The strategic importance of Turkey at the outset of the Second World War made it inevitable that the newly-born republic should be the target of covetous glances from every great power. This book provides the first comprehensive and systematic analysis of Turkish diplomacy during the conflict, as the Turks successively fended off pressure from both the Axis and Allied powers to enter the war. The Turkish position of 'active neutrality' was criticised both at the time and subsequently for its 'immorality', but Professor Deringil shows that Turkey's own military and political weakness made any other course of action impractical. Preservation of the nascent Turkish state had to be the guiding principle behind her foreign policy, and this was pursued with considerable tactical acumen by diplomats and strategists still, to some extent, versed in the Ottoman tradition.
Deringil'in araştırması Türkiye'nin dönemsel dış siyasetini kendi çerçevesi içinde işlevsel ve güzel bir biçimde inceliyor. Okuru yormuyor. Yararlanılacak çok yönü var.
Ancak bazı çok temel şeyleri de gözardı ediyor. İnönü devletinin dış siyasetiyle Atatürk devletinin dış siyasetinin aynı olmadığı ve Atatürk'ün Türkiye için öngördüğü rotadan savaş boyunca önemli alanlarda sapılmış olduğu hiç sezdirilmiyor.
Kaynakça incelendiğinde de görülüyor ki araştırmanın gözlemi İngiltere odaklı. Arşivler incelenmiş, İngiltere'nin Türkiye görüşü ayrıntılıca gözönüne alınmış. Ama aynı şey ne ABD, ne Nazi Almanyası ne de Sovyetler için yapılmış. Okuyan kişi rahatlıkla dönemi Türk-İngiliz ilişkisi çerçevesinden değerlendirme yanlışına düşebilir.
Savaşla ilgili arkaplan bilgisi ve düşüngüsel altyapılarla ilgili hiçbir şey söylenmemiş. Cumhuriyetin tarihsel konumu doğru ve yeterli biçimde işlenmemiş. Kitabın nasılsa öncelikle Batılılarca okunacağı düşünülerek buna uygun yazılmış gibi.
Yöntem, dil ve içeriğin başarısı eksikliklere karşın yararlı. Ama dönemi inceleyecek diğer insanlar Deringil'in yanlışlarına düşmekten kaçınmalı.
7 yıl sonra Denge Oyunu'nu yeniden okudum. Bazı eleştirilerim yerindeymiş, 7 yıl içinde literatürü de dönemi de daha iyi incelediğim için o zamanki bazı beklentilerimin ise çok da anlamlı olmadığını düşünüyorum. Kusursuz bir kitap mı, hayır. Ben yazsaydım bunu mu yazmak isterdim, hayır (yazmak istemekle yazabilmek iki ayrı şey). Ama İkinci Dünya Savaşı'nda Türk Dış Politikası üzerine yazılmış temel kitap hala bu, yanına iddialı başka kitaplar eklenmiş olsa da. Eksiklikleri özellikle Almanca ve Rusça kaynaklardan çokça yararlanılamamasından kaynaklanıyor. Ama kitabın ilk olarak 1989'da yayınlandığını göz ardı etmemek lazım. Üzerinden 36 yıl geçmiş, üstüne ne koymuşuz? Deringil'in bazı tutumlarıyla ilgili rezervlerimi korusam ve 7 yıl önce Denge Oyunu'na eleştirel yaklaşmakta büsbütün haksız olduğumu düşünmesem de, akademik bir hakkaniyet duygusuyla puanımı 3'ten 4 yıldıza çıkarıyorum.
En vurucu yer Mareşal Çakmak’ın “Almanların ölüsü bile bizi yener.” dediği bölümdü. Bunu Stalingrad ve El-Alemeyn’i kaybettikten, harp Almanların aleyhine döndüğü sıra söylüyor.
Luftwaffe adalardan kalkan uçaklarla 24 saat içinde İstanbul ve İzmir'i bombalayabilecek, Ankara ile demiryolu hattını kesebilecek durumdaymış. Buna mukabil Türkiye amfibi harekât yapamaz ve 300 savaş uçağının ancak üçte biri uçacak vaziyette Almanlarınsa sadece Balkan taraflarında 700 uçağı var. Ayrıca Türk kuvvetlerindeki uçaksavar bataryalarının mürettebatının tümü eğitimsiz imiş. Muhtemel hava saldırısına karşı İngiliz hava desteğinin gelmesinin en çok 3-4 gün an az 24 saat alacağı hesaplanmış.Yani onlar desteğe gelene kadar olan çoktan olacak. Ki böylesi bir harekât 1943 sonlarında gündeme geliyor. Yani harbin Almanların aleyhine döndüğü sıralarda bile adamlar birkaç günde içimizden geçecek kadar güçlülermiş.
Bilmiyorum. Deringil'deki, bu kitap boyunca süren, "Alman yanlısı" Numan Menemencioğlu'nun ününü temizleme gayretinin sebebi neydi ki? Haksızca eleştirilen bir Türk devlet adamına iade-i itibarını teslim etme gayreti mi, yoksa aile dostu (görüşülen kişiler arasında yakınlarından biri de sayılıyor) filan mıydı?!
Türkiye'nin bir süre sonra döneminde meydana gelen olaylar nedeniyle mide bulandırıcı hale gelen "oyalama" ve "savaştan uzak kalma" politikalarını anlatmış ancak biraz daha detaylı olabilirmiş. Böylesine geniş araştırmalar yapılabilecek konu hacimce dar olarak işlenmiş. Konu bütünlüğü de zayıf. İkinci Dünya Savaşı gelişmeleri hakkında yüzeysel dahi olsa bilgi verilebilirmiş çünkü Türkiye içi olaylara odaklanırken bu olayların dünyadaki gelişmelerle olan bağlantıları bu nedenle anlatılamamış.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Konuyla ilgili araştırmacıları tatmin edeceğini düşündüğüm ölçüde olgu, bilgi, veri içerirken bunları sadece meraktan okuyan birinin de sıkılmadan takip edebileceği bir kurguyla anlatan çok başarılı bir çalışma.