkiye'de Belediyeciliğin Evrimi (Evolution of manucipality in Turkey; with Ilhan Tekeli, 1978)
■Türkiye İdare Tarihi (Administrative history of Turkey) (1979)
■Osmanlı İmparatorluğunda Alman Nüfuzu (German influence in the Ottoman Empire) (1980)
■Gelenekten Geleceğe (From tradition to the future) (1982)
■İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı (The longest century of the Empire) (1983)
■Tanzimat'tan Cumhuriyet'e Yerel Yönetim Geleneği (Local administration tradition from Tanzimat to the Republic) (1985)
■İstanbul'dan Sayfalar (Pages from Istanbul) (1986)
■Studies on Ottoman Transformation (1994)
■Hukuk ve İdare Adamı Olarak Osmanlı Devletinde Kadı (Kadıs as a legal and administrative figures in the Ottoman State) (1994)
■Türkiye İdare Tarihine Giriş (Introduction to the history of Turkish administration) (1996)
■Osmanlı Aile Yapısı (Family structure in the Ottoman Empire) (2000)
■Osmanlı İmparatorluğu'nda İktisadi ve Sosyal Değişim (Economic and social change in the Ottoman Empire) (2001)
■Osmanlı Barışı (Ottoman peace) (2004)
■Osmanlı’yı Yeniden Keşfetmek 1 and 2 (Rediscovering the Ottoman Empire) (2006)
■Kırk Ambar Sohbetleri (Kırk ambar conversations) (2006)
■Eski Dünya Seyahatnamesi (Travelogue of the old world) (2007)



Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
1,850 (27%)
4 stars
2,622 (39%)
3 stars
1,701 (25%)
2 stars
416 (6%)
1 star
107 (1%)
Displaying 1 - 30 of 539 reviews
Profile Image for Can Eryürek.
128 reviews28 followers
February 19, 2019
İlber Ortaylı'nın keyifli diliyle, bir solukta okunacak bir söyleşi... Ancak verilen öneri ve tavsiyeler güncellikten uzak ve günümüz gençliğine pek faydası dokunmayacak türden. Bir de 266 sayfalık bir kitabın tamamında '' bizden bir halt olmaz, biz yetersiziz'' söylemi bir yerden sonra sıkıcı oluyor.
Profile Image for Baris Ozyurt.
818 reviews33 followers
March 1, 2019
“Entelektüel, üstüne vazife olmayan işlerle ilgilenen kişidir. Örneğin mesleği kimyacılıktır ama coğrafya veya tarihle de uğraşır, resim yapar. Bu iş öteden beri böyledir. Kendi dünyasının dışıyla ilgilenendir entelektüel. “(s.51)
Profile Image for Selma Dalbastı.
162 reviews19 followers
July 9, 2019
Yaklaşık üçte birini okuyamadım, sıkıldım. Kitabın adı insanı yanlış beklentiye sokuyor, “Bir ömür nasıl yaşanır” deyince çağa uygun tavsiyeler bekliyordum; bu daha ziyade İlber hoca bir ömrü nasıl yaşamış tarzında olmuş. Ne öğreniyorsak 12-25 yaş arasında öğreniyoruz demiş ama, bu kitabın piyasaya çıktığı dönemde bu yaş aralığında olanlar için burada yazılan şeyler gerçekçi ve uygulanabilir değil; zaten ilgi ve alakalarına da hitap etmez onların. Elbette ilham alınacak şeyler var içinde ama kendisinin bazı anıları dışında yeni bir şey öğrenmedim desem yeridir.
Profile Image for Tuna Turan.
342 reviews45 followers
April 14, 2019
İlber hoca, bütün insanların faydalanacağı, yaşam tecrübelerini anlattığı, tavsiyeler verdiği tam bir başucu kitabı yazmış. Çocukluktan itibaren nasıl kendimizi yetiştireceğimizi, hayatın her alanında tavsiyeleriyle örnekler vererek açıklamış. Ne okumalı, nasıl gezmeli, nereleri görmeli, ne izlemeli diye neredeyse bütün hayatını özetlemiş. Okurken büyük keyif aldım, tekrar okumayı düşünüyorum. Böyle ufuk açıcı kitaplara her zaman ihtiyacımız var.
Profile Image for Soner Turgay.
99 reviews18 followers
June 21, 2019

İlber Ortaylı bilgi birikimi , ezber kabiliyeti,renkli kişiliği ve dil becerisi nedeniyle ülkemizin önemli tarihçilerinden olmasının ötesine geçip süper medyatik bir isim oldu. Son 10-15 yıldır sürekli ekranlarda, gündemde, bilimsel anlamda yeni bir şey yazmasa da söyleşi tarzı kitapları sürekli vitrinlerde yerini alıyor.

