Selman's Reviews > Gorgias

Gorgias by Plato

by
4317928
's review
Oct 24, 11

bookshelves: philosophy
Read in October, 2011 — I own a copy, read count: 2

Ben hakikaten sevmiyorum bu Platon'u ya. Gorgias'ı tekrar okuyunca tekrar farkettim. Şimdi kitap elimde değil, zaten sağlıklı analizler yapacak halim ve iştiyakım da yok ama özetle şöyle söyleyebilirim: Platon, Sokrates'in tartışmayı sanki son derece sistematik ve kullandığı kavramların her birini açık seçik tanımlayarak yürüttüğü gibi bir izlenim vermeye çalışıyor ve fakat aslında durum hiç de öyle değil.

Platon, Sokrates'in muhataplarını kendilerini bir şey sanan avanaklar gibi gösterip duruyor ve Sokrates'in, sazı eline aldığı zamanlarda son derece tutarlı bir düşünce çizgisini sürdürdüğü izlenimini uyandırmaya çalışıyor okurda. Halbuki hiç alakası yok. İyi, kötü, çirkin, üstün, değersiz... Bu kavramların hepsini kaypak bir şekilde, anlamlarının nerede sabitlendiğini anlamadığımız bir şekilde kullanıyor Sokrates. Hatta yer yer "bir şeyin çirkin olduğunu, o yüzden de kötü olduğunu" falan söyleyebiliyor. (Açıkça kaynak veremeyeceğim tabi şimdi ama "kötülük etmenin, kötülük görmekten daha kötü olduğunu" ispatlarken böyle bir şey yapıyordu mesela. Daha neler neler... Acaba terimlerin çeviride anlamsızlaşmasından falan olabilir mi bu? Yunanca bilsek durum farklı olur muydu acaba? Sanmıyorum ama böyle bir ihtimal de var elbette) Hatta Kallikles metnin içerisinde bir yerde "Sokrates, senin söylediklerin bana hiç inandırıcı gelmiyor ama sana itiraz da edemiyorum" falan diyordu da, Sokrates o çok bilmişliğiyle kendini hakikate teslim etmenin zorluğundan falan dem vuruyordu. Hadi lan oradan, demiştim okurken; Platon'un çizdiği şekliyle Kallikles safın önde gideni, Sokrates de diyalektik yöntemin, tartışmalarda üste çıkmanın ustası bi herif. Ondan oluyor o. (Muhtemelen Platon böyle bir yorumu hoş karşılamazdı tabi).

Üstüne üstlük Platon, tartışmanın karşı-taraflarına (Gorgias, Polon ve Kallikles) sormaları gereken yerde sormaları gereken soruları sordurtmuyor, pekala kabul etmeyebilecekleri sonuçları sanki akıl yürütmenin zorunlu sonuçlarıymış gibi kabule dayatıyor, dahası Sokrates o muhteşem dehasıyla herkesin düşünce zincirindeki eksik halkaları bulup çıkarırken bir Allah'ın kulu da Sokrates'in atladığı, kusurlu olduğu, yanlış akıl yürüttüğü, kavramların anlamlarındaki muğlaklıklardan faydalandığı kısımları gösteremiyor. Bir yandan bu normal, Platon kendi akıl yürütmesindeki kusurları göremezdi elbette ve bu yüzden diyalog içerisinde kendi kendisinin hatalarını gösteremediği için ona çemkirmek yersiz olabilir. Ama bir yandan da diyaloğun Sokrates dışındaki tüm karakterlerinin Sokrates'ın görüşlerini açıklaması için işlevsel araçlar olarak kullanılması benim "Sokratesçi soruşturma" falan diye göklere çıkarılan şeye gıcık olmama yetiyor. Çünkü aslında ortada basbayağı uzun bir retorik var. Tartışma falan hak getire. Şu bizim klasik eserlerde "in kîle... feyekulü" ("eğer bu görüşe şöyle şöyle diyerek itiraz edilirse, biz de şöyle şöyle diyerek cevap veririz") kalıbı vardır ya hani, işte onun aynısını yapıyor Sokrates. Tartışmadaki karakterleri Sokrates'in görüşlerine şerh düşmek için kullanıyor resmen.

