Saray ile yeniçeri arsındaki ilişkileri bilmeden bir Osmanlı tasavvurunun bu kadar eksik kalabileceğini tahmin etmezdim. Osmanlı içtimai yaşantısı hakkında bilgi veren örnek olayların her biri çok değerli.
Yeniçerilerin bir zamanlar (bozulma dönemi sonralarında) giyimleri hakkında bir bölüm:
Bir ocaklı hangi ortaya mensupsa koluna ve baldırına o ortanın nişanını dövdürtürler, güya görenler çekinsin, korksun diye de kolları sıvalı ve baldır bacak çıplak ve itlikten kinaye yalınayak dolaşırlar, başlarına da bir endazeden uzun acayip bir sarık sararlardı.” Yeniçeriler arasında bilhassa “Cezayir kesimi” denilen bir hayta kıyafeti pek moda olmuştu. Yazın beyaz dimiden, kışın da yine beyaz kaba çuhadan, çulakiden, paçaları dizkapağının bir karış üstünde gayet kısa diz çağşırı, belde muhakkak kırmızı şal kuşak, narçiçeği necef taşından düğmeleri asla iliklenmeyen bez veya bürüncük gömlek; göğüs, her iki meme başları görünecek şekilde üryan... Göğüs kılları usturayla tıraş edilir, iki meme arasında yalnız sekiz on kıl bırakılır, bunların ucuna da küçük hurda inciler geçirilip düğümlenir, tam ortadaki kıla da bir mavi nazar boncuğu takılırdı, bu acayip püsküle de “sine perçemi” adı verilirdi. İtlik, bıçkıncılık yollarında yeni yeni yürümeye başlamış mürahik veya şabbı emredler ise “ayine misali sinelerine bir katır boncuğu keşide ederlerdi”