Bu kitap yaşam üzerine tavsiyeler gibi konumlansa da pek çok şey üzerine uzun bir söyleşi gibi olmuş.
Hocayı sevsem de bazı tavsiyelerine karşı çıkmak lazım.Çünkü çok köşeli çok kesin yargıları var ki ,bu kendisine aydın diyen birisi için bence büyük bir çelişki:

1-Hoca diyor ki "Bir şeyi 25 yaşına kadar öğrendin öğrendin, öğrenemezsen geçmiş olsun" . Yaşamı da 55 yaşından sonra "dinlenme" dönemi olarak tanımlıyor. Kitabın pek çok yerinde verdiği tarihi kişilik örneklerinde "16 yaşına kadar 5 dil biliyordu, 8 yaşında Roma tarihini yalayıp yutmuştu" türünden ifadeler kullanıyor. Son 20 yılda yapılan öğrenme ve hafıza üzerine tüm çalışmalar insanın her yaşta öğrenebildiğini hatta kavramsal öğrenme adına bazı konulard ileri yaşın daha etkili olduğu ortaya konuluyor. Hoca bu kadar köşeli yargılarını bence gözden geçirmeli

2-Entelektüel kimdir? sorulu bölümde "Üstüne vazife olmayan işlerle de uğraşan kişi entelektüeldir" diyor ve "Örneğin bir kimyacı resime de meraklıysa bu tanıma uyar" minvalinde bence kısıtlayıcı bir örnek veriyor. Keşke devamında üstüne vazife olmayan ülkemizdeki tutuklamalarla, ifade özgürlüğüyle, anti demokratik uygulamalarla ilgili de bir kaç kelam etseydi. Hoca bu toplara hiç girmiyor, tüm Türkiye'nin hayranlıkla izlediği birisi olarak heralde bunları entelektüel bir çaba görmüyor. 30 yaşımdan sonra tarih okumaya, sosyoloji araştırmaya, yabancı dillerle uğraşmaya motive eden medyatik bir figür olması benim gözümde bu eksikliğini gidermiyor.

3-Hocanın insanları tanımlarken adı-soyadı öncesinde kaç dil bidiğini tanımlamak gibi bir takıntısı var. "Bilmem kim çok iyi italyanca bilir, üniversitede de fransızca öğrenmiştir" Her girizgahta bunu görüyorsunuz. Bir yandan da kaç dil bildiği sorulduğunda "aman canım ne önemi var" tavrı var. Yapay zeka ve dil öğrenme programları öyle bir gelişim içinde ki sanırım önümüzdeki 5-10 yılda hem dil bilmek önemli bir konu olmaktan çıkacak, hem de isteyen için çok daha hızlı dil öğrenme yöntemleri geliştirilecek.

Sonuçta hocamız çok kıymetli bir 20.yüzyıl münevveri ama bu bilgi birikimini ileriye taşıyacak merak, şüphe ve sistem eleştirisi kavramlarından yoksun. Bu kitapta bu çok net görülüyor. Bir nehir söyleşi gibi okunur ama net söyleyeyim "bir ömür 21.yüzyılda böyle yaşanmaz"
Profile Image for Hüseyin Çötel.
202 reviews12 followers
February 24, 2019
Keyifli bir sohbet tv programlarını youtube vıdeolarını nasıl sıkılmadan 3-4 saat izleyebiliyorsanız bu kitabı da tek seferde okumak, bilmediğin yeni birkaç yönetmen birkaç şehir duymak keyifliydi. Ama kitabın adı editör tuzağı olmuş yine. Bence kitapta İlber hocanın tarih söyleşilerinde verdiği önerilerden fazlası yok. Bol bol eğitim eleştirisi, politikacı eleştirisi, seyahatname kisimlarinin nasil sehir gezmeli gorulecek muzeler harici yorumlari bir omur nasil yasanirin konulari olmamali. Bir plan koyulup onun üzerine söylesı yapılmamıs söyleşi yapılmış üstüne en çok dikkat çekicek başlık atılmış hissi uyandırıyor.
Profile Image for Ayşe A..
9 reviews6 followers
Read
May 24, 2020
Kitap dev bir şunu şunu şunu mutlaka yapın ama guess what yapamazsınız çünkü yaşınız geçmiş, çünkü eskiden ne güzeldi, çünkü eğitim sistemi, çünkü blabla. Resmen sinirimden ve inadımdan düzgün bir türkçeyle yazmıyorum bu yorumu. HADİ BAKALIM.

