Jump to ratings and reviews
Rate this book
Rate this book
Kelimelerin gücüne, edebiyatın büyüsüne inancını koruyanlar için…

Benim için çizdiğin kader planını kabul etmiyorum!

"Tanrı, insanın ölümsüzlüğe varmış halinden başka bir şey değil" diye cevaplıyordu beni Selman Dermanî. "Ölüm ile kesilen bir hayatın hiçbir anlamı yoktur. Değmez... Bütün bu çabalara, sağalmaya, hasta olmaya, iyileşmeye, çalışmaya, mülk edinmeye, çocuk yapmaya, âşık olmaya değmez. Lisan öğrenmeye, şiir okumaya, saz dinlemeye, mutlu olmaya değmez.
Ancak ölümsüzlük varsa bu dünya hayatının bir anlamı olabilir. Kendimi yeniden, sıfırdan üretmeyi istiyorum. Bunu yapacağım. Hakkım! Kadere teslim olacaksak mağaralara dönelim, haydi!.."

İnsan yalnızca bir kez "Değmez" diyebilir, ikinci kez bunu tekrarlıyorsa sahtekârdır. İlk söylediği anda kalemini kırmıştır zaten.

Aras Nehri'nin dibinde buz tabakasının altında bir adam yatıyor: Bir edip. Faruk Ferzan. "Ne oldu bana? Öldüm mü?" diye soruyor kendi kendine… Öldü mü? Ölmediyse birinin onu kurtarması gerekecek. Yola devam etmesi gerekecek. Aşk yaşanmaya değerse bunu yapmalı…

El çabukluğuyla bizi efsunlayan bir yazar var karşımızda… Fennî Sihirler yapan bir sihirbaz!.. İsmail Güzelsoy Değmez'de hayatın en büyük iki sırrının, aşkın ve ölümün dansını koyuyor sahneye. Kelimelerin gücüne, edebiyatın büyüsüne inancını koruyanlar için…

376 pages, Paperback

First published April 1, 2015

12 people are currently reading
237 people want to read

About the author

İsmail Güzelsoy

22 books86 followers
İsmail Güzelsoy 1963 yılında Iğdır'da doğdu. Ortaöğrenimini İstanbul'da tamamladı. İstanbul Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu'ndan ayrılıp İsveç'e gitti. İsveç'te yaşadığı üç yıl boyunca İsveç dili ve edebiyatı üzerine çalıştı.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
178 (62%)
4 stars
79 (27%)
3 stars
16 (5%)
2 stars
8 (2%)
1 star
2 (<1%)
Displaying 1 - 30 of 50 reviews
Profile Image for Aslıhan Çelik Tufan.
647 reviews195 followers
September 29, 2018
“‘Değmez’ bir bakıma insanın varacağı en büyük sırrın arkasından söyleyeceği son bilge söz olabilirdi. Bunun ötesinde bir hikmete ulaşılır mıydı bilemem ama öyle bir mertebe vardıysa bile onu kimse dile getirmezdi. Değmeyeceğini bilirdi... İnsan yalnızca bir kez’Değmez’ diyebilir, ikinci kez bunu tekrarlıyorsa sahtekardır. İlk söylediği an kalemi kırmıştır zaten.”

Artık eminim sayın Güzelsoy ne yazsa okurum gözlerimden kalpler çıkarak!

Tavsiye ederim bile demiyorum okumadığınız kabahat!
Profile Image for Erkan.
285 reviews66 followers
October 26, 2018
Varlığından bir kaç ay öncesine kadar haberim bile olmayan bir yazar İsmail Güzelsoy. Bu da benim ayıbım olsun. İlk defa bir kitabını okudum, son olmayacağını peşinen söyleyeyim. Kendisine Hakan Bıçakçı'nın Uydurmanın İncelikleri isimli çalışmada hayran olmuştum, yazarlık ve kurmaca yaratma serüveni ile ilgili verdiği cevaplar çok doyurucu ve zekiceydi, ilk defa bir romanını okudum ve tahmin ettiğim gibi hayal kırıklığına uğratmadı.

Öncelikle Anadolu topraklarından , Iğdır'dan çıkmış bir yazar kendisi, memleketin doğusundan. Bu romanında bunu da fazlasıyla hissettiriyor, o mistik hava, o masalsı anlatım bana doğuyu çağrıştırdı. Romanın açılışı gerçeküstü, büyülü gerçeklik dediğimiz türe yakın. İki karga konuşuyor, üstü buz tutmuş Aras nehrinin dibinde bir yazar yatıyor ama ölü mü belli değil, bir karakter rüzgarla, ağaçla konuşuyor. Böyle bir açılış insanın ister istemez ilgisini çekiyor ve acaba ne olacak diye merak etmeye başlıyorsunuz.

