Anofel’s Profile

Sign in to Goodreads to learn more about Anofel.

http://www.goodreads.com/anofel

The Catcher in th...
Anofel is currently reading
bookshelves: currently-reading
Rate this book
Clear rating

 
Kalfa ile Kıralıça
Anofel is currently reading
bookshelves: currently-reading
Rate this book
Clear rating

progress: 
 
  (page 30 of 110)
Feb 22, 2014 03:39AM

 
The Myth of Sisyphus
Anofel is currently reading
bookshelves: currently-reading
Rate this book
Clear rating

 
See all 6 books that Anofel is reading…

Anofel's Recent Updates

Anofel is now friends with Ceren Çıtak Dinçer
44366079
Anofel rated a book 4 of 5 stars
Sumerli Ludingirra by Muazzez İlmiye Çığ
Rate this book
Clear rating
Anofel is currently reading
The Catcher in the Rye by J.D. Salinger
Rate this book
Clear rating
Anofel rated a book 4 of 5 stars
İnanna'nın Aşkı by Muazzez İlmiye Çığ
Rate this book
Clear rating
Anofel finished reading
Fifty Shades Freed by E.L. James
Rate this book
Clear rating
Anofel rated a book 4 of 5 stars
Hieroglyphic Tales by Horace Walpole
Hieroglyphic Tales
by Horace Walpole
read in January, 2015
Rate this book
Clear rating
Anofel rated a book 3 of 5 stars
Fifty Shades Freed by E.L. James
Fifty Shades Freed (Fifty Shades, #3)
by E.L. James (Goodreads Author)
read in January, 2015
Rate this book
Clear rating
Anofel wants to read 15 books in the 2015 Reading Challenge
3082
She has read 4 books toward her goal of 15 books.
 
