Dar Zamanlar Serisi'nin üçüncü kitabı Hayır…’ı okurken kendimi sık sık derin nefes alıp düşünürken buldum. Bu kitapta, darbe sonrası Türkiye'de, bu kez Aysel'in yaşlılık dönemine geliyoruz. Anlatının temposu ilk iki kitaptan farklı: uzun antropoloji/ sosyoloji derslerini andıran bölümler ve çıkarımlar var. Bu ağır tempo, başta zorlayıcı oldu, ama bir yandan da artık olgunlaşan, hayatınn sonuna yaklaşan Aysel'in iç hesaplaşmalarına çok uygun. Ağaoğlu sanki gençlikteki ateşli tartışmaların yerini alan o “aydın yalnızlığı”nı, düşündürerek hayata tutunmayı göstermek istiyor.
Aysel her zaman, daha ufacıktan, genç Cumhuriyet’in kendisine yüklediği idealleri omuzlamış, gerçek bir birey, örnek bir kadın. Soğuk, mesafeli ama dürüst. Toplumsal roller uğruna rol yapmayı reddediyor, ancak kendine biçtiği rolü oynarken sanki duygularını hiç yaşamıyor.
Kitabın en çarpıcı sözlerinden biri, Aysel’in üniversitede öğrencilerine söylediği şu cümleydi: “Kendi hayatını yaşayamayan, başkalarınınkini de öldürür.” Kendi hayatını yaşama ısrarı, başkalarının hayatını gölgelemesini değil, aksine herkesin kendi yolunu seçmesi gerektiğini savunmasının özeti gibi.
İlk bakışta özgür, seçimlerinden pişmanlık duymayan, her zaman doğru bildiğini yapan bir aydın. Oysa Layana karakteri üzerinden reddettiği bir yaşam biçimini, tüm olası pişmanlıklarını görüyoruz. Ülkesini terk eden, şarklı, çocuk sahibi, başka bir hayata savrulan biri… Belki Aysel’in yapmadığı tüm seçimlerin cisimleşmiş hâli. Tıpkı sonu gibi, Aysel’in “öteki ihtimali” ...
Tüm seri boyunca Aysel’in taşıdığı yükü omuzlarımda hissettim. Belki de onun asıl yükü hep “ideal” olmak zorunda hissetmesi. Aydın olmayı, medeni olmayı, duygularını bastırmakla eşitlemiş gibi. Yıllar sonra Engin’in söylediği şu söz, bence bu yükü çok iyi anlatıyor:
“Ülkemin bir avuç aydını, onca itilip kakılmalara karşın hâlâ direniyor, hep de direnecek… Bunu bugün sizlerin tasavvur etmeniz bile olası değil.”
Ama bu direnişin bedeli yalnızlık, mesafe ve çoğu kez hayal kırıklığı.
“Hayır” demek, hayatta en zor ama en özgürleştirici edim. Bazen yüzümüze kapanan ihtimallerin adı, bazen de hayata karşı en sahici direniş. Aysel için “Hayır”, hem yaşamadıklarının yankısı hem de kendi kalabilmenin tek yolu.
Hayır… kesinlikle üçlemenin en zor okunan kitabı; buna rağmen seriyi tamamlayan, anlamını genişleten bir kapanış. Yine de, Ağaoğlu’nun bu kapanıştan yıllar sonra araladığı kapıdan geçen dördüncü kitabı (Dert Dinleme Uzmanı) merak etmemek elde değil.