Jump to ratings and reviews
Rate this book

40'ların Cadı Kazanı

Rate this book
"40'lı yıllarda nazilerle işbirliği yapan ittihatçı paşa kimdi?

Nazilerin kafkasya planları...

İslam orduları başkomutanı ve azerbaycan seferi...

TBMM Azerbaycan'ı niçin Sovyetler'e bırakmıştı?

Enver paşa'nın serüvenleri...

İttihatçıların kurdukları komünist partisi...

Sabahattin Ali - Atsız davası ne gibi olaylara yol açmıştı?

Sabahattin Ali'yi 1930'larda ihbar eden kimdi?

1944 yılında ırkçılık-turancılık davasında kimler yargılanmış; sanıklar kendilerini nasıl savunmuşlardı?

Nazım Hikmet, Atatürk'e gönderdiği mektupta neler yazmıştı?

Chp Mareşal Çakmak ve DP'yi niçin komünistlikle suçlamıştı?

Tan matbaası'na saldırıyı kimler düzenlemişti?

TKP, Demokrat Parti'yi niçin desteklemişti?

Marksistler ve DP kurucuları hangi yayın organında biraraya gelmişlerdi?

DTCF'inde 40'lı yıllarda ne gibi olaylar yaşanmıştı?

Hasan Ali Yücel - Kenan Öner davası nasıl başlamıştı? nasıl sonuçlanmıştı?

Genelkurmay Başkanı Orbay'ın oğlu niçin bir cinayete karışmıştı?
bütün bu konuları uğur mumcu araştırdı ve yazdı. "40'ların cadı kazanı" dünlere ve bugünlere ışık tutuyor..."

204 pages, Paperback

First published January 1, 1990

4 people are currently reading
142 people want to read

About the author

Uğur Mumcu

90 books98 followers
Uğur Mumcu was an intrepid Turkish Kemalist intellectual, investigative journalist and columnist for the leading Kemalist broadsheet, Cumhuriyet who was known for indicating that Kemalism and Socialism aren't different ideologies and that imperialist nations had corrupted the Turkish state and army. He was killed by a bomb placed in his car, outside his home.
Uğur Mumcu was born as the third of four siblings in Kırşehir, where his father was working. He went to school in Ankara and in 1961 attended School of Law at Ankara University. After graduation in 1965, he practiced law for a while. He then visited England to learn English and upon his return to Turkey worked as a teaching assistant at Ankara University from 1969 to 1972.

On the morning of 24 January 1993, he left his home and was killed by a C-4 plastic bomb as he started his car; a Renault 12, license numbered 06 YR 245.

There are numerous hypotheses over who was responsible for his murder.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
46 (41%)
4 stars
50 (44%)
3 stars
15 (13%)
2 stars
0 (0%)
1 star
1 (<1%)
Displaying 1 - 10 of 10 reviews
Profile Image for Zeynep T..
926 reviews132 followers
March 4, 2024
Uğur Mumcu döneme ait dava dosyalarını, müfettiş raporlarını, gizli yazışmaları ve tutanakları inceleyerek "Sabahattin Ali-Nihal Atsız Davası ile başlayıp 1944 Irkçılık-Turancılık Davası ile süren ve Hasan Ali Yücel-Kenan Öner Davası" ile noktalanan davalardan yola çıkarak bir dönemin sağ-sol kavgasını yansıtmaya çalışmış.

Ne önemi var derseniz anlatılanlarla eğitim sistemimizde (en azından ben okurken) yer almayan, oldukça karışık bir dönemin panoraması çıkarılmış. Sonuç bölümünde Uğur Bey'in dedikleri bugün için de geçerli ne yazık ki; "40'lı yılların ikinci yarısı soğuk savaş yıllarına rastlar. Türkiye çok partili yaşama bu soğuk savaş koşullarında hazırlandı. Çok partili yaşam bu iklimde yeşerdi. Çok partili yaşamın hamuru soğuk savaş mayasıyla yoğruldu. 1950-60 dönemi de ister istemez soğuk savaş yıllarının izlerini taşıdı. Bu koşullarda oluşan bir demokrasinin, son otuz yılda üç askeri müdahale ile karşılaşması ve her üç yılına da bir sıkıyönetim dönemi düşmesi hiç de şaşırtıcı değildir. Kırklı yıllar, Türkiye'de demokrasinin niçin bir türlü işlemediğini de kanıtlıyor."