Create your own 2015 Reading Challenge »
Anofel rated a book 4 of 5 stars
The Ink Drinker by Eric Sanvoisin
The Ink Drinker
by Eric Sanvoisin
read in November, 2014
Rate this book
Clear rating
Anofel started reading
Fifty Shades Freed by E.L. James
Rate this book
Clear rating
More of Anofel's books…
Tom Robbins
“-Yürüyebileceğimden emin değilim.
-Öyleyse seni taşırım.
-Aşk bu mu?
-Aşk nedir, bilmiyorum artık. Bir hafta önce pek çok fikrim vardı. Aşk nedir, nasıl kalıcı kılınır. Şimdi aşığım ve en ufak bir fikrim yok. Şimdi aşığım ve bu konuda bir aptaldan farkım yok.
....
Dolunayın gerçekleştiği güne, Ay’ın ne büyüdüğü ne de küçüldüğü güne, Babilliler “yürek dinlencesi” anlamına gelen Sabat adını vermişlerdi. Bu günde Ay tanrıçasının, Babil’de bilinen adıyla Ay’daki kadın İştar’ın adet gördüğüne inanılırdı; çünkü neredeyse her eski ve ilkel toplumda olduğu gibi Babil’de de çok eski zamanlardan beri bir kadının aybaşı kanaması geçirirken çalışması, yemek pişirmesi ya da yolculuk etmesi tabu sayılırdı. Bildiğimiz Sebt gününün kökeni olan Sabat’ta erkekler de kadınlar gibi dinlenmek zorundaydı; çünkü Ay adet görürken tabu herkes için geçerliydi. Başlangıçta (ve doğal olarak) ayda bir kez gözlemlenen Sebt, daha sonra Hristiyanlar tarafından Yaratılış mitleriyle birleştirilip işe yarar bir şekilde haftalık hale getirildi. Böylelikle günümüzde sert adaleli, sert kasketli, sert zihinli erkekler, adet görmeye ilişkin arketip psikolojik bir tepki sayesinde pazar günleri işe gitmekten kurtulmuşlardır.
....
Lüzumlu ve lüzumsuz delilikler vardır. İkinci gruba girenler Güneş karakteri taşır birinci gruba girenlerse Ay ile bağlantılıdır.
Lüzumsuz delilikler, hırs, saldırganık ve ergenlik öncesine özgü endişeden oluşan gevrek bir karışımdır, çok uzun zaman önce atılmış olması gereken bir çöp yığınıdır. Lüzumlu delilikler, kişinin, akranları ne kadar kaçık bulsa da erdemli ve doğru olduklarını içgüdüleriyle sezdiği dürtülerdir.
Lüzumsuz delilikler insanın başını kendisiyle belaya sokar. Lüzumlu delilikler insanın başını başkalarıyla belaya sokar. İnsanın başının başkalarıyla belaya girmesi her zaman daha iyidir. Hatta lüzumlu olabilir.
Şiir, şiirin iyi yazılmışı, Ay özelliklerini taşır ve lüzumlu deliliklerle ilgilidir. Gazetecilik Güneş özellikleri taşır (Güneş adında pek çok gazete varken hiçbirinr Ay adı verilmemiştir) ve lüzumsuzluklara adanmıştır.
....
Saygı ve itaat yeminleri etmek yerine, yardım ve yataklık edeceğimiz sözünü vermeliyiz belki..
....
"Dünyanın öbür ucuna dek onun peşinden gideceğim." diye hıçkıra hıçkıra ağladı.
Evet şekerim ama dünyanın bir ucu yok. Kolomb bunu saptamıştı.
....
(Mutluluk gözyaşları sahne sağından çıkar. Şaşkınlık gözyaşları sahne solundan girer, yer ışıklarına doğru ilerler.)
....
Bir pastanın üstünde yirmi mum. Bir pakette yirmi Camel. Geride bıraktığımız yirmi yüzyıl. Peki ya sonra?
Bir pastanın üstünde yirmi mum. Bir pakette yirmi Camel. Federal kodeste yirmi ay. Genç bir kızın boğazından aşağı yuvarlanan yirmi kadeh tekila. Hazreti İsa'nın son kez kıç üstü oturuşundan bu yana yirmi yüzyıl geçmiş ve onca zaman sonra bizler tutkunun çekip gittiğinde nereye gittiğini hala bilmiyoruz.
....
Ahmaklar, örgütlü davalara hizmet konusunda en uygun kişilerdir; çünkü nadiren yapacak daha yaratıcı bir işleri olur ve böyle bir işleri olsa bile dar görüş nedeniyle kısıtlandıklarından o işi muhtemelen yapmazlar.
....
Bernard'ın dolunay ışığının dört buçuk metre yükseklikteki kırk vatlık bir ampule eşit olduğunu söylediğini hatırladı.
....
"Bak hayatım, sevgilin nam salmış biri. Orospu çocuğunun her şeyden bomba yapabileceği söyleniyor."
....
Dört elementten üçü tüm yaratıklar tarafından paylaşılır ama ateş yalnızca insanoğluna bağışlanmış bir hediyeydi.
....
Bir nefes sigaraya, bir lokma yemeğe, bir fincan kahveye, bir parça göte ya da temposu hızlı bir öyküye ihtiyaç duyduğu halde nasibine hepi topu felsefe düşen her zeki kişinin yapacağı gibi dik dik bakıyorlardı ona.
....
İnsan kendi kurallarını da bozamadıktan sonra kimin kurallarını bozabilirdi?”
Tom Robbins, Still Life with Woodpecker