Özetle: umut kırıcı. Niye okudum onu da bilmiyorum.
Profile Image for Cagatay Guven.
11 reviews1 follower
March 1, 2019
Bu kitap lise son sınıf öğrencileri için zorunlu olarak okutulması gerektiğini düşünüyorum. Bir aydın insanın tecrübeleri bu kadar güzel aktarılabilir. Hocanın düşüncelerini, tecrübelerini öğrenmenin gençlerimize inanılmaz katkısı olacaktır. Kitabın sonununda keşke hocanın son öğütlerine yer verilseydi dedim. Tüm arkadaşlara tavsiye ederim.
Profile Image for Ayşe.
124 reviews54 followers
July 16, 2019
İlber Ortaylı’nın Yenal Bilgici ile yaptığı söyleşinin kaleme dökülmüş hâlini okuyoruz. Öyle keyifle okudum ki, zihnimde İlber Ortaylı’nın sesi canlandı hep. Yer yer muzip cevaplarıyla da güldüm, eğlendim.
Mutlaka herkesin okuması, faydalanması gereken önerileri var İlber Hoca’nın. İnsanın kendini nasıl yetiştirmesi gerektiği, bunun için çevresini kendi inşa etmesi, çabalaması gerektiği, eğitim, seyahat, sinema, opera, tiyatro, edebiyat, kültürel geziler, mimari üzerine çok geniş kapsamlı bir söyleşi olmuş. Elimden bırakamadan okudum.
Herkesin başucu kitabı olacak nitelikle, kıymetli bir eser.
Yaşanacak şehrin tanımını şöyle yapmış İlber Ortaylı:
“ İyi bir şehir; bir kütüphanede iyi bir kütüphanecilik hizmetiyle çalışıldıktan sonra iyi bir salonda, iyi tiyatro oyunları seyredebildiğin ve temsilin ardından güzel bir kafeye gidip sohbet edebileceğin şehirdir. Bu özellik gelişmişse, diğerleri de ona göre gelişmiştir.”
Youtube kanalım: https://www.youtube.com/user/ayseum
Profile Image for Obenesi.
11 reviews8 followers
March 8, 2019
Ortaokul yıllarımda okumuş olmayı çok isterdim; İlber Ortaylı bilgili ve görmüş geçirmiş bir münevver olarak önerilerde bulunuyor. Bazı trenleri çoktan kaçırmış olsam da okuması keyifli, çocuklar için altın öneriler bulabileceğiniz bir söyleşi.
Profile Image for Ali Öztürk.
58 reviews20 followers
July 14, 2019
Öncelikle kitaptan çok etkilendigimi söylemem gerek. İçimdeki gezme ve okuma aşkını körükledi. Ayrıca Yenal Bilgici'yi de tebrik etmek lazım. Yerinde ve doyurucu sorular sormuş. İş Bankası yayınlarından çıkan Zaman Kaybolmaz isimli, İlber Hoca ile yapılmış 550 sayfalık kitabı okumuş olan neden böyle dediğimi çok net anlamışlardır.
Profile Image for Selin Alper.
135 reviews7 followers
September 29, 2019
Kitabı 40 yaşımı doldurduğum 2019 senesinde okumam sebepli pek çok kere hayıflandım, zira İlber Hoca yaşamı 4 evrede tanımlıyor, ve en yüksek öğrenmenin olduğu iki evreyi geride bırakmış olmak insanı ister istemez strese sokuyor :))

12-25’in öğrenmenin en yoğun ve etkin olduğu dönem olduğunu, 25-40’ta ise eksiklerin tamamlanması gerektiğini vurguluyor, 40’lar ile başlayan bilge sürece çok donanımlı girmek gerektiğinin altını çiziyor. Zira 40 yaşından itibaren hafızanın hızla gerilediğini, ve dolayısıyla öğrenmenin yavaşlayacağını söylüyor.