Romanın devamı tamamen bu teknikle yazılmış olmasa da çok akıcı ve masalsı bir anlatımla devam ettiğinden böyle bir açılış hiç sırıtmıyor. Bu arada başlangıç kısmı ve ara kısımlar üçüncü tekille yazılmış, ama ana iki karakterin kendi hikayelerin anlattığı kısımlar birinci tekille anlatılıyor, tabi bu da hikayelerin içine girmeyi kolaylaştırıyor. İlk bölümdeki açılış hem hikayenin devamındaki bazı olayların gerçekçiliğini sorgulamanızı engelliyor, çünkü biliyorsunuz ki bu gerçeküstü olayların yaşanacağı bir roman, o yüzden çok aşırı mantık aramıyorsunuz, kendinizi hikayenin akışına kaptırıyorsunuz.

Okurken çok keyif aldığım bir roman oldu ve herkese tavsiye ederim, böyle kaliteli yazarlar ülkemiz edebiyatında olduğu için şanslıyız. Ama iyi kötü kurmaca eserleri takip etmeye çalışmama rağmen bu kadar eser vermiş bir yazarı daha yeni tanıyor oluşum da bence sadece kendi adıma değil, ülkenin edebiyata, yazarlarına verdiği önem adına da düşündürücü.
Profile Image for NAMIK SOMEL.
206 reviews115 followers
December 13, 2019
Tek kelime ile eşsiz bir roman okudum. Dile son derece hakim, zeki, çalışkan bir yazar Ismail Guzelsoy.. Gölge ve Hatırla ile Fenni Sihirlere devam..
Profile Image for Pınar Aydoğdu.
Author 4 books39 followers
August 21, 2023
Güzelsoy’un özgün kurmaca dünyasını çok seviyorum. Bir anlamda biraz da İhsan Oktay Anar’ın da tadını veriyor bana. Bunu anlatım tarzı benzerliği açısından değil, kendi sesini ve özgünlüğünü ustaca yansıtması açısından söylüyorum. Bir üçlemenin ilk kitabı olan Değmez insanın ölümlülüğü hakkında düşündürtürken, kısa yaşamamızda neyin değip değmeyeceğini de sorgulatıyor okura. Eğlenceli üslubu ile kimi zaman kahkaha arttırırken kimi zaman da duygusallığa itiyor. Paralelde ilerleyen kargaların hikâyesine de bayıldım.
Profile Image for Ahmet Uyan.
10 reviews
March 1, 2020
- Geçip giden zamanın gaddar sürüklenişi içinde bir şeyleri yakalama çabamız nasıl da gülünçtü. (S.118)
- Sonra bir akşam, zamanın dev bir mezarlık olduğunu fark edersin. Öfkeli bir yalnızlıkla bu keşfinin verdiği acıyla kıvranıp durursun bir zaman. İsyan etmeye bile takatin kalmaz. Boğulursun. (S.122)
- Zamanda sürüklenmekten kurtulamayız ama insan unutuşa tutunabilir. (S.124)
Profile Image for Bilgen.
242 reviews17 followers
November 16, 2023
kitaba başladığımdan itibaren faruk dumanla karşılaştırdım, durdum. sus barbatusu okuyup, çok çok beğenmiştim. aynı coğrafya (doğu anadolu), benzer koşullar (kar ve soğuk hava) sebebiyle olabilir. belki haksızlık da ediyor olabilirim ama sus barbatusun yeri bende ayrı.
tabi ismail güzelsoy o coğrafyayla sınırlı kalmayıp pek çok kavramdan, hikayeden, benzetmeden faydalanmış değmezde. zaten kitap, adından anlaşıldığı üzere, fenni sihirler serisinin başlangıcı. o koşullarda ve dönemde yapılamayacak olanı (organ nakli) mümkün kılarak, hikayeyi başka bir boyuta taşırken; bu yolla kahramanlara duygu transferini de yaşatarak doğaüstü bir durum da yaratmış.
tabi kitabın isminden hareketle kitap bundan ibaret diyemeyiz. roman yelda, sadare ve faruk ferzanı bölümler halinde anlatırken; karakterleri süreyya ile birleştimiş. yelda hayat kadınlığından kendini kurtarırken; avcılıktan doktorluğa evrilen sadare ve doslar kasabasının diğer üyeleriyle yeni bir hayata başlar. hikayenin faruk ferzan bölümünde, istanbulda yaşanan matbaa baskını gibi tarihsel öğeler ile birlikte farukun sihirbazlıktan yazarlığa geçiş süreci anlatılıyor. sadare ile ilgili bölümde yabani hayatta avcı tarafından büyütülen bir çocuğun tıbbi eğitimi ve yeteneneği anlatılıyor. açıkçası bunlar bana pek inandırıcı gelmedi. masalsı bir anlatım olarak benimseyebilirdim belki ama faruk ferzanın hayatı anlatılırken de türk tarihi referans alınmış ve daha gerçekçi bir anlatım seçilmiş. zaman ve gerçeklik konusunda biraz kafam karıştı açıkçası. ayrıca beylik sözlerin çok sık kullanılması da beni rahatsız etti.
onun dışında beyaz ve kör karga ile anlatıma başlanması ve hikayeyle bağlantılarını çok çok sevdim. "inci" sembolünün kitabının başından sonuna kadar her hikayede olan varlığına bayıldım. seriyi okumaya devam eder miyim, bence değer:)
This entire review has been hidden because of spoilers.
Profile Image for Mine Gedik.
65 reviews4 followers
July 16, 2017
En kıymetli kitaplarımdandır artık. Her ara verdiğimde kitabı öperek bıraktım masaya. Kitabı öperken selfim var, o derece delirtici güzel :)
Profile Image for Pınar Ünlü.
35 reviews6 followers
September 7, 2023
İsmail Güzelsoy, masal gibi, şiir gibi bir anlatımla bu kitabında şifalı oylarıyla okuru da büyülüyor gibi. Her karakterin şahsına munhasır yaratımına, kurgunun derinliğine, büyülü anlatımına hayran kaldım. Bir solukta okudum, ardından serinin ikinci kitabı Gölge'ye geçtim. Serinin üçüncü kitabı Hatırla'yı ise, daha önce üçleme oldugunu bilmeden okumuştum. Ama bağımsız da okunabiliyor, hepsi de birbirinden leziz.
Profile Image for Ozlem Bahar Oc.
21 reviews1 follower
January 15, 2021
Uzun zamandır böyle keyifli, sürükleyici ve lezzetli bir yolculuğa çıkmamıştım bir kitap ile. Az yazar var, yazdıkları ile bir “büyü” yaratan. İsmail Güzelsoy kesinlikle bunlardan biri. Türk edebiyatında belki bunu yapan - benim okuduğum - tek yazar bile olabilir.
Profile Image for Ayca Adenli.
62 reviews14 followers
February 17, 2022
Bu kitap her anlamıyla aşırı güzeldi... Yazarın zekası, olayları kurgulaması muhteşemdi.
Keşke daha bilinir olabilseydi, bu yetenekte insanların daha ön planda olması, en iyi satan kitaplar arasında olması gerekir.
İsmail Güzelsoy'u bu kitapla tanıdım ve birçok kitabını okuyacağıma eminim.
Zamanında Ayfer Tunç okumaya başladığımda yıllar önce çevremde pek bilinmeyen bir yazardı ve tüm desteğimi Ayfer Tunç'a vermiştim. Şimdi sırada İsmail Güzelsoy olacaktır.
Emeğine sağlık....
Profile Image for Ebru Türkyılmaz .
52 reviews6 followers
June 12, 2024
Fenni Sihirler üçlemesinin önce ikinci kitabı Gölge'yi, sonra da ilk kitap olan Değmez'i sırasız okumuş bulundum. Yani sıralama gözetmeksizin okumak mümkün.