Neyse... Normalde üç beş olumlu şey de söyleyebilirim aslında Platon'un bu diyaloğu için ama kızgınlığım ve hayal kırıklığım daha baskın geldiğinden onları da yutuveriyorum. Pata küte yazdığım, üzerinde uzun boylu düşünmediğim vs. için yukarıda saçmalamış da olabilirim. Dahası, hakikaten bir şeyleri komple yanlış anlıyor, Platon'a hiç mi hiç nüfuz edemiyor da olabilirim. Bu mümkün tabi. Ama şu anki kafamla, Gorgias diyaloğunu okuduğumda, Platon hakkında aşağı yukarı böyle düşünüyorum işte.

P.S.: Bir de şey; metin eğlenceli sayılır. Yani sıkıla darala okumadım, tam aksine hayli akıcıydı diyalog. İki oturuşta bitti. Az önce de "Sofist" diyaloğunu okudum mesela (ya da "hızlıca okudum" diyeyim, atlayıp zıpladım çünkü sıkıldıkça), o hiç tat vermedi resmen. Gorgias diyalogu nispeten iyi, nispeten keyifli. Başta iki olan notumu, üçe çıkarıyorum o yüzden. İkiyi Sofist'e vereceğim. Ehehehe...

Sign into Goodreads to see if any of your friends have read Gorgias.
sign in »

Comments (showing 1-4 of 4) (4 new)

dateDown_arrow    newest »

Passive Apathetic Bir hocam, Platon'un hero-worshipinden haberdar olsa, önce Sokrates sinir olurdu ona demişti bi zamanlar. Yorumunu okuyunca o geldi aklıma.

Çok önemli değil aslında ama bi itirazım var, şu çirkin - kötü meselesi: Sokrates'in böyle düşünmesi normal değil mi? Yani, hani hep derler ya, kadim geleneklerde güzel ile iyi, çirkin ile kötü algısı aynıydı diye. Sokrates'in çirkinin kötü olmasını düşünmesi de kötünün çirkin olduğunu düşünmesinden kaynaklanıyor olabilemez mi?

Bi de "bizim klasik eserler" dediklerin de bu Platoncu kalıbı mı almışlar o zaman, çok bildiğimden değil ama Eflatun'dan epey etkilenmişler diye hatırlıyorum sanki.


message 2: by Selman (last edited Oct 25, 2011 05:05pm) (new) - rated it 3 stars

Selman Aslında bu yorumu yazdıktan sonra en az on kez "silsem mi acaba" diye düşündüm. Muhtemelen yazdıklarımla hem cahilliğimi ifşa ediyorum, hem de bile bile ukalalık yapıyorum çünkü. Hatta öyle ki, ben bile, adamcağızın bu kadar eleştirilmeyi hakeden bir şey yaptığına gönülden inanamıyorum.

Ama yine çok büyük ihtimalle, tam da bu hero-worshipping dediğin şey sebebiyle, bir yerinden bir kulp uydurup Platon'a çamur atmaktan da kendimi alamıyorum işte. (Sokrates'i ancak Platon aracılığıyla tanıdığımızdan ona çemkirmek anlamsız geliyor, o yüzden tek hedefim Platon :)

Platon böyle "felsefe tarihinin en büyük ismi, gelmiş geçmiş en büyük filozof, bla bla bla" olmasaydı, o meşhur Whitehead alıntısını ("Batı felsefe tarihi Platon'a düşülmüş dipnotlardan ibarettir") adamcağızın adının geçtiği her yerde duyuyor olmasaydım, tam aksine, kenarda köşede kalmış bir filozof olarak Platon'un diyaloglarını okusaydım, böyle küçümsemeyecek, içerisinde nice nice hikmetler bulacaktım, kimbilir (gerçi şu durumda dahi zekice bulduğum yerler, "iyiymiş bu" dediğim pasajlar var elbette, yok değil). Dolayısıyla söylediklerimde yerden göğe kadar haklı olduğumu falan düşünmüyorum, daha ziyade bir kızgınlıkla yazılmış, üzerinde de yeterince tefekkür edilmemiş şeyler onlar (ama bir gerçeklik paylarının olduğunu da düşünüyorum elbette, aksi takdirde söylemezdim zaten).

