What do you think?


Yeni Başlayanlar İçin Homeros
Doğu–Batı edebiyat tarihinin başlangıcındaki en etkili isim olarak karşımızda bir ozan durmaktadır: HOMEROS
İlyada ve Odysseia destanları kahramanlık öykülerinin yazıya geçirilmiş halleri mi, yoksa Homeros’a ait özgün eserler mi? Troya kazı başkanı Prof. Dr. Rüstem Aslan, bu soruların peşinden üç bin yıllık bir iz sürme yolculuğuna çıkıyor. Homeros’un yaşam dünyasını aydınlatıyor, eserlerine giriş niteliğinde bir bakış sunuyor, birçok şaşırtıcı unsuru gün yüzüne çıkarıyor. Okuru Homeros ve destanlarının kahramanları Hektor, Akhilleus, Helene ve Odysseus ile buluşturuyor. Destanların izini sürerek antikçağın en ünlü şairinin üzerindeki gizemi kaldırıyor ve kadim “Homeros Sorusu”na yeni cevaplar veriyor.
Prof. Dr. Rüstem Aslan’ın çalışması, edebiyatçıların ya da edebiyatçı olmak isteyenlerin Homeros’u neden okumaları gerektiğini örnekleriyle anlatıyor. Homeros’u merkeze yerleştirerek İlyada ile Odysseia’yı tüm edebi ve yapısal özellikleriyle analiz ediyor.
İlyada ve Odysseia destanları kahramanlık öykülerinin yazıya geçirilmiş halleri mi, yoksa Homeros’a ait özgün eserler mi? Troya kazı başkanı Prof. Dr. Rüstem Aslan, bu soruların peşinden üç bin yıllık bir iz sürme yolculuğuna çıkıyor. Homeros’un yaşam dünyasını aydınlatıyor, eserlerine giriş niteliğinde bir bakış sunuyor, birçok şaşırtıcı unsuru gün yüzüne çıkarıyor. Okuru Homeros ve destanlarının kahramanları Hektor, Akhilleus, Helene ve Odysseus ile buluşturuyor. Destanların izini sürerek antikçağın en ünlü şairinin üzerindeki gizemi kaldırıyor ve kadim “Homeros Sorusu”na yeni cevaplar veriyor.
Prof. Dr. Rüstem Aslan’ın çalışması, edebiyatçıların ya da edebiyatçı olmak isteyenlerin Homeros’u neden okumaları gerektiğini örnekleriyle anlatıyor. Homeros’u merkeze yerleştirerek İlyada ile Odysseia’yı tüm edebi ve yapısal özellikleriyle analiz ediyor.
376 pages, Paperback
Published July 1, 2025
About the author
Rüstem Aslan
16 books5 followersRüstem Aslan was born İstanbul 1965. He graduated from the Istanbul University, Dept of Prehistory, and obtained his Ph.D. in 2006 in Prehistoric Archaeology , in University of Tübingen (Germany), studying with M. Osman Korfmann. He then launched into his academic career at the at Çanakkale Onsekiz Mart University (Turkey) and currently continues to teach at the as professor. Since 1988 he has been member of excavations team at Troy, and between 2007 and 2011 he directed a survey project on the Troad that focused on recording and mapping the Bronze Age Settlements System around Troy. In 2013 he became director of the Troy Excavation in northwest Turkey. His recent seminars have dealt with archeological topography of the Troad and the Archaeology of Troy. He has published over 100 scientific papers and 12 books.
Ratings & Reviews
Friends & Following
Create a free account to discover what your friends think of this book!
Community Reviews
Displaying 1 - 2 of 2 reviews
August 13, 2025
“Homeros, Yeni başlayanlar İçin”in arka kapağında da söylendiği gibi Prof. Dr. Rüstem Aslan, üç bin yıllık bir iz sürme yolculuğuna çıkıyor. “Homeros’un yaşam dünyasını aydınlatıyor, eserlerine giriş niteliğinde bir bakış sunuyor, birçok şaşırtıcı unsuru gün yüzüne çıkarıyor. Homeros’u merkeze yerleştirerek İlyada ile Odysseia’yı tüm edebi ve yapısal özellikleriyle analiz ediyor.” Yaptığı en önemli şey ise “Homeros Sorusu”na yeni cevaplar vermesi olsa gerek.