İki kitap da beni ayrı ayrı etkiledi. Değmez'in iç içe geçmiş kurgusu, Binbir Gece Masalları'nı andıran anlatımları, esinlerle dolu hikayeleri özgün ve sürükleyici bir kitap yaratmayı başarmış.
Profile Image for E. Tuba.
46 reviews1 follower
July 15, 2020
Argo, şiddet, mizah, kesikler, yaralanmalar, mekân kurgusu, olay kurgusu, karakter gelişimi...
Profile Image for Yosum.
249 reviews6 followers
August 9, 2024
Masal gibi bir kitap. Kişiler, olaylar, mekanlar öyle güzel kurgulanmış ki …bir yandan “ bu kadar saçmalık da olmaz artık” diye isyan ederken bir yandan da bu saçmalık hiç bitmesin istiyorsunuz. Arka plandaki 2. Dünya Savaşı yılları ve siyasi ortamın gerginliği bu masal dünyasıyla hiç çelişmiyor.
Yeni keşfettiğim ve çok sevdiğim bir yazar İsmail Güzelsoy.
Serinin diğer kitaplarını da okuyacağım.
Profile Image for Tuğçe.
4 reviews4 followers
November 2, 2019
Uzun zamandır okuduğum en iyi Türk romanı. Yazarın yarattığı masalsı dünyayı ve kitabın masumiyetini çok sevdim
Profile Image for Burak.
307 reviews29 followers
March 27, 2023
Sınırlar ki ölümden ayrılır, gölgeli ve muğlaktır. Biri nerede başlar ve diğeri nerede biter kim söyleyebilir.