“Kim bilir belki de…
Şeytan, Tanrı’nın bilinçaltından başka bir şey değildir.
...
Kutsal kitaplar sanattan ve sanatçılardan en az söz eden kitaplardır…
...
Bütün hibeler, bağışlar, sadakalar ve teberrular hayırsever işadamlarının yoksulluk sayesinde yaptıkları varlıklarının yoksullara dağıttıkları yüzdeleridir.
...
Bugün herkes tüketmeye çalıştığı nesnelerin üretiminde çalışarak tüketilen birer nesnedir. Hem üretici hem de tüketici olarak iki ucundan yakılmış bir mumdur.
...
“Gerçekten çok şanslıyım, çünkü mutsuzluğumu bedavaya getiriyorum.” derdi bir berduş. “Kimileri her gün on iki saat çalışarak ve kucak dolusu para harcayarak bu hale geliyorlar. Evet ben de herkes kadar keyifsiz ve yalnızım. Ama bunun için ne sabah dokuz akşam beş çalışıyorum ne de üstüne para veriyorum.”
...
Dünyanın kanseri işadamlarıdır.
Çünkü ancak kanser hücreleri beslendikleri organizmayı harap ederek çoğalırlar.
Büyümek için büyü.
Çoğalmak için çoğal.
İlerlemek için ilerle.
Kalkınmak için kalkın.
Kapitalizmin ve kanserin ideolojileri birbirlerinin tıpatıp aynısıdır.
...
Çalışmaktan bir hak gibi bahsedilmesi ve bunun anayasalara girmesi ne garip!
Çalışmak ne bir hak, ne de bir ödevdir. Kötü bir kaderdir sadece…
Sakat veya göle doğmak gibi.
...

Aylaklık; düşünmek, duymak ve yaşamak için bağdaş kurmaktır. Çalışmak ise bir gün bağdaş kurabilmek için boşu boşuna koşuşturmaktır.
...
Bir işadamının onca emekle çalışarak, çalıştırarak ve koşuşturarak yarattığına bakın; bacası tüten bir fabrika. Bir de sanatçıların yarattıklarına bakın; Mayıs ayında Floransa.
...
“Küçük, bedensel ve geçici hazları küçümseyrek ruhsal, büyük ve ilahi hazları arayan keşişlere, dervişlere, Hint’ten ve Rum’dan gelen ermişlere, sufilere, bilgelere sakın kanmayın.” diye fısıldadı Şeytan. “Hazzı hep göklerde arayanlar yeryüzünde bulamayan kabızlardır. Bu arif, aşık ve cümle evliya takımı işte böyledir; kendi kabızlık ve kasvetlerine gizemli mazeretler ararlar aslında.”
...
Cennetten kovulduğumuzda Tanrılar bize hem hatıra hem de yolluk olsun diyerek sadece üç şey verdiler. Biri haz, diğeri neşe, öbürü de dans. Gerisini; ayrılığı ve hastalığı, acıyı ve keder, can sıkıntısını ve her biri birbirinden boş ümitleri hep burada bulduk. İşte bu yüzden en doğru felsefelerin temeli neşe, sevnç, coşku ve hevestir. Kahkahalar ise yapıtaşları.
...
Düş kırıklıklarımızın yegane sebebi, çabanın hissesini daha yüksek sanmamızdır.
...
Kendimi bilmek ruhumu sıkıyor.
Kendini bilenler de canımı.
...
Ne yapmak ve ne olmak istediklerini çok iyi bilen insanlara ise acıyorum. Hiç mi hayal güçleri yok?
...
Yunanca’daki mutluluk (eudaimonia) sözünün içinde Şeytan (daimon) gizlidir. Bu bir tesadüf mü, yoksa bu olağanüstü adamların bilgeliklerinin yeni bir zirvesi mi? Eski Yunanlılar için Şeytan, bize doğru yolu gösteren iç sesimize verdiğimiz isimdir. Bu demektir ki, Yunanca mutlu olmak istiyorsanız Şeytan’ı işin içine karıştırmalısınız.
...
İnsan doğar, yaşar ve ölür.
Doğru da belki o sırayla değil.
...
Kadın terk edildiği ve aldatıldığı zamanlarda, bir de boşanırken hiç tereddüt etmez; kararlı, şuurlu ve son derece akıllı bir biçimde bütün umumi strateji ve nokta hücumu taktikleriyle delirir.
...
Feminizm; erkeklerin egemenliğindeki bir pazarda kadının kadınlığını değil işgücünü, aklını ve zamanını satmaya çalışmasıdır. Üretime, tüketime ve çalışmaya tapan bir toplumda kadının cinsiyetini bir mal olmaktan çıkartıp, bütün varoluşunu bir mal haline getirme gayretidir.
Eğer bu özgürlük olsaydı, bütün erkekler ezelden beri özgürdüler.
...
-Kadın 20. yüzyılda özgürlüğüne kavuştu.
-Yok yahu! Peki sonra ne oldu?
-Hiç. İş kölesi oldu.
...
Aforizma edebiyatın salçasıdır. Sadece aforizma yersen kusarsın.”
Emre Yılmaz, Şeytanın Fısıldadıkları