Kitapta “Rafine” insan tanımlamasını yapıyor beni benden alan; “şüphesiz güzellerdi ama bahsettiğim güzeller hakikaten bir de rafineydi, alımlıydı. Nedir bu? Belli ki o insan hayatta düşünmüş, üzülmüş, sevilmiş, görmüş geçirmiş, güzel şeyler görerek heyecanlanmış, felaket görerek heyecanlanmış, endişeli durumlar görerek heyecanlanmış, okumuş, okuduğundan etkilenmiş... Bunlar hep insanın yüzüne yansır....”

Bir de entellektüel var ki, çok sevdim; “Entellektüel, üstüne vazife olmayan şeylerle ilgilenen kişidir. Örneğin mesleği kimyacılıktır ama coğrafya veya tarihle de uğraşır, resim yapar. Bu iş öteden beri böyledir. Kendi dünyasının dışıyla ilgilenendir entellektüel.”

Peki ya Elitizm nedir? “Elitlik, işini iyi yapan insanların toplumda dikeyine sınıflandırılmasıdır. Elit sistem demek irsi aristokratlık, soyluluk değildir; paranın elitizmi değildir, aklın, yeteneğin elitizmidir. Aklın elitizmi de illa ki matematik, fizik dahisini çıkartacak bir eltizm değildir; el emeği uzmanlarının da eliti vardır.”

40 yaş bütün bunlar için geç değildir diyerek öğrenme, merak, istek, motivasyon duygularım ile bilgelik dönemini yaşamak duygusu ile bitirdim kitabı. Bir yandan da 9 yaşındaki kızımı donanımlı bir entellektüel olarak yetiştirmek isteği ile..

Kitapta bütün bunlar için pek çok tavsiye var, bir kısmı çok ilgimi çekti, bir kısmı ise çok yavan, ya da fazla tepeden inme geldi. Ama eminim kitabı okuyan her kesimden ve her yaştan insan kendine dair bir içerik bulacaktır.
Profile Image for Tuncay Özdemir.
225 reviews46 followers
June 27, 2019
Üzülerek ve kendimi de dahil ederek söylüyorum ki bu kitabı okuyanların yüzde 95'i "ben bu hayatı boşa yaşamışım, reset istiyorum" diyebilir. Bu kitaba göre, hayatı güzel ve anlamlı yaşamak için çok erken yaşlarda iyi yönlendirilmek, ilgi alanlarını keşfedebilmek, zaman ve paraya sahip olmak, meraklı olmak, doğru insanlara ulaşabilmek, uzman kişilerle çalışabilmek, dünyayı gezebilmek, yemekten anlamak, iyi giyinmek, ikiden fazla yabancı dil bilmek, müzik-sanat-edebiyat-tarih-felsefe-sosyoloji-arkeoloji gibi disiplinlerden anlamak, kendi dilini düzgün konuşmak gibi şeyler gerekiyor.

(Burada Hababam Sınıfı'ndaki Ahmet gibi delleniyorum!)

Hepsine de hak veriyorum da madem öyleydi bizi neden böyle eğittiniz? Bizim milli eğitim neden böyle? Eğitimin millisi olur mu? Olunca böyle mi olmalıydı? Roma-Yunan'ın mirasçısı olan şu topraklarda bu adamların kültüründen, sanatından bihaber yetişmişiz, tarih öğrenmemişiz, felsefe bilmemişiz, sanattan çakmayız, müzik-resim hakeza.. Sığır gibi gençlik yetiştirmişsiniz. Şimdi eserinize bakıp cahil diyorsunuz. Bunların hepsi için şuncacık ömrümüzde kendi başımıza hala koşturuyoruz. Bir de Hoca çıkıp diyor ki "25 yaşından sonra öğrenmek ve gelişim çok zordur, artık eser verme yaşındasınız". Valla içlendim hocam.

Kitap bitince hüzünle sigara yakacaktım da neyse ki sigarayı bıraktım.
Profile Image for Murat.
369 reviews
February 2, 2020
İlbo Baggins'in sevdiği şarkılar ve türküler = Spotify Listesi
İlbo Baggins'den mutlaka okumanız gereken kitaplar = Goodreads Listesi
İlbo Baggins'den mutlaka izlemeniz gereken filmler = IMDB Listesi
İlbo Baggins'in İstanbul vb. diğer şehirler rehberi = Foursquare Listesi

Geri Kalan Sorular & Cevaplar = 2x hızla izlenebilecek bir Youtube videosu.