Ruhun bir ırmaktır gülüm..

Ölüm böyle bir şeydi belki de, birden değil, yavaş yavaş gıdım gıdım adım adım damla damla ölünüyordu. Değil mi ki son sınırdı o? Son, uzun bir zamana yayılmıştı demek ki. Son kendisinden sonra olacak olan her şeyin rahmiydi demek ki. Dünyaya birden gelmediğimiz gibi birden çıkıp gitmiyorduk demek ki..

Hiçbir şey su kadar güzel dokunmuyor insana..

Ölmek böyleyse, bu yoldan sapmak istemem. Dünyayla kavgamın bittiği o yerdeyim, kimse beni kıpırdatmasın. Bunu dostlarıma söylemeyi çok isterdim.

Ölümden sonra bir hayat olması gerekmiyor ki ölüm kendince bir hayatmış zaten, ölüm hayatın tersi değil, mezuniyet merasimi..

Zaman hayatın sayfalarıydı, okunduğu anda silinip giden satırlardı ömür, ölüm de öyle olmalıydı. Öldükten sonra diye özetlediğimiz o büyük muammalı eşiği geçince başlayacaktı asıl hikaye. O da ömür kadar çalkantılı ve görünüşe göre eğlenceli bir yolculuk olacaktı. Önce adabıyla ölü gibi durmayı öğrenmeliydi. Kıpırtısız ve sessiz..

Dokunmak bir insanın bu dünyayı anlayabileceği son aşamaydı. Bunun bir üstündeyse sevgi yer alırdı. Orada artık bir şeyi anlamanın anlamı kalmazdı. Anlamadan da sevebilme aşamasıydı o. Bir şeyi anlamadan sevebilmek ne güzeldi..

İnsanın söyleyeceği son şiirdir ağlamak. Çünkü insan vücudunun salgılayacağı tek kutsal su odur. Gerisi kirlidir, bulaşıcıdır ve öldürür.

Hangi dilde hangi kültürde hangi zamanda olursa olsun aynı şekilde anlaşılacak iki şey var: Kahkaha ve hıçkırık. İnsanlığın beynelmilel şiiridir bunlar.

Eğer öldüysem neden anneciğimi göremiyorum? Ruhumuz bir yerde buluşmayacak mıydı?
Çok önceden olan şeyler için üzülmek gerekmiyor mu? Hayır gerekmiyor, zaman toprak gibidir, yaşananların üzerini örter, örter en sonunda da yaşanan her şey o derinliğin altında gömülüp gider..

Çoğu depremde öldü, bin sene yaşasam da o uğursuz ikindiyi unutmayacağım, toprak kudurmuş yer yarılmıştı.Hayatımda böyle bir şeyi ne gördüm ne duydum. Toprağın karnı yarık yarık olmuş zemin girdap gibi dönüp duruyor, evleri hayvanları insanları inek arabalarını ağaçları içine çekip yutuyordu. Yemin ederim o manzarayı gören kimse akıl sağlığını koruyamazdı.İki kavak boyunca toz kalkmıştı, tozlar bulutlara kavuşmuştu, yer deli bir dana gibi sırtındaki her şeyi sağa sola savuruyordu. Ah o gün ölüm nasıl da iştahlı bir hayvandı anlatamam sana. Çocuktum. Henüz uçmaya başlamıştım ve kanatlarım olduğu için ne kadar şanslı olduğumu o zaman anlamıştım. Ya da insanların kanatlarının olmayışının nasıl bir lanet olduğunu.. O gün çok insan öldü. Felaket değil, bir kıyamet yaşandı burada. Kısa bir süre sonra büyük bir hastalık yayıldı. Çadırlarda yaşayanlar ölenleri bile kıskanacak hale geldi. Biraz parası olanlar kaçıp gitti, geriye kalanlar çadırlarda telef oldu. Yangınlar erken bastıran soğuklar hastalıklar.. Çocukların kadınların vücutlarında ve yüzlerinde tuhaf yaralar çıkıyordu. İçecek su bulunmuyordu. Deprem yüzünden nehrin suyu çamur akıyordu artık.

Yaşadığım hiçbir şey yaşamaya değmez..

Öfkeli bir tokattı zaman, dünde ayıldım ve ürkerek doğrulup etrafıma baktım. Yarılmış, çatlamış duvarların arasından içeri sızan kirli kırmızı bir ışıkla aydınlandım. Duvarlarda öksüz mazimin unutulmuş resimleri asılıydı. Hoyrat günlerin gecelerin pençe darbeleriyle örselenmiş kırık hatıralardı onlar. Çerçevelerinden kusulmuş camları parçalanmış üzerleri tozla kaplı pişman ve masum şekillere kıstırılmıştım. Benim türlü hallerimdi bunlar. Bir kapı eşiğinde, sert bahar ışığıyla gözleri kamaşmış saçları yeni örülmüş, bahtsız annesi birkaç gün sonra ölecek olan o kızla göz göze geldiğimizde uzak aynam kırıldı sır içime dağıldı. Resmim dayanamadı, bana ağladı. Dünyanın bakışlarından ürküp kaçan o solup sararmış ben, ismini hatırlayamadığım çocukluğumdu..