Zaten çirkin de olmuş yazı, ikinci kere okuyayım dedim, benim canım sıkıldı okurken. Cümleler çok sakil, metin ittire ittire okunuyor ancak. Neyse, kendimi bu kadar korumaya aldığım yeter, sizin itirazınıza geleyim :)

.

Yukarıdaki yorumu pata küte yazdığımdan maksadımı pek ifade edememişim ama
o çirkin-kötü meselesi (metinde "çirkin" ve "fena" olarak geçiyormuş bu kavramlar) şöyle bir şeydi:

Sokrates'le Polos tartışıyorlar ve Polos "kötülük görmenin, kötülük etmekten daha fena olduğunu" savunuyor. Sokrates de tam aksini iddia ediyor elbette. Ve klasik bir Sokratik diyalogtan beklenebileceği üzere, Sokrates soru sorup cevap alarak Polos'u "kötülük etmenin, kötülük görmekten daha fena olduğuna" ikna edecek. Diyalogu ana hatlarıyla alıntılıyorum şimdi:

S: (...) Söyle bana Polos, hangisi daha fenadır: Kötülük yapmak mı, kötülük görmek mi?
P: Kötülük görmek.
S: En çirkini hangisidir?
P: Yapmak.
S: En çirkin olan, en kötü olan değil midir?
P: Değildir.
S: Anladım ne demek istediğini; yanılmıyorsam, güzelle iyi, çirkinle kötü bir değil senin için.
P: Bir değil ya.

(...)

S: Peki, kötülük yapmakla, kötülük görmek derken senin görüşün neydi? Kötülük görmek daha fena, kötülük etmek daha çirkin demiyor muydun?
P: Evet, öyle diyordum.
S: E... Kötülük yapmak, kötülük görmekten daha çirkinse, daha çirkin olanın, daha acı verici, acılıkta, fenalıkta, ya da ikisinde birden, daha ileri olması gerekmez mi? Öyle değil mi dostum?
P: Evet.
S: Peki, kötülük yapmanın daha acı olup olmadığını düşünelim: Kötülük yapanlar, kötülük görenlerden daha çok mu acı çekerler?
P: Hayır Sokrates.
S: Demek, kötülük etmekte acı daha çok değildir, öyle mi?
P: Evet.
S: Acı çok değilse, öteki de çok değil midir?
P: Hayır, öteki çoktur.
S: Demek kötülük edenler yalnız ötekinde daha ileri giderler.
P: Evet.
S: Ötekinde, yani fenalıkta, değil mi?
P: Evet.
S: Kötülük etmek, fenalıkça daha üstündür, bu yüzden de kötülük görmekten daha fenadır, öyle mi?
P: Evet


(Gorgias, 474c - 475d; Melih Cevdet Anday çevirisi)

Şimdi, bu diyalogdaki terimlerin anlamları o kadar muğlak ve Sokrates bir argüman oluştururken onları o kadar garip bir biçimde kullanıyor ki, çekinmesem, kendisinden sonra Sofistler için söylenen bütün sıfatları şurada konuşan Sokrates'e atfedeceğim.

