Bu kitaba başlarken 450 sayfa olduğunu görünce sıkılacağımı düşünerek başladım. Çünkü Atatürk hakkında defalarca dinlediğim aynı hikayeleri anlatacağını bekliyordum. Fakat Prof. Dr. Ortaylı beni tam ters köşeye yatırdı, 100 sayfalık hikayeyi 450 sayfada anlatacağını sanarken, 1000 sayfalık kitabı 450 sayfaya sığdırmış, bu yüzden kitap yavaş bir tempoyla 20 sayfa geçirdikten sonra sonuna kadar yetişemeyeceğiniz bir maceraya dönüşüyor, Atatürk ise neredeyse kitabın %30'unda var.
Öncelikle ben bu kitabı "Balkan Savaşlarından Modern Cumhuriyete Türk Devleti" olarak adlandırıyorum. Ortaylı Balkan Savaşlarından başlayarak önce bir Osmanlı Devleti incelemesini yapıyor, ondan sonra 1. Dünya savaşına girip, savaşı Türk tarafının referans noktası değil uzaktan gözlemleyerek incelemeye başlıyor, savaşın başlama sebeplerinden, diğer devletlerin konumlarına kadar, detaylı fakat çok hızlı bir biçimde küçük başlıklar halinde her konuyu inceliyor. Atatürk zaten o dönemdeki her büyük olayda bir aktör ve zamanı gelince Ortaylı sahneye ona bırakıyor ve onun hakkındaki kısımları okuyoruz.
Aynı bu döngü içerisinde kitap milli mücadele dönemine geçiyor ondan sonra da Cumhuriyet ve yapılan atılımları anlatarak devam ediyor. Kitap Atatürk'ün yediği yemeklerden, De Gaulle'ün 2. dünya savaşı politikasına kadar geniş bir yelpazeyi içerdiği için inanılmaz hızlı şekilde ilerliyor ve siz daha ne olduğunu farketmeden bitiyor.
Kitap yer yer önceki sayfalarda bahsettiği konulara hiç bahsetmemiş gibi geçiyor, veya başlığı Atatürk olup tamamen WW2 Avrupasını anlatan küçük kısımları var ve bu bir parça parça bilgilerin toplandığı bir söyleşi havası veriyor fakat genel olarak hiç kopukluk sezilmiyor ve okuması çok akışkan, zaman sıralaması çok keyifli bir kitap olmuş.
Onun dışında İlber Ortaylı Osmanlı'nın her zaman bir Türk İmparatorluğu olduğu, Türkiye Cumhuriyeti'nin de bunun devamı olduğunu her fırsatta belirtmiş, Türkiyeli gibi bir kavramın mantıksızlığından ve modern dünyanın ve geçen yılların bazı çekirdek şeyleri değiştiremeyeceğinden bahsetmiş, kitapta hafif bir milliyetçilik doğal olarak mevcut. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün de yeni Cumhuriyetin kurulmasındaki liderliğini ve kararını eksiksiz bir biçimde vermiş kitap.
20. yy daki liderler ve kapasiteleri belli, etki kapasiteleri büyük fakat o yetkinin verileceği adamlar değiller, Atatürk bunun aksine açık ara bir dahiydi. Bir Türk olarak Atatürk'ü övmek kolay bir şey, o yüzden millet kimliğimi bırakıp değerlendirmeye çalıştığım bir insan oldu Atatürk her zaman, fakat bazı gerçekler ortada. İnsanın kendinden başka kimse tarafından motive olmaması gerektiğine inanırım, fakat rasyonel birisi bir örnek alıyorsa Atatürk'ü kendisine örnek alabilir, karşılaştığı zorlukları nasıl çözdüğünü görebilir.
Türkiyede kitap okuma miktarının maalesef çok düşük olduğunu biliyorum, ama herkesin iki kere olmasa bile bir kere okuyup rafında tutması gereken bir kitap olmuş, İlber Ortaylı'yı bu kitap için tebrik ediyorum.