Bir insan hayatı, bir düşüncenin gölgesinde ne kadar kıymetlidir?
Jack London’un ölümünden önce kaleme aldığı ve tamamlayamadan geride bıraktığı sıra dışı taslak... Dinleyeceğiniz bu sesli kitapta, o ilk haliyle, London’ın kendi dilinden çıkan o sert, çelişkili ve derin metni seslendirdik. Düzenlenmemiş haliyle ilk kez dinlenecek bu versiyon, yazarın zihninde hâlâ çarpan sorularla dolu.
Ahlaki gerekçelerle cinayet işleyen bir örgüt...
Fikir babası, sonunda kendi kurduğu düzene hedef olur...
Kurallar değişmemiştir ama pusula sapmıştır...
Suikast Bürosu, yalnızca bir polisiye değil, vicdan, adalet, ahlak ve iktidar üzerine bir felsefi çatışmadır. Sayfaları dolduran her tartışma, mantığın duvarlarına çarpan bir kurşun gibi
Öldürmek, eğer haklı bir fikir adına yapılıyorsa, hâlâ cinayet midir?
Peki ya o fikir bir gün seni de hedef alırsa?
Jack London’un satırlarında kara mizah, felsefe ve cesaret iç içe geçer. Bu roman, düşüncenin ne kadar ölümcül olabileceğini anlatır.
Suikast Bürosu, yalnızca kulaklarınızda değil, zihininizde de uzun süre yankılanacak bir hikâye.
John Griffith Chaney, better known as Jack London, was an American novelist, journalist and activist. A pioneer of commercial fiction and American magazines, he was one of the first American authors to become an international celebrity and earn a large fortune from writing. He was also an innovator in the genre that would later become known as science fiction.
London was part of the radical literary group "The Crowd" in San Francisco and a passionate advocate of animal rights, workers’ rights and socialism. London wrote several works dealing with these topics, such as his dystopian novel The Iron Heel, his non-fiction exposé The People of the Abyss, War of the Classes, and Before Adam.
His most famous works include The Call of the Wild and White Fang, both set in Alaska and the Yukon during the Klondike Gold Rush, as well as the short stories "To Build a Fire", "An Odyssey of the North", and "Love of Life". He also wrote about the South Pacific in stories such as "The Pearls of Parlay" and "The Heathen".
Gerilim romanı, çılgın bir konu. Suikastçilerden oluşan bir grup insanın, ahlaki değerlere bağlı şekilde adalet savunuculuğu çok güzel işlenmiş. Amerika siyasi yapısına önemli göndermeler yapmış London, kitabı da yayınlamadan rafa kaldırmış.
Adaletin ortak bir sorumluluk olduğunu savunuyor Suikast Bürosu. Etik değerleri ve esnemeyecek kuralları var; ölümü haketmeyen kimsenin öldürülmediğini, ölümü insanlığın çıkarına olmayan hiç kimsenin ölmediğini savunuyor. Heykelleri meydanlarda yükselecek kişiler için ise aynı şey şüpheli diye de ekleniyorlar.
Harika bir roman. Komple teorilerinin gerçek bir yüzü olabileceğini düşündürüyor.
Jack London okumak gerçekten keyifli, romanların altında derinliği olan bir felsefe var. Bu kitabını da tavsiye ederim, ancak kurgusunun net oturmadığını ve biraz havada kaldığını düşünüyorum. Buna rağmen fikir çok iyi ve kitabın sorgulatma akışı da iyi olduğu için okuyunuz.
Etik anlayışı içinde pür mantığın yerinin işlendiği önemli bir öykü olarak karşımıza çıkmaktadır. Bununla birlikte sonucu zarar vermeye varan bir şeyin mantıklı ya da ahlaki bir açıklaması olamayacağını göstermektedir. Roman, bireyin varoluşsal arayışını, özgürlük ve kontrol temalarını işlerken, aynı zamanda London'ın dönemine özgü anarşist ve toplumsal devrimci düşüncelerini de yansıtır. Kitabın temposu hızlıdır ve karakterler arasındaki dinamikler sürükleyicidir. Özellikle Winter Hall'un kendi "ölüm emrini" vererek başladığı bu tehlikeli oyun, onu hayata ve içinde bulunduğu dünyaya dair farklı bir perspektif kazanmaya zorlar. London'ın keskin gözlem yeteneği ve toplumsal normlara meydan okuyan yaklaşımı, bu eserde de kendini gösterir. "Suikast Bürosu", okuyucuyu hem bir maceraya sürükler hem de modern toplumun çelişkileri üzerine düşündürür. Döngünün sonunda büro kendini imha etti, fikrin sahibi ise doğru bildiği tüm bilginin aslında kendi kendini yiyen bir yılandan ibaret olduğunu gördü.