Platon'un yaptığı şey garip bir kere: Soruşturma başlar başlamaz Polos'a birbirinin çelişiği olan iki görüş atfediyor. Polos en başta kötülük yapmaya "daha çirkin", kötülük görmeye ise "daha fena" diyerek biz okurların hiç anlamadığı bir şey yapıyor. Daha bu noktada "fena"nın ve "çirkin"in ne anlama geldikleri belirsiz; ya da en azından, anlamı belirleme işi okura bırakılmış durumda. Bu, Sokratik diyaloglarda hep hissettiğim bir problem ve ben buna resmen gıcık oluyorum. Terimlerin içerikleri bu kadar belirsizken, güya zorunlu mantıksal çıkarımlarla sürdürülen bir diyalektik ne gibi bir anlam ifade edebilir ki? Böyle bir diyalektik olsa olsa ulaşılan sonuca dair bir "kesinlik vehmi" oluşturabilir, ki bu da Sokrat ve sonrasındaki klasik Yunan filozoflarının tam da "sofistlik" diye eleştirildikleri şey değil mi? Kesin olmayan bir şeyi, bir takım söz oyunlarıyla kesinmiş gibi göstermek?

Ya da diyelim ki, Platon pasajın ilerleyen kısmında terimlerin anlamını belirginleştiriyor ve "çirkin"in "acı veren", "fena olan" yahut bunların ikisi birden olan şey olduğunu söylüyor. Bu durumda Platon'un, Polos'un iddiasını, diyalektik sorgulamaya girişirken yaptığı bir cinlikle, zaten en başından çelişikmiş gibi göstermeye çalıştığını söyleyebiliriz. Oysa "kötülük görmenin, kötülük yapmaktan fena olduğu" argümanı savunulacaksa eğer ve savunma boyunca terimler Platon'un daha sonradan açıkladığı anlamda kullanılacaksa (anlamları sürekli değişip durmayacaksa), Polos'un en başta "kötülük görme"nin hem daha çirkin, hem de daha kötü olduğunu savunması gerekirdi. Polos'un diyalog içerisinde böyle bir basiretten yoksun oluşu, en fazla Platon'un Polos için basiretsiz bir adam portresi çizmeye çalıştığını gösterir. Sokrates'in iddiasının doğruluğunu göstermez.

Ya da mesela, başka bir şekilde anlatmaya çalışayım: "Daha çirkin olan, daha acı verici, acılıkta, fenalıkta, ya da ikisinde birden, daha ileri olan" ise eğer, kötülük görmek, kötülük yapmaktan daha çok acı verdiği için onun daha çirkin olduğu söylenemez mi? Ayrıca bu alıntının sonlarına doğru neden Polos "kötülük yapmanın, kötülük görmekten fenalık bakımından daha ileride olduğunu" kabul ediyor? Çünkü en başta kötülük yapmanın daha çirkin olduğunu söylemişti. "Çirkin"i "acı verici" yahut "fena" olan anlamında mı kullanmıştı peki?. "Fena" olan anlamında kullanmadığı kesin, yoksa kötülük görmenin daha fena olduğunu niye iddia etsin? "Acı verici" anlamında kullandıysa eğer, diyaloğun ikinci kısmında paşa paşa kötülük görmenin daha acı verici olduğunu kabul etmesi ancak ve ancak onun "çirkin" olmayı yanlış yere atfettiğini gösterir. Asıl çirkin olan da "kötülük görmek"tir o halde Polos'a göre. Peki bu durumda Polos'un iddiasında bir tutarsızlık olduğu gösterilmiş oluyor mu? Hayır. Sadece Polos'un soru-cevap sürecinin başında kendi iddiasına uygun olmayan bir cevap verdiği gösterilmiş oluyor. Dolayısıyla kötülük etmenin mi, kötülük görmenin mi daha kötü olduğu meselesinde hiç yol alınmamış görünüyor. Ama metinde, sözkonusu sorgulamanın ulaştığı sonuç Polos'un iddiasının tutarsız olduğudur ve Polos Sokrates'in görüşünü kabul etmek zorunda kalır. Çünkü Platon, bir kurnazlık yapmış ve Polos'u tutarlı bir şekilde iddiasını destekleyemeyecek kadar safdil bir karakter kılarak sorgulamayı şikeli hale getirmiştir. Kısacası şu: Platon, Sokrates aracılığıyla Polos'un iddiasını gerçekten irdelemiyor, bu iddianın tutarsızlığını sahih bir analiz vasıtasıyla göstermiyor. Aksine bu iddiayı gürültüye getiriyor, Polos'un keyfî tutarsızlıklarında boğuyor ve bütün bunları okurun gözünden sakladığını düşünerek sonuçta iddianın tutarsızlığını sergilediğini ilan ediyor.