“Homeros Sorunu”, Homeros’un kimliği ve İlyada ile Odysseia destanlarının yazarlığı ve destanların niteliği üzerine uzun süredir devam eden akademik bir tartışmaymış. Sorunun özü, Homeros adında tek bir tarihi kişinin her iki destanı da mı yazdığı, yoksa şiirlerin nesiller boyunca birçok şair tarafından derlenip düzenlenen uzun bir sözlü geleneğin ürünü olup olmadığı. Rüstem Aslan’dan öğrendiğimize göre Antik çağlardan beri, yani İlyada ile Odysseia destanlarının ilk okunduğu zamanlardan beri süren ve gittikçe dallanıp budaklanan bir tartışmaymış bu. 18. ve 19. yüzyıllarda modern metin eleştirisinin yükselişiyle iyice yoğunlaşmış. Destanları oluşturan şiirlerdeki tutarsızlıkları, tekrarları ve üslup farklılıklarını inceleyerek bunların tek bir yazarın mı birden çok yazarın mı eseri olduğu, yoksa Homeros adını kullanan biri tarafından ya da bir şairler grubunca biraraya getirilip mi destanların oluşturulduğu tartışılmış. Öte yandan, genel sanatsal tutarlılıkları ve yapısal bütünlükleri nedeniyle şiirlerin Homeros adını ya da mahlasını kullanan tek bir dahi şairin ürünü olduğunu savunanlar da olmuş. Zamanla tartışmaların odak noktası “Homeros kimdi?” sorusundan “Şiirler son yazılı hallerine nasıl geldi?” sorusuna kaymış. Ve yazılı hale geçirilirken ne kadar değişti, eklemeler yapıldı mı konusu tartışılmış.
Rüstem Aslan’dan öğrendiğimize göre “Homeros Sorusu” yalnızca yazarı ve metnin yapısı ya da niteliği ile ilgili değil. Bulunacak cevaplar edebiyatın evrimini, sözlü kültürden yazılı kültüre geçişi de aydınlatıyor. Homeros’u ve destanlarını anlamak gelenek, yenilik ve destan anlatıcılığı arasındaki karmaşık etkileşimi anlamak anlamına geliyor. Nitekim bu sorun Dante gibi sonraki şairleri etkilediği gibi günümüze kadar birçok şair ve yazarın cevap aradığı bir soru olmuş.
Rüstem Aslan çalışmasının, edebiyatçıların ya da edebiyatçı olmak isteyenlerin neden İlyada ile Odysseia destanlarını okumaları gerektiğinin sorusunun cevabını da örnekleriyle anlatıyor.
Tüm bu okuduklarımızdan sonra kaçınılmaz olarak aklımıza edebiyatı Homeros ve destanlarıyla başlatacaksak Gılgamış’ı nereye koyacağız sorusu geliyor. Rüstem Aslan, İlyada ile Odysseia’nın kendilerinden önceki destanlarınla ilişkisini de sorgulamış. Gılgamış’la bağlarını özel olarak göstermiş. Yaratılış destanı Enuma Eliş ve tufan destanı Atra Hasis ile de bağlar bulmuş.
Bir sorun da kuşaktan kuşağa, kültürden kültüre geçerken İlyada ile Odysseia’nın nasıl bir değişime uğradığı. Yani çeviride nasıl sorunlar yaşandı? Gerçekten tam olarak çevrilebildi mi? Rüstem Aslan, Homeros’un metinlerinin ilk yazıya geçirilmesinde kullanılan alfabelerin kolayca anlaşılıp çözümlenemiyecek nitelikte olduğunu Arkaik Yunanca’nın zamanla değişime uğradığını, harflerin tipografik özelliklerinin bile çağlara göre farklı olduğunu belirtiyor. Bu da doğru çeviriler yapılıp yapılmadığı sorusunu getiriyor. Rüstem Aslan, İlyada ile Odysseia’nın Dünya edebiyatına etkilerini değerlendirirken Türk edebiyatından, şiirinden örnekler de vermiş. Tabii Türkçeye çevirilerin ne kadar başarılı olduğunu da sorgulamış. İlyada ile Odysseia’nın her zaman okurdan ilgi görmesi nedeniyle Türkçeye birçok çevirisi olduğunu, İngilizce, Fransızca gibi ikinci dillerden de çeviriler yapıldığını belirtiyor. Tabii ki önemli ve değerli olan orijinalinden çevirmek. Sema Sandalcı’nın “Eski Yunanca’dan ilk çeviri” olarak sunulan çevirisi için de, “Türkçeye yapılan son iddialı çeviri” olarak sunulan Erman Gören’in çevirileri ile ilgili önemli eleştirileri olduğunu anlıyoruz. Bu çevirilerin Azra Erhat-A.Kadir çevirilerinin hangi eksikleri giderdiği sorusunu da sormuş. Keşke, elelştirilerini yazıp, cevaplarını da verseymiş. Sanırım bu çevirilerin eleştirisi başka bir makale ya da kitap konusu. Tabii, İlyada ile Odysseia’yı ne kadar doğru okuyoruz sorusunun cevabını merak etmemek elde değil.
