Ikikavanozbal’s Profile

Sign in to Goodreads to learn more about Ikikavanozbal.

http://ikikavanozbal.tumblr.com/
http://www.goodreads.com/ikikavanozbal




Yaşamak
Ikikavanozbal is currently reading
bookshelves: currently-reading
Rate this book
Clear rating

 

Ikikavanozbal's Recent Updates

Ikikavanozbal started reading
Yaşamak by Cahit Zarifoğlu
Rate this book
Clear rating
Spilled Blood by Brian Freeman
Spilled Blood
by Brian Freeman (Goodreads Author)
read in December, 2014
Rate this book
Clear rating
Ikikavanozbal wants to read
The Boy in the Striped Pajamas by John Boyne
Rate this book
Clear rating
Tutkunlar - Kült Kitap by Özge Baykan
Tutkunlar - Kült Kitap
by Özge Baykan
read in December, 2014
Rate this book
Clear rating
Ikikavanozbal wants to read
Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku by İlhami Algör
Rate this book
Clear rating
Ikikavanozbal started reading
Tutkunlar - Kült Kitap by Özge Baykan
Rate this book
Clear rating
Ikikavanozbal is currently reading
Spilled Blood by Brian Freeman
Spilled Blood
by Brian Freeman (Goodreads Author)
Rate this book
Clear rating
Handle with Care by Jodi Picoult
Handle with Care
by Jodi Picoult (Goodreads Author)
read in December, 2014
Rate this book
Clear rating
Ikikavanozbal wants to read
I Am Malala by Malala Yousafzai
Rate this book
Clear rating
Ikikavanozbal wants to read
Breakfast of Champions by Kurt Vonnegut
Rate this book
Clear rating
More of Ikikavanozbal's books…
Alper Canıgüz
“sanem hanım. sanem. evlen benimle sanem. kadınım ol benim. yasadıgım tüm acıları, yaptıgım bütün kötülükleri, pismanlıklarımı, hatalarımı akla. basına çiçekten taçlar yapayım, sana siirler yazayım, seni her gece masallar anlatarak uyutayım. bazı aksamlar dvd’de film seyredelim seninle. birlikte hüzünlenelim, birlikte gülelim. sanat galerileri gezelim. sen benden daha çok anla modern sanatı. gördügümüz eserlerin ne anlama geldigini açıkla bana, ben basımı sallayayım. ah ben ne aptalmısım! nasıl olup da varlıgından kuskuya düsmüsüm? oysa hayat denen bu yaranın seni bulmak dısında ne anlamı olabilirdi ki? bak simdi her sey ne kadar açık görünüyor oysa. ilk görüste aska inanırsın, degil mi sanem? evet, çok dogru. ben de baska türlüsüne inanmam zaten. biliyor musun sanem, ben seni hep severim. her gün daha çok severim. bak mesela pencerenin önüne bir kus konar ben seni severim, bir tren yolculugunda pencereden dısarı bakarken derme çatma bir ev gözüme çarpar ben seni severim, burnuma eskilerden, hangi uzak hatıraya ait oldugunu bir türlü çıkaramadıgım bir koku çarpar ben seni severim, kafama kus sıçar ben yine seni severim… anlıyor musun beni? sonra ben bazen biraz fazla kıskanç olabilirim. diyelim yazlık bir yere gitmisizdir de, bir aksam sen çok hos bir tunik giymissindir, oradaki bütün erkekler bayılır sana, hemen asık olur. ben mesela tunik nedir onu bile bilmeden kıskançlıktan çatlayabilirim böyle bir durumda. ama belli etmem. ama sen yine de sezersin. öyle bir laf edersin ki ben, benden baska hiç kimseye bakmayacagını anlarım. o kadar da incesindir. bir de bir iyilik rica edecegim senden. gözlerine o elem ifadesini yükleyen alçagın adını söyle bana. söyle ki, ona hemen düello sahitlerimi göndereyim. silah seçimini o yapsın. evet. utanarak kabul ediyorum ki, bunu bir yerde okudum. ama ne fark eder? bütün siirler, romanlar senin için yazılmadı mı zaten? sarkılar senin için söylenmedi mi? masumların kanı senin için akmadı mı? ruhum hep seni aradı benim sanem. hep seni arar. milyonlarca yıl geçsin, sistemler çöksün, günesler patlasın benim ruhum seni arar. ve biliyor musun sanem, bulur da. simdi buldugu gibi bulur. seni seviyorum. seni seviyorum. seni seviyorum.”
Alper Canıgüz, Gizliajans

Haruki Murakami
“It's like Tolstoy said. Happiness is an allegory, unhappiness a story.”
Haruki Murakami, Kafka on the Shore