Bu yüzden diyorum ki ben, ortada gerçek bir sorgulama yok aslında. Daha ziyade bir görüşün, karşıt görüşler elçabukluğuyla defedilerek, sanki doğruluğu ispatlanmış ya da en azından karşıt görüşlere olan üstünlüğü gösterilmiş gibi sunulması var. Ve Platon'un diyaloglarında Sokrates, hep böyle cinlikler yapan bir kişi olmasına rağmen, antik Yunan'da hakikatın peşinde olan, gerçeğin deresini bulandıranlara karşı yalın kılıç savaşan biricik filozof olarak tasvir ediliyor ve ben buna fena halde sinir oluyorum. (Sözkonusu cinliğin bu gün rastladığım bir başka örneği de Protagoras 329c-331c arasında var mesela. Ama onu da alıntılamaya kalkmayacağım tabi :)

.

Son olarak; "bizim klasik eserler"le neyi kastettiğimi tam ben de bilmiyorum aslında. Lisans öğrenimim boyunca karşılaştığım klasiklerin çoğunluğunu gözönünde bulundurarak bir genelleme yaptım ve bunlara "bizim klasikler" dedim :) Ama kelam ve fıkıh klasiklerinde bu kalıbın sıklıkla kullanıldığını kesin bir şekilde biliyorum, pek çok örneğiyle bizzat karşılaştım çünkü. Şimdi aklıma bariz örnekler gelmiyorsa da klasik İslam felsefesi eserlerinde de sıklıkla vardır bu kullanım desem, eminim yanlış olmaz.

Yine de muhtemelen bizimkilerin kullanımının Platon'unkiyle bir alakası yoktur. Bir kere kimse diyalog türünde yazmıyor zaten, "şu şöyledir, bu böyledir" diye sayfalarca dümdüz anlatıyorlar. Arada da durup "eğer birisi bu dediklerimize şöyle şöyle itiraz ederse, bizim ona vereceğimiz cevap da budur" deyip iddialarına yöneltilebilecek muhtemel itirazları savuşturmaya çalışıyorlar. Dolayısıyla ortada formel bir benzerlik yok aslında pek. (Yani var da elbette bir benzerlik, "Platoncu kalıbın alınması" diyebileceğimiz türden bir benzerlik yok sanki)

Benim benzetmem, Platon'un sanki "görüşlerin çatışması" gibi sunduğu Sokratik diyaloğun aslında görüşlerin çatışması falan olmadığına işaret etmeye yönelikti. Demek istiyordum ki, nasıl bir mütekellim eserinde bir sorgulama falan yapmıyor, karşıt görüşlere ancak kendi görüşünü güçlendirebilmek adına, işine geldiğince ve işine geldiği kadar yer veriyorsa, Platon da benzer bir şey yapıyor.

Bütün bunlar çok iddialı laflar, çok boyumdan büyük cümleler ama neyse. Söylemiş bulunduk bi kere, silmeye kıyamıyorum :)


message 3: by Selman (new)

Selman Eyh, oku oku nereye kadar ikinci yorumun yarısında bıraktım okumayı arkadaş. Goodreadse yeni bir soluk yeni bir tarz getirmek gibi bir yola çıktığını görüyorum selman bey. fena gözükmüyor ama sürekliliği sağlamazsın sen şimdi bu konuda. neden çünkü yorum yaptık, selman beyden beklenti içine girdik. hata mı yaptık? neyse küfür mü ettim, tebrik mi ettim onu da sen anla artık selman.


Passive Apathetic Birkac seferde okudum yazdiklarini, hakkini verebilmek icin.

Platon icin aslinda sofistlerden pek de farkinin olmadigi elestirisini hep yapiyorlar, degil mi? Sayende delili ile de gormus olduk.

Bir de; Socrates would have been proud of you :)


back to top