Ünlü düşünür Greta Thunberg'in belirttiği üzere bunu niye kitap bastınız, " how dare you?!!!"

Kitap çerçevesinde çokça sevdiğim 2 alıntıyla sonlardırmak isterim;

" Nathaneel, at kitabımı; onunla yetinme. Senin gerçeğini bir başkasının bulabileceğini sanma; her şeyden çok, bundan utan.. Kitabımı at; hayat karşısında binlerce tutumdan biri olduğunu düşün onun. Kendi tutumunu ara.."

- Dünya Nimetleri ve Yeni Nimetler , André Gide

" Ben gene şaban olacam.."

- https://www.youtube.com/watch?v=LLe_B...
Profile Image for Doğancan Urul.
22 reviews3 followers
May 23, 2019
İlber Ortaylı’nın okuduğum ilk eseriydi. Kitap bittikten sonra fark ettim ki hem kendisini okumak için, hem de hayata dair bazı şeyleri yapmak için biraz geç kalmışım sanki. İlber Hoca her ne kadar “Dil öğrenecekseniz 15 yaşına kadar, bir hobide uzmanlaşacaksanız 25 yaşına kadar vaktiniz var” diyerek başlarda beni üzse de, kitabı okudukça aslında ne demek istediğini çok daha iyi anlayabildim.

Bu güzel eser vesilesiyle verdiği tüm tavsiyeler ve belirttiği tüm görüşleriyle İlber Ortaylı’nın kendisini de en iyi şekilde tanımış oluyoruz aslında. Bu konuda şanslı sayabilirim kendimi. Çünkü kendisini tanımak adına en uygun başlangıç kitabu bu kitaptan iyisi olamazdı herhalde.

Beğendiği filmlere, kitaplara, müziklere ve mekanlara dair düşüncelerini paylaştığı kısımlar ve bölüm sonlarında paylaşılan listeler oldukça ilgi çekici. Her yaştan insanın ama özellikle ve özellikle gençlerin kesinlikle okuması gereken bir eser.
Profile Image for Zelal Ay.
56 reviews18 followers
June 18, 2019
Yer yer sıkıldığım, çok küçük bir tabakaya hitap eden önerilerini okuduğum bir kitap oldu. Yine de böylesine başarılı ve entelektüel birikimi yüksek bir insandan tavsiyeleri okumak keyifliydi.
Profile Image for Meltem Sağlam.
Author 1 book90 followers
October 7, 2019
Başarılı bir söyleşi. Akıcı bir metin ve bir çok konuda yararlandığım görüşler içeriyor.
Profile Image for Zey.
193 reviews12 followers
October 3, 2022
Adam ne söylese doğru. Kimse, Türkiye’yi çok eleştirmiş, yurt dışını övmüş demesin. Kitapta sonuna kadar doğru yerlere değiniyor. Keşke daha iyi olsakta o zaman onu eleştirsek. Umarım ülkemiz daha iyi yerlere gelir, gelişir. Umudum var.
Profile Image for Mehmet.
248 reviews6 followers
June 6, 2020
KEŞKE SIFIR YILDIZ VERME İMKANIM OLSA

Kimse kusura bakmasın ama biraz ağır yazacağım. Kitabı okurken bir ara gerçekten kusacaktım. Yahu bir insan bu kadar mı yabancı hayranı olur. Bu kadar mı her şeyden şikâyet eder ve her şeyi eleştirir. En çok da kendi ülkesini, insanını, kültürünü. Kitap o kadar çok yakınma dolu ki, bitirdiğinizde içiniz şişiyor, kararıyor ve şöyle bir düşünce hâkim oluyor kafanızda: "Meğer ben ne kadar berbat bir şehirde, ülkede, dünyada yaşıyormuşum."

