Her akşama bir masal diye planlarken, üç akşamda bitiverdi. Tüm güzel masallar gibi. Şimdi şeftali yerken, bir şeftali ağacı konuşacak kulaklarımın eşiğinde, her denize baktığımda küçük kara bir balık göreceğim kendi denizine kavuşmuş, feleği aramanın beyhudeliğinde aklımla yol alacağım yok olmamak için ve beni gerçekten seven birinden bir sevgi masalı dinleyeceğim günü beklemeye devam edeceğim. Masallar güzel. Gerçek olamayacak kadar. Sarı bir lambader ışığı altında tek kişilik bir koltukta yerin çekimine karşı koymak istercesine bacaklarını toplayıp okurken elinde bir bardak sıcak çayla masal gibi bir hayatın ortasındayım; başka gerçekliğe gerek yok. Ne demiştik: olağan hayatımızın olağanüstülüğünün farkındalığına vardığımız günlerin kıymetini bilmek gerek yalnız da olsak.
Bu yazarın 28 yaşında, yazdıkları için öldürülmüş olma ihtimali olan bir dünyada karga olmak en iyisi yıldız olamıyorsam eğer. Karga severim ki ben…