“Homeros Sorunu”, Homeros’un kimliği ve İlyada ile Odysseia destanlarının yazarlığı ve destanların niteliği üzerine uzun süredir devam eden akademik bir tartışmaymış. Sorunun özü, Homeros adında tek bir tarihi kişinin her iki destanı da mı yazdığı, yoksa şiirlerin nesiller boyunca birçok şair tarafından derlenip düzenlenen uzun bir sözlü geleneğin ürünü olup olmadığı. Rüstem Aslan’dan öğrendiğimize göre Antik çağlardan beri, yani İlyada ile Odysseia destanlarının ilk okunduğu zamanlardan beri süren ve gittikçe dallanıp budaklanan bir tartışmaymış bu. 18. ve 19. yüzyıllarda modern metin eleştirisinin yükselişiyle iyice yoğunlaşmış. Destanları oluşturan şiirlerdeki tutarsızlıkları, tekrarları ve üslup farklılıklarını inceleyerek bunların tek bir yazarın mı birden çok yazarın mı eseri olduğu, yoksa Homeros adını kullanan biri tarafından ya da bir şairler grubunca biraraya getirilip mi destanların oluşturulduğu tartışılmış. Öte yandan, genel sanatsal tutarlılıkları ve yapısal bütünlükleri nedeniyle şiirlerin Homeros adını ya da mahlasını kullanan tek bir dahi şairin ürünü olduğunu savunanlar da olmuş. Zamanla tartışmaların odak noktası “Homeros kimdi?” sorusundan “Şiirler son yazılı hallerine nasıl geldi?” sorusuna kaymış. Ve yazılı hale geçirilirken ne kadar değişti, eklemeler yapıldı mı konusu tartışılmış.
Rüstem Aslan’dan öğrendiğimize göre “Homeros Sorusu” yalnızca yazarı ve metnin yapısı ya da niteliği ile ilgili değil. Bulunacak cevaplar edebiyatın evrimini, sözlü kültürden yazılı kültüre geçişi de aydınlatıyor. Homeros’u ve destanlarını anlamak gelenek, yenilik ve destan anlatıcılığı arasındaki karmaşık etkileşimi anlamak anlamına geliyor. Nitekim bu sorun Dante gibi sonraki şairleri etkilediği gibi günümüze kadar birçok şair ve yazarın cevap aradığı bir soru olmuş.
Rüstem Aslan çalışmasının, edebiyatçıların ya da edebiyatçı olmak isteyenlerin neden İlyada ile Odysseia destanlarını okumaları gerektiğinin sorusunun cevabını da örnekleriyle anlatıyor.
Tüm bu okuduklarımızdan sonra kaçınılmaz olarak aklımıza edebiyatı Homeros ve destanlarıyla başlatacaksak Gılgamış’ı nereye koyacağız sorusu geliyor. Rüstem Aslan, İlyada ile Odysseia’nın kendilerinden önceki destanlarınla ilişkisini de sorgulamış. Gılgamış’la bağlarını özel olarak göstermiş. Yaratılış destanı Enuma Eliş ve tufan destanı Atra Hasis ile de bağlar bulmuş.
