"...Akdeniz serhaddinin örtüsünü her kaldırdığımızda göz kamaştırıcı zenginlikte, şaşırtıcı ve çarpık bir dünya bizi beklemektedir..."
Kitabı özetleyen cümle tam olarak bu. Özellikle Habsburgların yükselişi baş döndürücü olaylar silsilesi içerdiğinden burada özet şeklinde aktarılması hoşuma gitti ve alıntılamak istedim:
HABSBURGLARIN YÜKSELİŞİ
"...Osmanlıların doğudaki başarılarına paralel bir şekilde batıda Habsburg Hanedanı gücünü sağlamlaştırmaya başlamıştı. Ancak bu hanedanın yükselişi Osmanlılar gibi kılıç hakkıyla değil, diplomasi ve hanedanlar arası evliliklerle mümkün olmuştu. Esasen Habsburglar bugünkü İsviçre içindeki önemsiz bir aileydi. Bu devletin başı 7 elektör prens tarafından seçilmekteydi. Habsburg hanedanından çıkan ilk imparator olan Rudolf'un seçilmesinin sebebi güçsüz olmasıydı. 1273'te seçilmişti. Topraklarına 1282'de Avusturya Dükalığını da katan Rudolf'un ardından aile, 15. yüzyıla kadar başka imparator çıkaramayacaktı. 15.yüzyılda Avusturya Dükü Albert'in İmparator Sigismund'un kızıyla evlenmesi ailenin Bohemya ve Macaristan üzerinde hak iddia etmesine yol açmıştı. Albert'in 1438'de imparator seçilmesiyle ertesi yıl Osmanlılara karşı savaşırken hayatını kaybetmesi bir oldu. Yerine geçen oğlu Friedrich, hanedanın Orta Avrupa'yla sınırlı gücünü diplomatik hamlelerle Avrupa sathına yaymayı başardı. Oğlu ve halefi Maximilian'ı Burgonya Dükü Cesur Şarl'ın kızı Marie ile evlendirmiş, Şarl'ın Fransa kralıyla yaptığı Nancy Muharebesinde (1477) vefat etmesiyle, Fransa'nın doğusundaki Burgonya bölgesi ve bugünkü Benelüks ülkelerine denk gelen alçak ülkeler, Habsburg Hanedanının kontrolüne geçmiştir. Marie ve imparatorluk tacını başına koyan Maximillian (1486), evlilik diplomasisine devam etmişler ve oğulları Philip'i İspanyol prensesi Joanna ile evlendirmişlerdi. Joanna'nın anne ve babası İber yarımadasındaki 5 bağımsız devletten ikisinin hükümdarlarıydı. Kastilya kraliçesi Isabella ve Aragon kralı Fernando'nun 1469'daki evliliği iki krallığın birleşmesine yol açmıştı. Isabella'nın 1504'teki ölümünün ardından Fernando artık Kastilya kralı değildi. Krallığın da iç işlerine karışmaktan men edilmişti. Bu ortamda 1505 yılında German de Fua ile evlenmesi iki aile arasındaki hassas birliği tehlikeye düşürmüştü. Ancak bu evlilikten doğacak çocuk birkaç günlükken ölecek ve iki taht da Joanna'ya kalacaktı. İşte anne tarafından Kastilya ve baba tarafından Aragon tacı ve bunlara bağlı toprakların varisi olan Joanna'yla, anne tarafından Burgonya ve baba tarafından Avusturya topraklarının varisi olan Philip arasındaki evlilik, birçok krallık, dükalık, kontluk ve deniz aşırı koloninin Habsburg kontrolüne geçmesi demekti. Philip'in 1506'daki erken ölümü ve Joanna'nın akli dengesini yitirmesi, özenle uygulanmış bu stratejik diplomasinin meyvelerini oğulları Charles'ın yemesine yol açtı. Belçika'nın Gent şehrinde doğan bu prens babasının ölümünden sonra Burgundiya dükalığına bağlı toprakların varisi konumuna gelmişti. 1516'da Fernando'nun ölümünün ardından Charles ve annesi Joanna, Kastilya ve Aragon'un krallık meclisleri tarafından onaylandılar. Charles böylece anneannesinden gelen Kastilya, Navarre, Granada'yla Kuzey Afrika'daki hisarlar ve Amerika'daki toprakları Fernando'dan miras kalan Aragon, Sicilya, Napoli ve Sardinya'yla birleştirdi. Diğer dedesi Maximillian'ın 1519'daki ölümüyle Avusturya toprakları da kendisine kalmış ve Hıristiyan dünyasının en üst makamına erişme şansı doğmuştur. Bunlara ek olarak Habsburg hanedanının Augsburg'lu banker aileleri Fuger ve Mersellerden aldıkları borçlarla 7 elektörü rüşvete boğması, Charles'ın 1519'da V.Karl olarak (Şarlken) taç giymesine yol açtı. Şarlken, imparatorluğunu erken ölümler ve tesadüfi faktörler kadar dedelerinin akılcı diplomatik hamlelerine de borçluydu. Bu durumu bir şair şu şekilde ifade etmiştir: Herkes savaşırken sen evlen Avusturya / Diğerlerine Mars'ın verdiklerini sana Venüs verir..."