Kitap boyunca Yunanca, Latince ve Farsça gibi ölü veya yaygın olmayan dilleri bilmenin üstünlüklerinden bahsedip duruyor. Yahu filologlar, tarihçiler, vs. için bu kadim dilleri bilmenin bir önemi olabilir. Lakin sen ‘Bir Ömür Nasıl Yaşanır’ diye tüm toplum kesimine hitap ettiği izlenimi oluşturan bir kitap başlığı kullanıyorsun. Verdiğin tavsiyeler de öyle olmalı. Bir çok genç bu kitabı kendilerine ışık tutsun diye alıyor. Fakat bu kitaptan alabilecekleri doğru düzgün ne bir tavsiye, ne de bir rehberlik var. Belki alabilecekleri bir tek üç beş gezilecek şehir, müze ve okunacak kitap önerileri. Onlar da zaten çoğu bilindik meşhur şehirler, müzeler, kitaplar.

Kitaptaki tavsiyelerden birkaç tane örnek vereyim, kararınızı siz kendiniz verin:

"İyi olan üniversiteye gidemeyeceksen, üniversiteye hiç gitmeyeceksin". Türkiye’de iyi olan kaç üniversite var ve kapasiteleri kaç kişi? Geri kalan milyonlarca genç napsın? Böyle tavsiye mi olur?

"İki ölü, iki de diri yaşayan dil öğrenin". İnsanlar sadece İngilizceyi öğrenmeye fırsat bulamıyorlar. Allah aşkına sen hangi dünyada yaşıyorsun? Ülkenin gerçeklerini bilmiyor musun? Kimin gücü yeter dört dil öğrenmeye? Nerden bulacaksın dört dil öğretecek hocayı; hele ki ikisi ölü dil. Vakti nerden bulacaksın? Hadi buldun, öğrendin diyelim. Bu dilleri kullanmadığın zaman unutacaksın. Onu napacaksın? Sorarım size böyle tavsiye mi olur?

"Özel hayatınla ilgili kimseyi dinlemeyeceksin. Anne babanı bile." Hangi aklı başında insan önemli konularda tek başına karar alır. Tabi ki fikrine değer verdiğin insanları dinleyeceksin. Hele ki annen baban gibi seni yakından tanıyan ve hayat tecrübesi senden 20-30 yıl önde olanları ayrı bir dinleyeceksin...

Ve sıra geldi kitaptaki en önemli tavsiyeye: "Dans başka, dans çok önemli. Dans bilmemek çok ayıptır. Dans bilmek zorundasın. Eh bilmeyen de bir zahmet öğrensin"

Bakın bence kitaptaki en büyük sorun yapısal. O da İlber Ortaylı’nın genel hayat felsefesi. Ortaylı'ya göre entel olmak dünyanın çeşitli meşhur şehirlerinde lüks restoran, kafelerde yiyip içmek, vals/tango/salsa yapmayı bilmek, piyano çalmak, klasik müzik dinlemek, ölmüş dil öğrenmek. Zaten 'entel' tanımı da ilginç: "Entelektüel üstüne vazife olmayan işlerle uğraşan kişidir". Yahu böyle baştan savma tanım mı olur. O zaman mahalledeki meraklı teyzelerin hepsi entelin önde gideni. Gerçek entellik ne yeme, içme, gezme ile ne de kuru bilgi ile alakalı. Güneşin dünyaya uzaklığının 151,81 milyon km olduğunu bilmek sizi aydın yapmaz. Dil bilmek de öyle. Mesele hakikat bilgisini bilmek, özümsemek ve hayatına geçirmek. Gerçek aydın, entel bunun peşindedir.

Velhasıl, bu kitapta ne pratik manada hayatınıza uygulayabileceğiniz bir tavsiye, ne de felsefi derinlik içeren hakikat tanecikleri bulunuyor.