Chuck Palahniuk
“Yangın alarmı asla yangını haber vermez; en azından artık böyle.
...
...Ve Denny'yle ben bir tümör kadar safız.
...
Herkesin kör bir kaza kurşununa veya ani bir hastalığa kurban gitmeyi beklediği bir dünyada, bağımlıların yolun sonunda kendilerini neyin beklediğini bilmek gibi bir lüksü vardır. Nihai kaderinin kontrolünü biraz da olsa eline almıştır ve bağımlılığı sayesinde ölüm sebebi büsbütün süpriz olmaktan çıkmıştır.
...
"Sanki bir kumsaatinin dibinde yaşıyormuşuz gibi hissetmeye başladım."
...
Hayatımızın her günü örneğin televizyonun önünde yok olup gideceğine, diyor Denny, yaşadığımız her günü bir kaya göstersin.
...
Dünya bir inilti veya patlamayla değil de, ihtiyatlı ve zarif bir anonsla sona erecek: "Bill Rivervale, telefondan aranıyorsunuz, ikinci hattı alın lütfen." Sonrası, hiçlik.
...
"İnsanın gençliğini bir şeyle takas etmesi gerekiyor..."
...
İnsan bağımlıysa, sarhoş ya da kafası iyi olmak veya acıkmak dışında hiçbir şey hissetmez. Yine de, bu hisleri üzüntü, öfke, korku, endişe, hayalkırıklığı ve depresyon gibi diğer hislerle kıyaslayınca, herhangi bir bağımlılık artık gözünüze o denli kötü görünmez. Aksine, çok makul bir seçenek gibi görünür.
...
...ihtiyaç duyulmak istiyorum.
...
"Çocuk doğurmak için izin alman gerekmiyor. Öyleyse niye ev yapmak için izin alman gereksin ki?"
...
Anlamadığımız şeylerle yaşayamıyor oluşumuz ne kötü. Her şeyin etiketlenmesine, açıklanmasına ve yeniden yapılanmasına ne kadar da ihtiyacımız var. Ksinlikle açıklanamıyor olsa bile. Tanrı'nın bile.
...
“Gerçek şu ki, her önüme gelenle yatmamın sebebini aslında bilmek istemiyorum. Sadece yapıyorum; çünkü kendine iyi bir sebep söylediğin anda, onu didiklemeye başlarsın.”
...
“Herhangi bir şey yaratma riskini göze alamadığım için ömrüm boyunca her şeye saldırdım...”
...
“Burada önemli olan süreç, bir şeyleri bitirmek değil.”
...
Hatırlayabildiğimden daha uzun bir zamandan beri ilk kez huzurlu hissediyorum kendimi. Mutlu değil. Üzgün değil. Endişeli değil. Azgın değil. Sadece beynimin daha üst bölümleri dükkanları kapatıyor. Beyin korteksi. Cerebellum. Problemim işte orada.
Kendimi sadeleştiriyorum.
Mutlulukla hüzün arasındaki mükemmel ortayı yakalamış durumdayım...
Çünkü süngerler asla kötü bir gün geçirmezler.”
Chuck Palahniuk, Choke