Bir sorun da kuşaktan kuşağa, kültürden kültüre geçerken İlyada ile Odysseia’nın nasıl bir değişime uğradığı. Yani çeviride nasıl sorunlar yaşandı? Gerçekten tam olarak çevrilebildi mi? Rüstem Aslan, Homeros’un metinlerinin ilk yazıya geçirilmesinde kullanılan alfabelerin kolayca anlaşılıp çözümlenemiyecek nitelikte olduğunu Arkaik Yunanca’nın zamanla değişime uğradığını, harflerin tipografik özelliklerinin bile çağlara göre farklı olduğunu belirtiyor. Bu da doğru çeviriler yapılıp yapılmadığı sorusunu getiriyor. Rüstem Aslan, İlyada ile Odysseia’nın Dünya edebiyatına etkilerini değerlendirirken Türk edebiyatından, şiirinden örnekler de vermiş. Tabii Türkçeye çevirilerin ne kadar başarılı olduğunu da sorgulamış. İlyada ile Odysseia’nın her zaman okurdan ilgi görmesi nedeniyle Türkçeye birçok çevirisi olduğunu, İngilizce, Fransızca gibi ikinci dillerden de çeviriler yapıldığını belirtiyor. Tabii ki önemli ve değerli olan orijinalinden çevirmek. Sema Sandalcı’nın “Eski Yunanca’dan ilk çeviri” olarak sunulan çevirisi için de, “Türkçeye yapılan son iddialı çeviri” olarak sunulan Erman Gören’in çevirileri ile ilgili önemli eleştirileri olduğunu anlıyoruz. Bu çevirilerin Azra Erhat-A.Kadir çevirilerinin hangi eksikleri giderdiği sorusunu da sormuş. Keşke, elelştirilerini yazıp, cevaplarını da verseymiş. Sanırım bu çevirilerin eleştirisi başka bir makale ya da kitap konusu. Tabii, İlyada ile Odysseia’yı ne kadar doğru okuyoruz sorusunun cevabını merak etmemek elde değil.
September 4, 2026
Sayısal altyapılı biri olarak Homeros ve antik mitolojiye girmek gözümü korkutuyordu; açıkçası kapasitemin yetmeyeceğinden endişeliydim ama bu kitapla o çekincemi tamamen yendim. Rüstem Aslan konuyu analitik bir çerçevede, arkeolojik ve tarihsel bağlamıyla öyle güzel kuruyor ki taşlar zihnimde kendiliğinden yerine oturdu.
Açıkçası sinema ve popüler kültürün alt metninde Homeros’un ve Troya’nın bu kadar geniş bir yer kapladığını bilmiyordum, benim için oldukça şaşırtıcı bir keşif oldu. Nitekim Nolan’ın filminde bile savaşın arka planında aşkın değil ticaret yollarının yattığını görmek insanı araştırmaya itiyor. Bu kitap da Fatih’in ve Atatürk’ün Troya vizyonundan Homeros’un bugüne uzanan izlerine kadar pek çok noktayı zihnimde canlı kıldı.
Benim için hem harika bir bilgi yüklemesi oldu hem de okuma listemi genişletti. Mitolojiye sağlam bir adım atmak isteyen herkese tavsiye ederim.
Not: Kitapta en sevdiğim alıntı "Hatırlanan şey sonsuza kadar genç kalır" oldu. Ben bunu Homeros’un yüzyıllar sonra bile aramızda olması gibi "Hatırlanan şey sonsuza kadar yaşar" diye okumayı tercih ediyorum.
Açıkçası sinema ve popüler kültürün alt metninde Homeros’un ve Troya’nın bu kadar geniş bir yer kapladığını bilmiyordum, benim için oldukça şaşırtıcı bir keşif oldu. Nitekim Nolan’ın filminde bile savaşın arka planında aşkın değil ticaret yollarının yattığını görmek insanı araştırmaya itiyor. Bu kitap da Fatih’in ve Atatürk’ün Troya vizyonundan Homeros’un bugüne uzanan izlerine kadar pek çok noktayı zihnimde canlı kıldı.
Benim için hem harika bir bilgi yüklemesi oldu hem de okuma listemi genişletti. Mitolojiye sağlam bir adım atmak isteyen herkese tavsiye ederim.
Not: Kitapta en sevdiğim alıntı "Hatırlanan şey sonsuza kadar genç kalır" oldu. Ben bunu Homeros’un yüzyıllar sonra bile aramızda olması gibi "Hatırlanan şey sonsuza kadar yaşar" diye okumayı tercih ediyorum.
Displaying 1 - 2 of 2 reviews