Siz nasıl bir dünya oldunuz böyle, ne çok şey satılık bu çirkin sürüklenişte?

Hatıralar üzerimden silinmeyen acıların parmak izleriydi.

Hatırlarımızı da satamaz mıyız? Saçlarımızı örecek bir anne kaç paradır şimdilerde? Güzel hatıralar son kaça olur? Güzel hatırası olmayan biri ölse ne olur ölmese ne olur. İnşallah içinde çocukların oynamadığı bir bahçe ne işe yarar?

Yeterince acı yaşadıysan unutmak emanete hiyanettir. Yetim ve garip dendiğinde gözleri dolan insanların yurdunda kalmış bir yanım. Oraya sığınmışım sinip beklemişim demek ki yıllarca. Bedenimin artık tezgaha konmayacak kadar yorulacağı, incineceği, dövülüp bir yol kenarına atılacağı günü; bügünü beklemiştim, kendime çaktırmadan. Kaçınılmaz bir randevuydu bu. Geleceğime kurduğum bir pusuydum. Parçalanmış bir örümcek ağı.

Ben hala annemi hayal etmeden saçımı öremiyorum..

Bazı insanlar birden fazla düşebilir, onun için ölmek bazen iyidir. Ölmek bir gayret dirayet hatta ihtiras işidir bazen.
Bir kadın yaşadığı hayattan daha güzel rüyalar görüyorsa o ölüdür.

Ölmek bir varlık olduğumu hatırlamama yardım eder miydi? Ani bir ölümle ölmek isterim. Saçlarımı tarayan anneme gömülmek isterim.

But I have promises to keep, and miles to go before I sleep.

Kimse arzulamadığı bir ihanete maruz kalmaz.

Bedbaht olmamak için kandırılmak istiyoruz. Gönülsüz kandırılmış kimse var mı buralarda? Hiç zannetmem.

Yaşandığı anda hatıraya dönüşen şeyler aşktır.

Yaşanan anları kollama, saklama çabası, tahmin ettiğin gibi ölümü fark edişin ta kendisidir. Ölüm geleceği değil, geçmişi kaybetme korkumuzdur. Ölümün şimdiyle hiçbir ilgisi yoktur; gelecekle de. Geçip giden zamana gömülüp kalan yanlarımızdan yayılan çürümenin kokusudur bizi korkutan. Yaşadıklarımızın kaybolup gideceğini biliyor oluşumuz... Bilinmeyi arzulayan sırlarımız oraya gömülüp çürüyecektir. Kimse bizi bilmeyecektir ve kâinatın en büyük kabristanına, zamana gömülüp kalacağımızı biliriz. Onun içindir aşkı zamanın karanlık pençesinden kurtarmaya çabalayışımız. ... Zaman dediğimiz o engin kabristan, zannettiğimiz gibi geçip giden bir şey değildi. O duruyor, biz geçip gidiyorduk. O yavaş hareket eden bir deprem, ağırkanlı bir kıyametti.
Yarım kalan her şey yaşamakta ısrar eder; biten her şey ölüdür artık.

On iki yaşına kadar her şey bir keşiftir dostum. Her şey bir büyüdür. Rüyalarımız hayatın bir parçası değil, hayat rüyalarımızın uzantısıdır o zamana kadar. Sonsuzluğun mümkün olduğu zamanlardır onlar.

Yemek yediğin o leziz et ile aynı nesneden yapıldığını anlarsın. Bir et yığınıa hapsoldğunu..

Zamanda sürüklenmekten kurtulamayız ama insan unutuşa tutunabilir. Unutuş.. Yaşadığın andan kurtulmak, bir anlığına kıyıya çıkmaktı..

"Hayat sihirle dolu bir yer değildi evet ama sihirli bir dünyada yaşıyormuş gibi kandırabilirdik kendimizi ve sevdiklerimizi. Çürümeyi durduramazdık ama eğlenceli hale getirebilirdik pekâlâ. Şaşırmak ve şaşırtmak... Merak... Buna tutunabilirdik işte!"

Bazen bu kadar olgunlaşmanın haksızlık olduğunu düşünüyorum. Bir yerde büyümemiz durmalı. Bu kadar olgunlaşmanın kimseye bir faydası olamaz. Çürüme olgunlaşmanın devamıdır...