Gerçekten ibretlik ayrıntılar var:
1944'te yargılananlar 1970'lerde iktidar olup 1980'lerin siyasetini yönlendirmiş. Komünist diye önüne geleni ihbar edenler CHP'den milletvekili olabilmiş. Dönemin solcu geçinenlerinden bazıları tek parti iktidarına son vereceğiz diye Demokrat Partiyi desteklemiş başta. Yetmez ama evetçilik bizde gelenek diyebiliriz. Anladığım kadarıyla yapılmak istenen toprak reformu köy enstitülerini yok eden en büyük etkenlerden. Menderes'i de siyasi hayatta parlatan mesele. Hasan Ali Yücel'in ülkemize en büyük hizmetlerinden klasikler çeviri projesi komünistliğine delil sayılmak istenmiş. Bugün hala satışta olan İş Bankası Kültür Yayınları dizisi yani, şaka gibi gerçekten. Nihal Atsız dava arkadaşı Turancılar tarafından bile kindar, kıskanç gibi sıfatlarla anılan bir ırkçı. Oğluna yazdığı vasiyeti okurken kanım dondu. Bu kadar nefretle nasıl yaşanır bilmem.

Titiz bir çalışma var karşımızda fakat arka arkaya isim ve tanıklıklar okumak yerine yazardan daha fazla yorum, analiz isterdim açıkçası. Sistematik de biraz karışıktı. Dönemler arası gidiş geliş daha düzenli olabilirdi. Adı geçen bazı kişilerin tekzipleri arka sayfalardaki dipnot bölümüne konulmuş, takdir edilesi.

Kitap rahmetli Uğur Mumcu'nun aynı sonu paylaştığı Prof. Dr. Muammer Aksoy'un anısına adanmış. İthafı okuyunca ne kadar üzüldüğümü anlatamam. Huzur içinde uyusunlar bile diyemiyorum. Eserlerini yaşatmaya devam edelim en azından. Herkese tavsiyemdir bu kitap.
2 reviews3 followers
January 25, 2021
Uğur Mumcu'nun çalışkanlığının bir örneğidir bu kitap. Aktüel konularda yazan bir yazarın aynı zamanda iyi bir entelektüel olması gerektiğini, daha doğrusu Uğur Mumcu'nun neden diğer pek çok meslektaşından farklılaştığını, bir aydın olduğunu bize gösteren eserlerinden biriyle karşı karşıyayız. 40'lar bir çukur. Unutulan, akademide birkaç gözde konu dışında üzerinden atlanan bu on yıl Türkiye'nin tarihi açısından o kadar kritik bir halkadır ki. Anti-komünizmi anti-komünizm yapan işte bu on yıldır. Mumcu'nun bu eseri çoğunlukla ihmal edilen o döneme dönüyor. Alman faşizminin devletteki, basındaki etkisine dair bariz örnekleri anlatıyor. İlerici aydınlara karşı girişilen cadı avını açıklıyor. Bu dönemi merak edenler için mutlaka okunması gereken bir eser 40'ların Cadı Kazanı.
Profile Image for Cemre Demirci.
16 reviews2 followers
November 13, 2022
Uğur Mumcu okuduğum tanıdığım bildiğim en en çalışkan insan. Kitaplarını okuyup bitirdiğimde aynı acıyı hissediyorum üzülüyorum ciddi anlamda. Çok yazık olmuş böyle bir beyine kaleme. Yine harika bir kitap yazmış çok şey öğretti farkına vardirdi bana. Toprağı bol olsun.
Profile Image for Irmak B..
11 reviews
March 19, 2020
Ugur Mumcu’nun okudugum ilk kitabi ve 1990 yilinin kosullari goz onune alindiginda kullanilan bilgilerin cesitliligi ve bunlarin her birinin bir referansinin olmasi beni cok etkiledi. Diger yandan da okudugumuz diger gunumuz kitaplarinin, ozellikle arastirmaci gazeteci olarak gecinen yazarlarin kitaplarinin ne kadar gercegi yansittigini sorgulatti.
40li yillar hakkinda cok bilginiz yoksa, isimleri takip etmesi biraz zorlayici ancak o donem hakkindaki cok onemli olaylara deginen bir kitap.
Profile Image for Bulent.
1,001 reviews64 followers
October 18, 2021
Türkiye'de araştırmacı gazetecilik denilince akla gelen en önemli isim Uğur Mumcu. Mobilya Dosyası, Rabıta, Ziverbey Köşkü, Silah Kaçakçılığı, Papa Suikasti gibi her biri diğerinden önemli konularda, araştıran, bilinmeyenleri ortaya koyan, yaptığı çalışmalar ile birbirinden derin analizlere kapı aralayan, okurunun fikir sahibi olabilmesi için bilgi sahibi olmasını hedefleyen bir gazetecilikti Mumcu'nun yaptığı.
Hukuğun üstünlüğünden taviz vermemesi ve sosyalizme fazlasıyla milli bir perspektiften yaklaşması, devlet için çoğu zaman "zararlı" olarak görülmesine neden olmuştu.
40'ların Cadı Kazanı, Mumcu'nun araştırmacı kişiliğinin farklı bir yanını sergiliyor. Türkiye tarihinde derin yarılmaların yaşandığı, ikinci dünya savaşı yıllarından çok partili hayata geçiş sürecinde yaşanan bir dizi olayı, Sabahattin Ali-Nihal Atsız davası, Görüşler dergisi ve Tan Matbaası Baskını, Hasan Ali Yücel-Kenan Öner davası, Sabahattin Ali cinayeti gibi döneme damgasını vuran olayları, bir gazeteciden çok, hukukçu gibi derinlemesine inceliyor Mumcu. Nedenlerini, gelişimini, sonuçlarını yetenekli kalemiyle gözler önüne seriyor.
Profile Image for Tuncay Özbek.
64 reviews1 follower
November 27, 2019
Yüzeyselde olsa 40 ' lı yıllara değinen, içerisinde Sabahattin Ali- Nihal Adsız ve Hasan Ali Yücel- Kenan Öner davaları, II Dünya Savaşı yıllarında turancılık ve komünizm, Chp ve Dp, Nazım Hikmet, Köy Enstitüleri... bulunan bir kitap.
"Bu ne affedilmez suçmuş meğer!
Çalmadan çırpmadan, bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, bu kadar tehlikeli mi olmalı idi"
Sabahattin Ali
Profile Image for Serkan Ozdemir.
46 reviews1 follower
January 19, 2019
Bugünü daha iyi anlamak için çok faydalı bir kitap. Elimden bırakamadım. Roman değil ama hem içerik hem de anlatım açısından bir roman kadar akıcı.
Profile Image for Jonah  Bourne.
8 reviews
December 9, 2023
Hatırladığım kadarıyla yazacağım keypointleri.