“Eğer ortak bir hikayenin içinde isek” dedim, başka kimse olmadığı için kendime, “o nasıl şahsi kalabiliyor ya da bende eksik olan nedir? Yani nedir, mesele nedir?”
-
Ayrıca ben yorulmayı sevmez, gerekliliğine inanmaz, inanan ve yorulanlar ile karşılaştığımda bunu belli etmez, fakat bir yandan da onlarda eksik ya da fazla olanın ne olduğunu düşünürdüm.
-
Sorularda iyi cevaplarda tutuktum. Bu tutukluk uzun kirpikli kuş çizimlerine yarıyor, kuş her defasında biraz daha renk ve ayrıntı kazanıyordu. Bir gün “kışşt” desem uçacağı fikri geldi. Fikir, kafayı yemekte olduğum hissiyle kol kola geldi. Sarardım.
“Takılma,” dedi bir ses, “yürü, yürümek durmaktan iyidir.”
-
Bir gün kapı zili çalmış da açmıştım, güzeller güzeli, çilli muzır bir velet kapıda belirmiş, “Buyurun, kimi aradınız?” diye sormuştum, o da “Beni annem gönderdi.” demiş, ben de çocuğun yanlış zili çalmış olabileceğini düşünmek yerine, tanıdığım kadınlardan hangisinin çocuğa benzediğini…
-
“Kendi Başına Davranabilen Kahraman Hali: Denendi. Fakat henüz başarılamadı.”
-
Her pencerenin ardında bir televizyonun ışığı deli danalar gibi dönüp duracak, her sabah giden insanlar, her akşam dönecekti. Onlar gidip geldikçe “Nedir, mesele nedir? şeklinde bir soru kafamı karıştıracaktı. Garip rüyalar görecek, ay ile konuşacaktım. “Hayat hakkında fikrim yok” diyecektim kendi kendime.
-
Söz ettiği şeylerin birbirleri ile bağlantısı yoktu. Bir fikirde durma nedeni, sanki başka bir fikre geçmek içinmiş gibi, sonsuza kadar konuşacakmış hissini veren bir ritm ile akar, akmayıp uçuşurdu.
-
Memleketimin ovaları, kırları, ana vatan, baba ozağı gibi kelimeler kullanarak yaklaşık yarım saat süren tek cümleyle direnebilirdim. Clodin, “Karar ver artık,” diyebilirdi, “ana kucağı mı benimki mi?”
-
Soruyu alıp deniz kıyısına gidemezdim. Şimdi ve burda cevap vermek gerekirdi.
-
“Güzel konuştun.” dedi., “bunun dansı nasıl olur?”
“Yerim dar.”
-
“Gidelim mi, kalalım mı?”
“Kalıp ne yapacağız?” dedi, “bari zıplayalım da hareket olsun.”
-
Stella giderken gerçeğini de beraber götürüyor olabilir. Bu sadece bir gemi adıdır ve söylenen şey, kaptan ile belki, hatta piyanist ile büyük ihtimalle, fakat gemi ile biraz zor olabilir.
-
Bizim için gidiyor olan ise, gittiği yer için geliyor olabilir. Bu durumda gittiği yere gidip orada bekleyebiliriz.
-
Mesele buydu, bu böyleydi. Derinden hissettim. His gitti, rahat ettim.
-
Nereden baksam birkaç saatim vardı. Nereden baksam acaba?
-
Bir uçurtma için en güzel uçuşun ipi kopukken olabileceğini düşünürdüm. Bazıları buna “düşme hali” diyebilirdi.
-
Ondan söz edildiğinde, asla doymayacak bir kuyu açlığıyla dinlemenin ve dolup dolup gecelerioyalanmak içişn eşşek kulaklı bir kralın hikayesini sabahlara kadar ezberden tekrar etmenin nasıl bir şey olduğunu bilmeyebilirlerdi. Sorsalardı söylerdim. “Vallahi” derdim “ben de bilmiyorum bu kadar derine tüpsüz nasıl daldığımı göğsümde bir ağırlık hissetmeden.”
-
Annem bana gerçekleri kabul etmesini, hayat ise onlardan kaçmasını öğretmiş olabilirdi.
-
Beni duymayabilirdi. Ben duyulmadığım yerlerden gitmek hastaığına tutulmuş olabilirdim. Tedavisi kırk beş derecelik sıvılarda boğulur gibi yapmak olabilirdi. Deneyebilirdim.
-
Kapı kilidinde anahtar önder, altıma yapardım? Kızlar yurttaşlık bilgisi kitabını açar, ben kafiye uğruna camdan kaçardım?
-
“Ben gidiyorum” dedim birdenbire.
“Nereye?” dediler
“Bilmem” dedim “içimden geliyor.”
-
Tezgah sesleri gidince, var olduğu mekanın duygusu da gidecek, ‘han’ın ve dokumacının varlığından kuşkuya düşecektim.
-
“Aslında ben size taş kuşu sormak istiyordum fakat hikaye kendi başına akıyor ki başka soru sordum.”
-
“Bu kadar kayıptan sonra geriye kalan nedir ve hakikaten nedir, mesele nedir?”
-
Pencereden bakan, içine kapalı biri olmuş, içinde dolanıp durmuş, kendine dolaşılacak bir iç yapmış, tırtıl olmuş kendine koza yapmış, vazgeçmiş kelebeklikten orada kalmış…”
İlhami Algör, Albayım Beni Nezahat ile Evlendir