Başkalarını anlamanın bir sınırı vardır ya hani, o sınır yalandır ve o yalan üzerine kurulu bir benlik rüyasında kaybediyoruz birbirimizi..

Dünya dedikleri bir gölgeliktir.

Yemekten zevk almak yerine karnını doyuran insanlarız biz..

Bazı insanların üzerimizde özel bir tesiri olduğunu düşünüyorum..

Yazmak dünya üzerindeki en karmaşık şeyleri anlatabilme iddiasından başka ne ki?

Tarih insanlık içindi. Biz kulların hareket sahanlığı yalnızca birer ömürlük sefil dilimlerden ibaretti. Tarihin içinde kayıp zerreydik, tozduk, kırıntıydık. Acımasız bir sürüklenişte debelenip duruyorduk. Hakikat buydu. Zaman denilen kabristandaki kaçınılmaz yolculuğumuzu durdurabilmenin tek yolu kendimizi kömürlükteki bir boruya asmak olabilirdi ancak. İnsan neyi değiştirebilirdi ki bu zavallı sürüklenişte? Değer miydi hem?"

Zayıf olanın da mutlu olabileceği bir dünya istiyoruz.

Dünya neden bu kadar sert davranıyordu bazılarımıza? Yer mi dardı? Yeterince mahsul alınmıyordu topraktan? Saadet neşe haz çok mu sınırlı miktarda bahşedilmişti bu gezegene?

Güzel bir rüyan var diye hayatını uykuda geçiremezsin.

Yalnızlık, yalnızlık, yalnızlık.. Değer miydi diye soruyorum kendime. Değerdi. Her şeye rağmen bir şeyler değişsin diye uğraşırken biraz biraz değiştik. Yolculuğun kendisi bazen varolacak menzilden daha kıymetli olmaz mı? Yalnızca yolu sevdiğimiz için yürümek istemez miyiz bazen?

Anladım ki alışkanlığı olan yaratamaz.



“Çünkü bizim gibilerin hikâyesini uzatmaya gelmez. Ne kadar teferruat olursa o kadar yorucu olur. İnsanları yormak değil, onları eğlendirmek gerekir. Onları anlatacaksan kendilerini sevmelerini de temin etmelisin. İnsan eğlendiği zaman kendini sever, değil mi? Uzun söz uçucu ve yorucudur, uzun yola benzer. İnsan kendisini hemen tanımak, anlamak ister. Onun için her şeyi kısaltmaya karar verdim” dedi Usta.

Değil mi ki hayal kırıklığını tek nedeni hayal kurmaktı.

Mademki ayaktasın, düşenin elini tut.

İnsanlar en çok neden şikayet ediyorlarsa sonunda ona dönüşüyorlar galiba.

İnsanların bakışlarının derinlerinde sakladığı pişmanlıları özlemleri kaygıları okumayacak kadar gençtim..


Uçma kudreti verilmeyen bir canlının eşrefi mahlük olmayacağı ..

Bir avuç beden alıp koklayarak hiç gitmediğim semtleri dolaşmışlığım vardır. Hayalini kovmak için kolumda saat varken sokakta birilerine saat sormuşluğum vardır. Gözlerini unutabilmek için aklıma mahallemizdeki insanların simasını getirmişliğim vardır..

Elim sana dokunursa kanat olur şimdi, elin bana dokunursa kanatlanırım, bir adım daha, bir ömür daha..

Ellerime dokunsan anlarsın seni nasıl aradığımı..

Önce kusurların nasıl değerli olabileceğini öğrendim, sonra kusursuzluğun, kötü bir son olabileceğini.
Profile Image for Mustafa Doğru.
222 reviews4 followers
April 23, 2022
Kitabı ilk satın almaya karar verdiğimde, kitabı okumak için can atıyordum. Kitabı alma sebebim yazara dair bir kaç yazı okumamdı. Okumaya başladıktan sonra İhsan Oktay Anar'ı, Hasan Ali Toptaş'ı ilk kez okuduğum zamanlardakine benzer bir duyguya kapıldı. Yazarın sözcüklerle olan ilişkisi, karakterlerin ve kitabın üzerinde yaratılan mistik olaylar böyle hissetmeme sebep oldu. Her bölümden, her bir karakterin kendi ağzından dilediğimiz hayat hikayelerinden ayrı ayrı keyif aldım. Sonrasında bu hikayelerin bir birlerine yavaş yavaş bağlanması ustalık gerektiren bir olay örgüsünün sonucuydu. Kitabın zihnimde bıraktığı tadın demlenmesine izin vererek bir sonraki kitapları da okumaya çalışacağım.