Almanlar Türkiye ile Enver Paşanın akrabaları aracılığı ile yakınlaşmaya çalışıyorlar. Eski generallere gelin, bizim turanlı esirlerden kurduğumuz orduya geçin teklifi götürüyorlar gayri-resmi. Hükumet ise buna izin veriyor gayri-resmi.
Nuri Killigil'in ölümü ise şüpheli !

40'larda bir yandan solcu avı ve bir yandan da sağcı avı var. Atsızların bir komployla yargılanması sağdan. Soldan ise Behice Boranların akademiden uzaklaştırılması ve Hasan Ali Yücel ile Oran(?) davaları var. Özellikle bu davaların Atsızların rövanşı gibi.

Köy enstitüleri meselesinde sağcılar- buna Atsız da dahil, Mumcu yazmamış-, biraz tongaya biraz gaza geliyorlar ve yükleniyorlar. İsmet Paşa kapatmak durumunda kalıyor. Yücel'i yedirme durumu var burada biraz, Aydemir'in yazdığına göre bunu Paşa da sonradan kabul edeyazmış. Yücel'in davasında ise Yücel, akademide sosyalistleri muhafaza etmekle suçlanıyor. O ise, bu kişilerin komunist olmadıklarını anlatmadan, kollamadığını söylüyor. Mumcu'nun açıkça belirtmese de anlattığı şu: O dönem komunist demek suç demek. Bu solcuları savunmak için Yücel'in, onların komunist olmadığını belirtmesi gerekir. Not düşelim, Komunist kelimesini basında açıktan ilk kullanan da Avcıoğlu. - yada Kürt meselesi lafı mıydı bu ??-

Sabahattin Ali cinayeti konusunda kamuoyunda bilinen şeyler var kitapta. Belki Ali-Atsız ilişkisine daha detaylı değinebilirdi. Eski bir tanışıklıkları var. Sabahattin Ali, İçimizdeki Şeytan'da Atısz'a çakıyor. Atsız'da İçimizdeki Şeytanlar isimli yazılarında karşılık veriyor. Sabahattin Ali'nin ölümünde Bulgaristan'a ikili oynaması/ casusluk etmesi veya Türkiye'ye Bulgaristan aleyhine casusluk etmesi gibi iddilara internette rastlamıştım, not edelim.

Şevket Süreyya'lara dair kısımlar da vardı sanki.
Kitapta belki Atsızlara kurulan komplonun, komplu oluşu daha çok vurgulanabilirdi.
Politik iklim konusunda özetler ve analiz eder nitelikte değil kitap maalesef. Daha çok olan biteni anlatmış.
82 reviews
October 16, 2016
O dönemleri güzel güzel anlatıyordu. Sonra nedense devam etmedim Uğur Mumcu okumaya.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Displaying 1 - 10 of 10 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.