Chuck Palahniuk
“Bu ömür boyu sahip olduğum altı yüz kırk birinci balık. Tanrı'nın yarattığı başka bir canlıya bakmayı ve sevmeyi öğrenmem için ailem yıllar önce ilk balığımı almıştı. Sahip olduğum altı yüz kırk balıktan sonra öğrendiğim tek şey, insanın sevdiği her şeyin bir gün öleceği oldu. O özel kişiyle karşılaştığın ilk anda, onun bir gün ölüp toprağın altına gireceğine emin olabilirsin...
...
Gerçek, parlayıp ışık saçmaz.
...
Öyle sıkıcı işler vardı ki, çalışmamak için insan kendini sakat bırakabilirdi.
...
Zamanın sınırlı olduğu, kanunlar ve emirlerle dolu ve mülkiyete dayalı bu dünyada insanların yaşayabilecekleri tek gerçek macera uyuşturucu.
...
Birinin zayıf olduğunu hayal etmek, onun güçlü olduğuna inanmaktan çok daha kolay.
...”
Chuck Palahniuk, Survivor

82196 SHROOMZ UNITE! — 46 members — last activity Feb 27, 2014 01:41PM
All was well in the land of Shroomz... that is, until the Hive aliens attacked. Join with your friends on a mission to destroy the evil aliens that w ...more
81831 book lover/roleplaying paradise — 48 members — last activity Jun 28, 2015 09:28AM
For people who absolutely love books and like to role play!
27167 Turkish Books in GoodReads.com — 1439 members — last activity Jul 25, 2015 03:09PM
Bu sitenin amacı; her türlü Türk Edebiyatı ile ilgili kitapları goodreads.com sitesine eklemek ve Türk Edebiyatı'nın zenginliğini dünyanın her yerinde ...more
25661 Türk Kitap Kurtları — 1123 members — last activity Jul 24, 2015 07:24AM
Türk Kitap Grubu
220 Goodreads Librarians Group — 51849 members — last activity 10 minutes ago
A place where all Goodreads members can work together to improve the Goodreads book catalog. Non-librarians are welcome to join the group as well, to ...more
More of Anofel’s groups…
Ceren Ç...
90 books | 18 friends

Emre İlgar
817 books | 910 friends

Tuğçe Ş...
113 books | 69 friends

Zeynep K
392 books | 196 friends

Melisa ...
114 books | 37 friends

Burcu
207 books | 45 friends

Meltem ...
127 books | 80 friends

Sevgi Şen
122 books | 37 friends

More friends…

Quizzes and Trivia

questions answered:
2 (0.0%)

correct:
1 (50.0%)

skipped:
12 (85.7%)

1731840 out of 3430672

streak:
0

best streak:
1

questions added:
0



Polls voted on by this member