Bu kitaba gelene kadar çook daha faydalı bir sürü evlilikle ilgili kitap var. Ahmet Bulut'un yazdığı kitabın ilk yarısı, pek yeni bir şey söylemiyor ama bilinen şeyleri hatırlatıcı nitelikte. Okunabilir. Ama hanımefendinin yazdığı ikinci bölüm tam bir facia. Hayalini mi yazmış anlamadım, her şeyin güllük gülistanlık olduğu bir evlilik çizmiş ama o kadar abartmış ki çoğu yerini dalga geçerek okudum. Mutsuz evliliklerde en çok yapılan hatalardan biri evlenince her şeyin harika olacağını düşünmek değil mi zaten?
Bir de hanımefendi şöyle şeyler zırvalıyor, ondan önceki geçmişi kocasından sonrası içinmiş bilmem ne. Bu, eşliği kulluğun önüne koymak değil mi? Allah'ın hakkı ikiydi üç oldu filan gibi tuhaf cümleler de vardı. İslami aile kurma edebiyatı yaparken yazılanlar tam anlamıyla İslami mi değil mi dikkat edilseymiş iyiymiş.
Evlilik, birbirine yabancı iken birbirinin en yakını olan iki kişinin berber yaşama sanatıdır. Beraber yaşamanın en önemli şartı da birbirini anlama becerisidir. Bu kitapta en sevdiğim yön, kitabı bir kadın ve bir erkek yazarın yazmış olmasıdır. Kadın yazar, kadının erkekten ne beklediğini yazmış. Erkek yazar da erkeğin kadından ne beklediğini yazmış.
Puan vermeyeceğim çünkü kitabı daha başından o kadar sevmedim ki devamı da gelmedi benim için. Kendimi itekleye itekleye okudum o yüzden ne okuduğumu bile bilmiyorum. Bu tarz kitapların kişisel gelişim gibi şunu yap, bunu yapın demesinden hoşlanmıyorum. Soğuk ve samimiyetsiz geliyor. İnandırıcı bulmuyorum. Bu tarz kitaplar da daha çok samimiyet arıyorum ben. O yüzden sevmedim ama ilerleyen yaşlarımda bir şans verebilirim.