Margit Schreiner, bu kitapta hayatın tüm o acı tatlı hallerini, hayal kırıklıklarını, beklentilerimizi ve gerçekleri tokat gibi yüzümüze vuruyor. Ama öyle kuru kuruya değil, araya ince bir mizah serpiştirerek, sanki "bak, hayat böyle bir şey işte, ne yapacaksın" der gibi.
Kitabı okurken, o ölmüş kadının hayatla hesaplaşmasına tanık olmak, bir yandan hüzünlendiriyor, bir yandan da "evet ya, aynen öyle" dedirtiyor. Bebeklikten yaşlılığa kadar her aşamada, o küçük büyük hayal kırıklıkları... Sanki kendi hayatımdan kesitler izliyorum. Hani o çocukken kurduğun hayaller, gençlikteki beklentiler, yetişkinlikteki mücadeleler... Hepsi birer hayal kırıklığına dönüşmüyor mu zaten?
Schreiner, hayatın o döngüselliğini öyle güzel anlatmış ki, adeta bir girdabın içinde dönüp duruyoruz. Doğuyoruz, yaşıyoruz, hayal kırıklıklarıyla boğuşuyoruz ve sonunda ölüyoruz. Ve bu döngü, hiç durmadan devam ediyor.
Kitabı okurken, hayatın anlamını sorgulamadan edemedim. Varoluşumuz, beklentilerimiz, hayal kırıklıklarımız... Bunların hepsi bir anlam ifade ediyor mu gerçekten? Yoksa sadece bir yanılsamadan mı ibaret?
"Hayal Kırıklıkları Kitabı", bana hayatın o acı gerçeklerini hatırlattı. Ama aynı zamanda, hayata karşı bir mizah duygusu geliştirmemi de sağladı. Çünkü hayat, ne kadar acımasız olsa da, bazen gülmekten başka çaremiz kalmıyor.
Kısacası, bu kitap benim için unutulmaz bir deneyim oldu. Hayata farklı bir açıdan bakmamı sağladı, beni düşündürdü, güldürdü ve hüzünlendirdi. Eğer siz de hayatın anlamını sorgulamak, hayal kırıklıklarıyla yüzleşmek ve biraz da gülmek isterseniz, bu kitabı mutlaka okumalısınız.