Okuyanlara harcadıkları vakit için geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, okumayanlara da şiddetle uzak durmalarını tavsiye ediyorum.
Profile Image for Cihan.
119 reviews11 followers
May 3, 2021
Evlerimize gazete aldığımız zamanlarda, gündemdeki popüler isimlerle yapılan söyleşileri ilgiyle okurdum. Ne garip, çok uzun zaman öncesinden bahsediyormuşum gibi. Neyse. İlber Ortaylı’nın daha iyi/kaliteli/yaşanası bir hayat için paylaştığı tavsiyelerini dikkatle okudum. Tabi söyleşi olunca daha da hevesli başladım okumaya. Ancak, kocaman bir ancak, diyip takıldığım hususu aktarıyorum. Birileri bu kitap basılmadan önce İlber hocaya “Toplumsal eşitsizlik” kavramından bahsetmedi mi acaba? Yani bilmemesi gülünç olur fakat kesinlikle hatırlatılması gerekiyordu. Hani verilen tavsiyelerin büyük bir bölümü, kişinin olumlu açıdan gelişimini destekleyecek türden, onda tamamız. Ancak yaşadığımız dünyanın sosyolojik dengelerini yerle bir eden açmazları görmezden gelerek bu tavsiyeleri paylaşmak çok da samimi gelmedi bana. Ha tabi İlber hocanın bu yaşanılanlarda suçu yok elbette. Fakat, yine de belli bir kesimi görmezden gelmesi, bahsettiklerinin uygulanabilirliğini sorgulatıyor ister istemez. Toplumun her kesimine hitap eden bir eser olsaydı, o zaman konuşacağımız şeyler daha farklı olurdu.
Profile Image for Z. Yasemin.
123 reviews4 followers
June 22, 2020
Ogrendigim seyler oldu tabi, ilginc de geldi bazi ogrendiklerim ama Turkiyeden bavulda getirdigime degmedi.... Kitabin basligi icerigini cok yansitmiyor cunku tavsiyelerin cogu bu nesile uygun degil malesef en azindan bu cagda yapilacak gibi segil ayrica pek cok tavsiyede sosyal bilim alani secen insanlar icin bu da okuyucu kitlesininin ilgisini dusuruyor normal olarak ama en cok rahatsiz eden, röportaji yapanin el pence divan tadinda soru sorma tarziydi....”Siz kac dil biliyorsunuz hocam? Sayilar sehir efsanesi gibi dilden dile dolasiyor.....” 🥱
Profile Image for Gül Hocaoğlu .
73 reviews2 followers
November 21, 2020
Kitapta güzel bilgiler var, buna itirazım yok ama üslup o kadar yorucu ki; tamam çok kültürlü bir insan, çok güzel ama devamlı bu öyle yapılmaz, şöyle yazılmaz, şuraya gidilmez, buraya gitmeyen de yaşadım demesin, şu şehir çirkindir, bu şehir nefistir, nobel ödüllü yazarın Türkçesi berbattır vs. Eeh yeter dedirtiyor bir noktadan sonra.
Profile Image for alper.
173 reviews42 followers
January 14, 2020
“Bir Ömür Nasıl Yaşanır?”, İlber Hocamızdan “rafine” bir hayat sürmek adına birbirinden güzel öğütler. Özellikle öğrenci kardeşlerime hararetle öneririm. İlk tatillerinde not ala ala okusun, -hayattaki- rotalarını güncellesinler. Radarlar ne kadar erken açılırsa o kadar iyi. Ama insanın oturduğu yerden sadece bir kitap okudu diye hayatı değişmez. Çok da emek harcamak gerek. Hakkını vererek, çalışarak ama zevkle. Mesela en basitinden Hoca gezmenin bile nasıl hakkını veriyor? Ön keşif okuma/araştırmalarından, gezerken tutulan notlara/okumalara kadar, sokak sokak yaşarken (şehri). Bunların her adımını keyifle yaptığı belli, ama emek en nihayetinde -gezmeyi bile bir disiplinle bir amaca yönelik ele alması. Belki de işin sırrı bu bileşimde (şuraya ahenkli bir kelime koyamadım haznem durdu bileşim ne ya). Hocamızın "Yaşadıklarından öğrendiği birşeyler var" olduğu nasıl belli. :))
Kaç dil bildiğimi soruyorsunuz ya, bunun aslında hiçbir önemi yok. Bir dili konuşmanın, onu yaşamanın hazzı daha önemlidir. Ben bu işten haz alıyorum.” (87-88)
Almanca, Fransızca, İngilizce, Latince, Farsça, Arapça, Rusça, Osmanlıca... (bunlar kitapta gördüklerim daha vardır.) sadece mesleki kaygılarla olacak iş değil takdir edersiniz. Ve sadece yetenek, kabiliyetle olacak işler de değil.