Cemal Süreya
“Senin eşsizliğin, bulunmazlığın üzerine ne söylesem eksik kalır. Sadelikten korkmayan bir kadınsın bir kere. O köprünün altında vb. satılan balık-ekmekten alıp yemek istemen beni en çok gönendiren şeylerden biri. Sana ondan almak istemeyimişimin tek nedeni midenin sağlığını düşündüğümdendir. Bunu kaç kez söyledim de sana. Adapazarı'ndaki kızla -neydi adı onun?- çektirdiğin fotoğrafta senin bütün hayat tavrın gizli. En gösterişsiz koşullarda da sen, o koşullardan hiç utanmadan, hiç yüksünmeden, bir ayağını gözüpek bir rahatlıkla ileri atabilirsin. Beni nasıl savunursun sonra. Birisi bana çok şişmanladığımı söylemişti de, hemen saldırıya geçmiş, şişman olmadığımı ileri sürmüştün. Oysa pekala fazla okkalanmıştım o günler. Sen busun işte. Sevdiğini her durumda savunursun, onun kusurlarını görmezsin. Ne sevgilisin sen.”
Cemal Süreya, On üç Günün Mektupları ve 1967-1978 Mektupları
tags: love

“Editör Hanım, elime kalem aldığımda sahip olduğum meziyetlere romanım basılırsa, belki günlük hayatta da sahip olabilirim! Bütün umudum bu!

Romanım basılırsa, beni kovalayan saksağanların karşısına korkusuzca dikilebilirim. Her sabah gazete almaya giderken selamlaştığım ada görevlisi Nedim'in, gündüzleri apartman boşluğunda sesleri yankılanan, kapı aralarından, gözetleme deliklerinden bana bakan komşu kadınların ve Nazlı'nın ailesinin karşısında nihayet düzgün bir kıyafetle çıkabilirim. Yazar kıyafeti. Fena değildir. En azından eskrimci kıyafetiyle dolaşmaktan daha iyidir. Çünkü toplu konutlardaki hemen herkes bana, ani bir hamleyle kalplerinin üzerindeki bir düğmeye dokunup iç dünyalarının çirkin ışığını yakacakmışım gibi çekinerek bakıyor.

Romanım basılırsa, futbol sahasında gösterdiğim beceriksizlikler belki bir uyuşmazlık mahkemesince çözüme kavuşturulabilir. Topu göğsümde yumuşatamayaşım, sağ ayağımı hiç kullanamayışım, ortalarımın berbat olması filan, hepsi affedilebilir. İstifa edip evde oturmam, kitap okumadan, tek bir cümle yazmadan sadece hayal kurarak boş boş geçirdiğim saatler bir vicdan sorunu olmaktan çıkar. Belki, John Mayall'dan Sensitive Kind'ı veya 16 Horsepower'dan Sinnerman'i acze düşmeden, ikide bir burnumu çekmeden dinleyebilirim. Geçmişle ilgili hiçbir marazi duyguya kapılmadan çilek reçeli yapabilirim, hatta şeftali reçeli de.

Ayrıca, romanım basılırsa, daha çekici bir erkek olabilirim.

Bir kitaptan ne çok şey bekliyorum, değil mi Editör Hanım, tıpkı bir kadından beklediğim gibi.”
Barış Bıçakçı, Sinek Isırıklarının Müellifi

Sinan Sülün
“İçkisi, sigarası gibi arkadaşı da yoktu. Bekardı. Şimdiye kadar hiç sevgilisi olmamıştı. Çok konuşmazdı. Çekingen ve sıradandı. ” Daha önce sizinle karşılaştık mı?” ya da “Bizim Mehmet’e ne kadar benziyorsunuz,” denilen insanlar gibi herkese benzeyen, toplu resimlerde “İşte şu ortadaki esmer” diye gösterilirken, “Hangi esmer?” diye sorulan, dar bir yolda karşı karşıya kalındığında ilk kendisinin çekilip yol vereceği bilinen, markette alışveriş yaparken insanların yanına gelip ”Salçalar hangi reyonda?” diye sorduğu, isminin sonuna asla ‘Bey’ alamayacak olan, yeni bir yere taşındıktan ancak altı ay sonra komşuları tarafından fark edilen bir tipti.”
Sinan Sülün, Karahindiba

BOOKWORM
528 books | 519 friends

Sezgi
483 books | 117 friends

Selin
961 books | 177 friends

Emre İlgar
723 books | 815 friends

Uyuyan ...
605 books | 165 friends

Barbaros
83 books | 36 friends

umut
598 books | 113 friends

E. Chai...
1,772 books | 258 friends

More friends…

Quizzes and Trivia

questions answered:
0 (0.0%)

correct:
0 (0.0%)

skipped:
0 (0.0%)

2962447 out of 2962447

streak:
0

best streak:
0

questions added:
0



Polls voted on by this member