When I first decided to buy the book, I was dying to read it. The reason I bought the book was because I read a few articles about the author. After I started reading, I had a similar feeling to the first time I read İhsan Oktay Anar and Hasan Ali Toptaş. The author's relationship with words, the characters and the mystical events created on the book made me feel this way. I enjoyed each episode and the life stories of each character that we wished from their own mouths. Then the gradual linking of these stories was the result of an ingenious plot. I will try to read the next books by allowing the taste of the book to brew in my mind.
Profile Image for hardasan .
102 reviews21 followers
September 23, 2019
İsmail Güzelsoy'un romanlarında yarattığı o masalsı şark ortamını ben de çok seviyorum. Büyüleyici.
Değmez'in özellikle ilk yarısındaki kurgu da öyle. Ancak, olayların çözülmeye başladığı noktada sanki roman zayıflıyor. Karakterler ve olaylarla ilgili bazı soru işaretleri korunsaymış daha iyi olurmuş gibi düşündüm.
Güzelsoy kesinlikle okunmalı, daha çok okunmalı. Benim için sırada Hatırla var, sonra diğerleri. İyi ki yazıyor ve yazdıklarını bize yaşatıyor. Teşekkürlerimle.
Profile Image for Goknilirmak.
100 reviews4 followers
April 30, 2023
Üçlemenin ilk kitabıymış, ilk sayfalardan başlayan küfür ve galiz kelimelerden dolayı metnin tarzını pek sevemedim. Toplumsal mevzulara değinen, mesaj kaygılı bir romana bir tutam büyülü gerçekçilik eklenmiş. Bunlar olmadan da asıl hikaye yine anlatılırdı. Dünyaya, insana ve ölüme dair çeşitli düşünceler. Kolay okunan, bir günlük kitaplardan. İki ve üçü de bağlamayı başarabilirsem en son tekrar değerlendireceğim.
Ağlama değmez hayat bu göz yaşlarına şarkısındaki gibi bir “değmez” temasından almış adını.
Profile Image for Sirinasilayan.
144 reviews
November 25, 2020
Kurmaca edebiyatıyla beni etkileyen, masal gibi olan parçaları beni kendine âşık eden, yalın bir dille dünyadan sizi koparıp hayaller alemine sokan bir roman. (Bazı olaylar bende yerine oturmadı belkide farklı birşeyler bekledim.)
Son zamanlarda dünyadan beni koparan öyle google bakmadan rahatça okuduğum ama derinliği, yüzleşmeleri olan bir romanla hayata tutunmak hoş bir duygu. Keyifli okumalar...
Profile Image for Ozlem.
154 reviews1 follower
September 1, 2023
Bu kadar büyülü gerçeklik bana fazla geldi.
78 reviews
June 20, 2022
Yazarın geniş hayal gücü ve derin edebiyat yetkinliği ile oluşturduğu bir roman. Gerçeklerden kurguya, kurgudan gerçeğe okuyucuyu ustaca taşıyor ve bu geçişleri neredeyse hiç hissettirmiyor. Çok ustaca yazılmış bir eser.
Profile Image for Dilek Topçu Çilingir.
53 reviews
July 13, 2024
Ben ne okudum şimdi. Bir masal aleminden geçerken araya serpiştirilen fazla gerçek olayların da birleşimi ile ortaya çıkan sonuç inanılmaz.
Kurgudan ziyade bu kadar farklı olayları birbirine bağlaması, karakterler, bahsi geçen isimler, tasvirler, hayal gücü vb..edebi dili çok iyi kullanmış İsmail Güzelsoy. Çıtayı o kadar yükseltmiş ki yakalayabilmek hiç de kolay olamasa gerek.
Osman Balcigil anlatımı ile Suat Dervişi yeni okuduğum için Sureyya bana direk onu hatırlattı. Günümüz dünyasına en yakın karakter de Sureyya olsa gerek.
Diğer karakterler gerçek ile gerçek üstü bir yerde kalıyor. Faruk Ferzan odağında gelişen olaylar yeri geliyor sizi bir masal alemine , yeri geliyor tarihin derinliklerine, yeri geliyor yakın geçmişe götürüyor. Sadere karakteri ise geleneksel tıp ile modern tıp arasında bizi oldukça şaşırtan yeteneklere sahip.
Hatirla ve Gölge ile bu yolculuğa devam etmeyi düşünüyorum, böyle bir kalemin kıymeti bilinmeli, daha çok kişiye ulaşmalı.
Profile Image for Damla.
243 reviews19 followers
August 27, 2023
yazar ile ilk defa bu kitap ile tanıştım ve hem hayal gücü hem de kalemi muhteşemdi. kitap su gibi akıp bitti diyebilirim. daha detaylı yorumu kitabı sindirdikten sonra yapacağım.
Profile Image for Ferda Nihat Koksoy.
519 reviews29 followers
December 6, 2018
Kitap, tarih boyunca, ZAYIFLARIN da MUTLU olma hakkı için mücadele eden yiğit insanlara ithaf edilmiştir.