Hocanın tarihçiliğine de şu açıdan değinmek isterim -müthiş bir mesleki dezenformasyon (latife ediyorum hocam, yeni nesil -tamamı için söylemiyorum- nükte ile lakaytlığı ayırt edemiyor ne yazık ki): kronolojinin önemini iyi biliyor ve kullanıyor. Metodolojisini çok iyi özümsemiş ve bunu ilgilendiği her alanda aynı tutarlılıkla -hakkını vererek- uygulamış. (bir yere gelcem, tabii ki bana kalmadı takdiri). Edebiyat, felsefe, müzik, güzel sanatlar, sinema, sahne sanatları, kitapta konuşulan her konuda bunu görüyoruz! (işte geldim, buraya dikkat) Böyle bir yaklaşım o branşta kat edilen gelişimi/sürecin bütününü, etkileşimleri/öykünmeleri, olayları/olguları, bütünü ve detayları daha iyi kavrayabilmek adına çok doğru ve yerinde.

Herkesin zaten bildiği dil meselesine girmemin bir sebebi daha var. Hemen anlatayım: Özellikle sahne sanatları üzerine bölümünü okurken dibim düştü. Hocanın birçok eseri kendi dilinde okumasına imrenmişimdir ama -çapsızlık bu ya- sahne sanatlarını aynı şekilde takip ettiği hiç aklıma gelmemişti. İngiltere'de tiyatro, İtalya'da opera, Rusya'da bale, tiyatro, Almanya'da klasik, İran'da keza -artık ne sahneleniyorsa ki kendi İran sanatını çok takdir ediyor. Vay be çok kıskandım (imrenmedim, evet itiraf ediyorum kıskandım, tüm habis duygularımla). Allah nazarımdan/nazarımızdan(?) saklasın. Kendisine sağlıklı, huzurlu ve kültür-sanatla dolu, gönlünce keyfini çıkarmaya devam ettiği, işte en önemli nokta bu tekrar altını çizmekte fayda var, uzun bir ömür nasip etsin. Vay be!

👏👏👏👏👏

253, 254’deki yaşanılası şehir tasvirini buraya aldığımı varsayın. Belki bir ara eklerim. Hadi içinden iki cümleyi çekeyim:

“Kanada’nın batısındaki Victoria şehrinde orkestra yokmuş mesela, bale temsillerinde müziği banttan çalıyorlar. Yaşanılır mı şimdi burada?“ (254)...

Gözümdeki yaşlara bakmayın, hep kültürden. Bünye alışık değil kaldıramadı. (bu seferki gurur duyan tatlı bir imrenme)
Profile Image for Onur.
264 reviews21 followers
March 24, 2020
İlber Ortaylı’nın hayata dair, yaşadığı tecrübelerden oluşan güzel bir sohbet. Kitapta yazar entellektüel birikimini anlatmakta. Bu bağlamda, tarih, gezi, eğitim ve sanata dair önemli konulara değinmekte ve güzel tavsiyelerde bulunmaktadır. Şehirlerin yaşanabilirliği, eğitimde disiplin, İran’ın şehirleri ve İsrail’deki kaliteli eğitim ayrı bir şekilde de ön plana çıkmakta. Ayrıca kanımnca, yazarın bazı bölümlerde negatif olduğu gözlenmekte, bu bağlamda yazar ve yazar gibi entellektüellerin sorunların çözümünde daha yapıcı roller alması gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Güzel ve faydalı bir kitap
Profile Image for Ahmet Alpat.
137 reviews53 followers
March 2, 2019
İlber Hoca'yla muhabbet etsem ancak bunları anlatmasını isterdim sanırım. Bu kitabın video kaydını alıp YouTube serisi yapsalardı keşke. Böylece bu konuşmaların muhatabı olan ve kitap okumayan gençler de nasiplenirdi. Belki önlerine random video düşerdi.
Profile Image for Ozan.
119 reviews
June 10, 2021
İlber Ortaylı sadece tarih alanındaki bilgisi ile değil, aynı zamanda insana güven veren duruşu ile de toplumumuzdaki önemli insanlardan. Kitap çeşitli konularda (seyahat, film, müzik vs) İlber Ortaylı'nın zevkini yansıtıyor, bu anlamda kitapta beklediğimi buldum diyebilirim. Ortaylı'nın ortaya koyduğu "bir münevverin nitelikleri"ni ise biraz hayıflanarak okudum. Çünkü bu niteliklere ulaşılması için yapılması gereken çok şey var ancak Ortaylı'ya göre 15 yaşından sonra yeni bir şeyi içselleştirerek öğrenmek çok zor.
Displaying 1 - 30 of 539 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.