PARANIN kokusuyla ERKEK organından yayılan öfkeli KOKUNUN nasıl aynı olduğunu anladım (fahişe).

ZAMANIN pençesinden kurtulmak için, onun içinde bir şeye ODAKLANMAK, yalnızca YAPTIĞIN ŞEYİ YAPMAK ve MERAK'a tutunarak zamandan uzak durmak lâzım.

İDEOLOJİ, dünyanın BAŞKA türlü OLAMAYACAĞINA ve sıradan basit insanlar oluşumuzun bir ZAYIFLIK, bir YENİLGİ olduğuna İKNA edilmemizdir.

VİCDANA bile ihtiyaç duymayacağımız bir ADALET arzuluyoruz (C. Süreyya).

Bir YANLIŞLIK sonucu istiridyenin içine kaçan bir KUM TANESİ'nin nasıl İNCİ'ye dönüştüğünü, KUSURLARIN nasıl DEĞERLİ olabileceğini öğrendim.
Ben incinin içindeki KUMU gördüm ya bir sefer, artık kuma bakınca da İNCİYİ görmeyi öğrendim ve ne zaman sahile insem, MİLYONLARCA İNCİYE basarak yürürüm.
Bizim inci fabrikalarımız da HAYALLERİMİZ'dir.

Senin ayak izlerinde KAYBOLMAYA yürüdüm, senin AYNANA düştüm.
Elim sana dokunursa KANAT olur şimdi; ellerime dokunursan anlarsın seni nasıl ARADIĞIMI.
AVUCUMDA İNCİLELEŞENİMSİN SEN BENİM.
Profile Image for Cemressa.
182 reviews5 followers
April 26, 2021
Arkadaş tavsiyesi olarak okudum, iyi ki de okumuşum. Kurgusunu, akışını, kelimelerini çok çok severek okudum. İç içe geçmiş hikayeleri bağlayışını da çok beğendim. Sadere'nin geçmişi ve Faruk Ferzan'ın annesiyle ilgili hatıraları en çok etkilendiğim bölümler oldu sanırım. Bazı romanlarda sıradan deyip geçebileceğimiz yaşanmışlıklar bir sebepten bizdeki bir hatırayı dürtüyor ve olması gerektiğinden daha çok etkileyebiliyor bizi. İsmail Güzelsoy'un Gölge'sinde de Değmez'de de bu duyguyu yaşadım. Akan bir damla göz yaşı, bir bakışın tarifi beni kalakalacak kadar etkiledi. En nihayetinde bu yazarı bu zamana kadar niçin duymadığıma da şaşırdım.
Profile Image for Yusuf_Ergin.
7 reviews
July 19, 2024
İlk kez bir İsmail Güzelsoy kitabı okudum. Özellikle ilk üçte birlik kısımdan sonra kitabı bırakamadım. İşi gücü bıraktığıma ‘değdi’. Dili, kurgusu, derinliği harika. Olay örgüsünün bağlanmasına yazım tekniğine bayıldım. Muhtemelen ara ara açar bakarım. Özellikle ‘vakıf’ kısmı bana Çağan Irmak’ın ‘Yaratılan’ dizisine ilham kaynağı olmuş gibi geldi.
Profile Image for Gülşah.
44 reviews1 follower
February 20, 2022
Hiç tanımadığım bir yazardı. Oyuncu Engin Akyürek in gazete röportajında adını duydum. Sonrasında araştırdım yorumları okudum. Okumadan önce okumaya DEĞER bir kitap olduğuna karar verdim. Değişik bir konusu var. Daha kısa sürede okunabilir akıcı bir dili ve konusu olmasına rağmen yavaş yavaş okumak istedim.
Profile Image for Özge.
191 reviews17 followers
March 27, 2020
Günlük eril konuşma dilini (argo ve küfürleri) doğrudan aktarmasını nasıl karşılayacağımı bilemediğim bir kitap. Bir türlü kaç puan vereyim bilemedim... Arafta kaldım. Zaten günlük hayatta yeterince bu söylemlere maruz kalırken kitabın da böyle bir söylem sunması sanırım beklenmedikti benim için.
126 reviews5 followers
November 3, 2020
Beş yıl önce alıp rafta unuttuğum bu romanı ancak okuyabildim.
İsmail Güzelsoy, ismi çok duyulmamış ancak çok çok usta bir yazar.
Kitabı hayranlıkla okudum. Sayfalar akıp gitti.
Arkadaşlarıma tavsiye ettim, okuyanlardan dönüşler de son derece olumlu.
Displaying 1 - 30 of 50 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.